Bayındırlık ve İskan Bakanı Abdülkadir Akcan'ın Arnavutköy-Kandilli arasında
üçüncü köprü yapılacağını açıklaması konuyu bir kez daha gündeme getirdi. 2005
yılında bitirileceğini duyurduğu köprüye karşı yükselen tepkileri yanıtlayan Bakan
Akcan, İstanbul Boğazı'na üçüncü köprünün dört beş yıl içinde gerekli hale geleceğini
savunarak, "Arnavutköy'de dört beş kişinin keyfi kaçacak diye bu tip prestij projelerinden
Türkiye vazgeçemez" dedi. Akcan'ın açıklamasına göre köprü 750-800 milyon dolara
mal olacak. Ancak şu anda köprü için parasal kaynak bulunmuyor. Bu nedenle yap-işlet-devret
modelinin uygulanabileceği belirtiliyor.
Abdülkadir Akcan'ın üçüncü köprü projesine çeşitli kesimlerden tepkiler yükseldi.
Üniversiteler ve meslek odaları, 3. Köprü'nün ulaşıma çözüm olmayacağını, tersine
daha çok aracın kent trafiğine çıkmasına yol açacağını belirtiyor. Köprünün imar
planı onayının bulunmadığını, geçmiş yıllarda 3 No.lu Koruma Kurulu'nun da köprü
projesine onay vermediğini, yeni köprünün, tarihi dokuya zarar vereceğini ve yeşil
alan tahribatına yol açacağını vurgulayan bilim adamları Türkiye'de bu projeyi
destekleyen güçlü bir karayolu ve Boğaz köprüleri lobisinin bulunduğuna dikkat
çekiyor.
TMMOB'un hazırladığı raporda da ulaşım politikasını belirleyecek temel tercihin
araçların değil insanların hareket ettirilmesi olması gerektiği vurgulanırken
mevcut köprülerde de insan geçişlerinin artmadığı, yalnızca geçiş yapan araçların
sayısının arttığı belirtiliyor.
3. Boğaz Köprüsü'ne Nazım Plan'a aykırı, tarihi ve doğal dokuya zarar verici,
yeni çevre yolları ve şehiriçi arterlerinin yapılmasına neden olacağı, arsa spekülasyonuna
açık bir şehir biçimi yaratacağı için karşı çıkılırken konu UNESCO gündemine de
girdi. ICOMOS Risk Altındaki Dünya Mirası 2001-2002 Raporu'nda 3. Boğaz Köprüsü'ne
özel bir yer verildi. Raporda köprü projesinin Kandilli ve Arnavutköy'deki yeşil
alanlara ve tarihi dokuya zarar vereceği belirtiliyor. 3. Boğaz Köprüsü projesi
TBMM'de de sert tepkilerle karşılandı. DSP İstanbul Milletvekili Zafer Güler,
"Projenin tasarlandığı bölgelerde otobanların çevresi ve Hazine arazileri çoktan
yağmalandı. Uzun zamandır birçok rantçı ve arazi mafyası bu işin yapılması için
bakanlıkta çadır kurdu. İlgili bakanlıklarda ve belediyelerde kapalı kapılar ardında
pazarlık yapanların gün ışığına çıkartılması gerekiyor. Bürokratlar ve rantçılar
İstanbul'dan elini çekmeli" dedi.
Yapı Dergisi
Derya N. Özer