Türkiye'nin ilk otoprodüktör rüzgar enerji santralını kuran ve şu anda Türkiye'deki
üretim yapan üç rüzgar santralından ikisinin sahibi olan Demirer Holding, yine
bir ilke imza atarak Ege Serbest Bölgesi'nde kurduğu kanat üretim fabrikasında
bu ay sonunda üretime başlıyor.
Rüzgar enerjisi sektöründe dünyanın ikinci büyük üreticisi olan Alman Enercon
ortaklığıyla kurdukları fabrikaya 11 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını belirten
Demirer Holding Yönetim Kurulu Üyesi Önder Demirer, fabrikayı Türkiye'de rüzgar
enerjisi sektörünün gelişeceği düşüncesiyle kurduklarını, ancak sektörün hala
yerinde saydığını söyledi.
29 enerji projesi başta olmak üzere rüzgar enerjisi sektöründe yasal sorunların
bir türlü çözülemediğini vurgulayan Demirer, "29 proje içinde bizimde 200 MW'lık
projemiz vardı. Bu projeleri 2002 sonunda bitireceğiz diye devlet bizden taahhüt
istedi, bizde verdik. Bunun üzerine hemen fabrika yapımına başladık, ay sonunda
üretime başlıyoruz ama projelerimizin geleceği hala belli değil" dedi.
Bu projelere milyonlarca dolar para ve uzun yıllar harcadıklarını belirten Demirer,
projelerin önünün açılmaması halinde uluslararası tahkime giderek haklarını arayacaklarını
söyledi. Demirer, DÜNYA'nın sorularını yanıtladı:
- Demirer Holding'in faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?
- Demirer Holding 1974 yılında kuruldu. 1978'de Anka Kablo fabrikasını alarak
enerji sektörüne girdi. 1980'de Demirer Kablo kuruldu. Daha sonra Kavel Kablo'yu
satın aldık. 1996'da rüzgar enerjisine yoğunlaştık. Biz rüzgar konusunda çalışmalar
yapmaya başladığımızda Türkiye'de rüzgar santralı yoktu. 1996 Mayıs'ında başladığımız
çalışmalarımız 1997 Ağustos'unda ilk otoprodüktörü imzalamamızla sonuçlandı. Böylece
Türkiye'nin ilk otoprodüktör rüzgar santralını Çeşme'de 1998 Şubat'ında üretime
geçirdik. 1.7 MW'lık üretim kapasitesi olan bu santralın üretimini Delta Plastik
fabrikamızın elektrik enerjisine mahsup ediyoruz. Bozcaada Santralı'mız ise 2000
yılında açıldı. 10.2 MW kurulu güce sahip olan bu santral bugüne kadar 75 milyon
KW/saat enerji üretti. Yani şu anda Türkiye'de çalışan üç rüzgar santralından
ikisi bizim.
- Bazı projeleri neden gerçekleştiremediniz?
- Tüm Ege kıyılarında yaklaşık 100 değişik yerde rüzgar ölçümleri yaptık. Bu
ölçümler sonucunda toplam 700-800 MW'a çıkacak kadar çeşitli projeler yaptık.
Enerji Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda bu oran 200 MW'a kadar düştü.
Bu projeleri yapamadık çünkü gerçekten çok büyük şanssızlıklar üstüste geldi.
Biz bu işe girdiğimizde İmtiyaz Hukuku'na tabiydik. Hesaplarımıza göre de birçok
projemizi 1998'de bitiriyorduk. Ancak Danıştay yeni bir uygulama başlatarak bizden
DPT onayı istedi. DPT'den Mazıdağı ve Bozcaada projelerine onay aldık ancak bu
kez de Enerji Bakanlığı Tahkim Kanunu çıkıyor diye bekleyin dedi. Bu kanunun çıkması
da Ocak 2000'i buldu. Projeleri Ekim 2000'de imzaladık. Bu seferde kriz, Hazine
garantisi, Beyaz Enerji Operasyonu derken bürokratlar iyice korktu. Şubat 2002'de
Anayasa Mahkemesi imzalanan projelerin mutlaka yapılması gerektiğini söyledi.
Ama gelinen nokta, hala beklemedeyiz.
- Böyle bir ortamda fabrika yapımına nasıl karar verdiniz?
- Biz bu fabrikayı yapmaya Alman ortağımızla birlikte 5 dakikada karar verdik.
Çünkü Enerji Bakanlığı 23 Haziran 2000 tarihinde tüm firmalara faks göndererek
projelerin 2002'ye kadar bitirilmesini taahhüt edin dediler. Bizim de bu projeler
içinde 200 MW'lık projemiz vardı. Bu projeler için 350 türbin, 900 kanat gerekiyordu.
Hem kendi projelerimiz için hem de sektörün ihtiyacını karşılamak için kanat fabrikası
kurmaya karar verdik. Fabrikanın yatırımına geçtiğimiz aralık sonunda başladık
ve 7 ay gibi kısa sürede bitirdik. 11 milyon dolarlık yatırım yaptığımız fabrika,
7 bin metrekaresi kapalı alan olmak üzere toplam 33 bin metrekarelik alan üzerinde
kuruldu. Yıllık 500-600 kanat üretim kapasitesi olan fabrikada ay sonunda üretim
başlayacak. Ama bizim imzalı projelerimizin bile hala önü açılmadı. Bu nedenle
hedefimiz yüzde 100 ihracat olmasa da tamamını ihraç etmek zorundayız. Yunanistan
ve İtalya'ya ihracat yapacağız.
- Bu gelişmeleri Alman ortağınız nasıl değerlendiriyor?
- Enercon firması dünyanın en büyük ikinci büyük rüzgar enerjisi türbinleri üreticisi.
Bu yıl ki cirosu 1.6 milyar Euro yani 3 katrilyon civarında olan bu firma yılda
yaklaşık 500-600 milyon dolarlık yatırım yapıyor. Mazıdağı ve Datça projelerimizde
yüzde 50-50 ortak olduğumuz Enercon bu fabrikanın yüzde 52'sine sahip. Türkiye'de
rüzgar enerjisinin önü açılabilseydi ortağımız yatırımlarının büyük bir bölümünü
buraya kaydırabilirdi. En azından bu 29 projeye start verilseydi biz şu anda kanat
fabrikasının yanına jeneratör fabrikasını da kurmuştuk. Hatta ortağımız ne zaman
başlayacağız diye soruyor ama biz olmaz diyoruz. Olanları anlamakta tabii ki güçlük
çekiyorlar. Çünkü projelerimizin altında Enerji Bakanı'nın bile imzası, uluslararası
tahkim hakkımız var, üstelik taahhüt de istediler onu da verdik ama olmuyor.Bunu
yanlız onlar değil biz de anlamakta zorlanıyoruz.
- Uluslararası tahkim hakkınız var. Ne zamana kadar mücadele etmeyi düşünüyor
sunuz?
- Tercihimiz asla bu yola başvurmak değil ama biz bu işe milyonlarca dolar para
harcadık ve yıllarımızı verdik. Bizden 2002 sonuna kadar bitireceksiniz diye taahhüt
istediler verdik, bu nedenle de bütün hazırlıklarımızı buna göre yaptık. Şu anda
başlayın deseler başlayabiliriz. Dolayısıyla çaresiz kalırsak gerekirse Cenevre'ye
gidip uluslararası tahkime başvuracağız. Üstelik bu davalar 380 günde sonuçlanıyor.
Hedefimiz bu değil ama bu kadar zarara biz sebep değiliz. Hakkımızı aramamızdan
daha doğal birşey de olamaz.
- Eylül ayından itibaren enerjide yeni uygulama başlayacak. Bu durum sizce rüzgar
enerjisini nasıl etkileyecek?
- Bu rüzgar enerjisi sektörünün gelişimini tamamen durdurur. Çünkü bunun dünyada
örnekleri var. İngiltere'de serbest piyasa sistemi uygulanıyor, rüzgar enerjisi
kurulu gücü 300 MW, Almanya'da ise devletin kontrolünde ve bu oran 9 bin MW. Üstelik
Almanya enerji fazlası olmasına rağmen sadece geçen yıl 2 bin 800 MW'lık rüzgar
santralı kurdu. Serbest piyasa sistemi uygulanırsa Türkiye'de İngiltere gibi olur.
Çünkü rüzgar enerjisi üretiminde ilk yıl maliyetler 10 cent civarındadır yani
çok yüksek. Bu her yıl düşüyor ama ilk yıl çok yüksektir. Bu nedenle devletten
bizi birkaç yıl desteklemesini istiyoruz. Karşılıksız destekte istemiyoruz, maliyetlerimiz
düştüğü zaman aynı değerden geri öderiz taahhüdünde bulunuruz. Bu yapılmazsa Türkiye'de
rüzgar enerjisinin gelişmesi imkansız.
Dünya Online