Faaliyete geçtiği 1986 yılından bu yana filtresiz çalışan Afşin-Elbistan A Termik
Santrali çevreye zehir yağdırmayı sürdürüyor. Kanser patlamasının yaşandığı bölgede
kısa süre sonra toplu ölümler yaşanacağı uyarısını yapan uzmanlar, insan sağlığının
yanı sıra ekolojik dengeyi de bozan ölüm bacalarına “dur” denmesini istiyor. İnsan
yaşamının hiçe sayıldığını belirten bölge halkı ise yetkililere “Kurtarın bizi
ölüyoruz” sözleri ile sesleniyor. Yaşananlar karşısında önlem almak yerine ölüm
santrallerinin devamını yapmaya karar veren AKP Hükümeti ise uzmanların uyarılarını
dikkate almamakta ısrarlı. “Ya zehirlen ye terk et” görüşünü dayatan devlet, insan
ve çevre katliamını artırarak devam ettiriyor.
1986 yılında faaliyete geçen Afşin-Elbistan A Termik Santrali ilk olarak “işçi
ölümü üst sınırı” ve marangozhanesinde ürettiği tabutlarla bölgede adından söz
ettirdi. Neticede üretilen tabutların hiçbiri boş kalmadı ve üst sınır doldu.
Oysa bölge halkı için de yeni tabutlar gerekmeye başladı. Kanser ve solunum yolu
hastalıklarının sayısında korkunç derecede artış gözlendi. Ankara Onkoloji Hastanesi’nin
verileri, bu hastaneye gelen kanser hastalarının yüzde 60’ının Afşin ve Elbistan
bölgesinden geldiğini gösteriyor.
Önce insana sonra doğaya
Santralden yayılan kimyasal ve radyoaktif gazlar, bölgede tarım ve hayvancılığın
bitmesine neden oldu. 2000 yılında B ünitesinin de faaliyete geçmesiyle felaketin
boyutları artırıldı. Termik santralin B ünitesini “çevre dostu” olarak tanıtan
yetkililerin bu yalanı ise kısa sürede su yüzüne çıktı. Ceyhan Nehri, santrale
alınan soğutma suyu nedeniyle kuruma noktasına geldi. İçerisindeki canlılar yok
oldu. Bu arada bölgenin geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık yok olunca, işsizlik
buna bağlı olarak çoğaldı. Bölgede sağlıksız yaşam koşulları ve işsizlik insanları
göçe zorladı.
Santrallerin yapımından bugüne birçok iktidar değişti, fakat halkın durumu hiç
değişmedi. Verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi AKP Hükümeti
ise bölgeye ölüm yağdıran zehir makinelerini kapatmak yerine, bunların devamı
olan C ve D ünitelerinin yapımı için çalışmalar başlattı.
Çevreciler: ‘Dur’ denilsin!
Doğa Savaşçıları Örgütü Elbistan Temsilcisi Poyraz Poyrazoğlu, “İnsanların üzerine
küller yağıyor. Bilim adamlarının uyarılarına rağmen iktidar, üzerine düşeni yapmıyor”
diye konuştu. B termik santralinin ÇED raporunun A termik santraline baca gazı
arıtma tesisi yapılması şartı ile onaylandığını anlatan Poyrazoğlu, “A termik
santraline bu tesis yapılmadı, bu yüzden B ünitesinin çalışması yasal değildir”
dedi.
Tema Vakfı Elbistan Temsilcisi Seydi Ali Türkmen “Santralin toprağa ve suya zararı
var. Radyoaktif gazlar yağan topraktan yetişen ürün, bağırsak kanserine neden
oluyor. Çocuklar sakat doğuyor” derken, santralin çevre felaketine neden olduğunu
söyledi.
Kanserli sayısı artıyor
Hatice Tatar (53) Ev hanımı: Üzerimize küller yağıyor. Buraya yağan kar bile
siyah yağıyor. Dışarıya çamaşır asamıyoruz. Özellikle geceleri santralden korkunç
gürültüler geliyor. Bu gürültülerden birçok ev yıkıldı. Kaburgalarım batıyor.
Nefes almakta güçlük çekiyorum. Ben de eşimi kanserden kaybettim. Çocuklar tedaviye
götürdüğünde yeşil kartlı olmamıza rağmen Başkent Hastanesi’nde 1600 YTL’lik senet
imzalattılar. Doktorlar, Çoğulhan’dan geldiğimizi öğrenince “Vay halinize” diyorlar.
Kurtarın bizi. Ölüyoruz.
Ahmet Bingöl (67) Mezarlık bekçisi: Sabah geldiğimiz zaman yer 2 parmak kül oluyor,
ayak izlerimiz çıkıyor. Ağaçlar, otlar, tarlalar külden yanıyor. 3 yılda 85 kişiyi
kanserden toprağa verdik. Santralden önce hastalık nedir bilmezdik. Şimdi 5 yaşındaki
çocuklar kanser oluyor. Çocuklar sakat doğuyor. Parası olan buradan göçüp gidiyor.
Bizim gibi garibanlar burada kanser olup ölmeyi bekliyor.
Saim Korkmaz (30) İşçi: Santral yapıldıktan sonra hayatımız karardı. Babam kanser
oldu. 1 yıl Ankara’da tedavi gördü ama kurtarılamadı. Hastalık çok hızlı ilerledi.
Doktorlar, hastalığa yakalanma sebebini buraya yayılan hava kirliliğine bağladılar.
Çocuklarımın hepsi öksürüyor. Çoğulhan’da her ay kanserden onlarca kişi ölüyor.
Onlarcası da dışarı çıkamıyor, evinde ölmeyi bekliyor. Bu katliamlara son verilmesini
istiyoruz. Biz de insanız.
Abidin Gözükara (65) Çoğulhan eski Belediye Başkanı: Bu kasabada çok kanser hastası
var. Bütün bunların kaynağı bu santrallerken devlet buna neden önlem almıyor?
Sular da bundan büyük zarar görüyor. Benim oğlum şu anda hasta, Ankara’da tedavi
görüyor. Çok babayiğittir benim oğlum, 110 kilo. O koca adam 1 ay içerisinde 60
kiloya düştü. Hızla eriyor. Yetkililer, vicdanları varsa bir an için kendi çocuklarını
bu şekilde düşünsün.
Bilim adamları ne diyor?
Afşin-Elbistan A Termik Santrali geçtiğimiz 10 yıl içerisinde çevreye 38.7 milyon
ton kül, 117.4 milyon ton karbondioksit, 5.8 milyon ton kükürt gazı, 0.28 milyon
ton azot gazı yaydı; bunun yanı sıra 23 milyon ton toryum ve 56.7 ton uranyumu
çevreye bıraktı. Dünya normlarına göre havada olması gereken kükürtdioksit oranı
150 mg/m3. Geçen temmuz ayında santral çalışmazken Elbistan’da yapılan ölçüm sonucunda
bu değerin 1441 mg/m3 olduğu saptandı. Bu da santralin etkisinin uzun vadeye yayıldığını
gösteriyor. Bölgeden daha önce numuneler alarak inceleme yapan bazı bilim adamlarının
görüşleri ise şöyle:
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Bşk. Prof. Dr. Murat Tuncer: Afşin-Elbistan
Termik Santrali’nin havaya saldığı toz kükürtdioksit nedeniyle bölgede insan sağlığı
büyük tehlikede. Bu santralin etkileri önümüzdeki 5 yıl içinde ortaya çıkacak
ve en çok kanser hastalığında artış görülecek.
Mersin Üniv. Çevre Müh. Fak. Prof. Dr. Mustafa TEFEK ve Prof. Dr. Fadime Taner:
Çernobil’den daha tehlikeli olan santralde önlem alınmazsa kısa sürede toplu ölümler
yaşanacak. Gazi Üniv. Tek. Fak. Anabilim Dalı Öğr. Gör. Doç. Dr. Mehmet Şahin:
Santral çevreye radyoaktif ve kimyasal gazlar saçıyor. Çernobil’den bile 100 kat
daha tehlikeli görünen bir durum.
Evrensel Gazetesi