Kraliçe Beatrix'in Türkiye'ye yapacağı, tarihindeki ilk ziyaret öncesi Hollanda
Dışişleri Bakanlığı'nın davetlisi olarak gittiğim bu ülkeden biriktirdiğim notları
cumartesi gününün devamı olarak bugün de paylaşmak istedim. Bir hafta boyunca
Lahey'de Dışişleri, Adalet Bakanlığı yetkilileriyle, Türk temsilcilerle, Hollanda
basın ve akademi çevreleri hatta Türk öğrencilerle yaptığımız toplantı üstüne
toplantılarla malum yazacak çok söz oldu ne de olsa.
Gezimizin tek turistik zamanı Amsterdam'daki 'İstanbul, Şehir ve Sultan' sergisiydi.
Yeni Kilise'deki (De Nieuwe Kerk) İstanbul sergisi 16 Aralık'ta başlamış, 15 Nisan'a
kadar devam edecek. Şu ana kadar 75 bin kişi gezmiş, sergiyi.
Yeni Kilise dediğimiz, 15'inci yüzyılda yapılmış. Kraliçe Beatrix'in taç giydiği,
Kraliçe ile birlikte Türkiye'yi ziyaret edecek, geleceğin kralı Willem Alexander
ile Prenses Maxima'nın evlendiği kilise, 1980'den beri müze olarak faaliyetteymiş.
Kilise'nin dış duvarlarını kaplayan dev İstanbul Sergisi afişlerinden sonra içeri
girer girmez insanı dev İstanbul panoraması karşılıyor. Osmanlı döneminin anlattıldığı
bölümleri gezerken, kulaklıktan Türkçe seçeneğini açtığınızda bir hoş sürprizle
daha karşılaşıyorsunuz. Sezen Aksu, "Sadberk Hanım Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi,
Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nin desteği, Hollanda Müzelerinin katkısıyla İstanbul'da
keyifli bir gezi yapmanızı diliyorum" diye söze başlıyor.
Yeni Kilise Müzesi'nin Müdürü Ernst Veen'in çabasıyla bu sergi oluşturulmuş.
Bölümleri gezerken fonda 'taze palamut kilosu 10 lira' diyen esnafın sesiyle birlikte
çarşıyı geziyorsunuz ya da tellak konuşmaları, su sesleri arasında hamamı. Sedef
kakmalı koltuklar, minyatürler, kaftanlar, bindallılardan sonra sinema odasının
önüne geliyorsunuz. Duvarlarını Göksel Arsoy-Leyla Sayar'ın 'Yaban Gülü', Neriman
Köksal-Ediz Hun'un 'Gecelerin Kadını', Türkan Şoray-Rutkay Aziz'in Ada, Nuri Bilge
Ceylan'ın 'Uzak' ve elbette Yılmaz Güney'in 'Yol', filmlerinin afişleri süslüyor.
Çıkışta satış reyonunda ise İtalya'nın en beğenilen yönetmenlerinden biri olan
Ferzan Özpetek'in 'Hamam'ının DVD'si, Orhan Pamuk'un, Nazım Hikmet'in kitapları
alıcı buluyor. Peştemal, rahle, sini, zeytinyağı, sabun, tavlalar arasında medarı
iftiharlarımız güneş gibi parlıyor
Makam bisikletleri
Hollanda Dışişleri Bakanlığı'nın biri Avrupa Birliği diğeri AB dışı ülkeler departmanlığından
iki diplomatla öğle yemeği buluşmamızın ardından sıra vedalaşmaya geldiğinde,
iki diplomat ceplerinden küçük anahtarları çıkardı. Makam bisikletlerinin anahtarlarıymış.
Bakanlıkların 'garajlarında' makam bisikletleri sürekli dururmuş. Bina dışına
çıkacak memurlar, bu bisikletleri kullanırmış. Makam bisikletlerinin dışında şahsi
bisikletleri de varmış. Lahey'de Başbakanlık binasıyla, Parlamento'nun bulunduğu
meydanda yürürken, yandaki fotoğrafı çektim. Parlamento binasının duvarına dizilmiş
onlarca bisiklet, sahipleri o sıra içeride, Meclis oturumda. Makam bisikletlerini
gördükçe aklıma Türkiye düştü. Daha yüksek modelli makam arabası için yarışan
valiler, bürokratlar, bakanların bol bol kulaklarını çınlattım.
AB'deki gizli gücümüz
Türkiye'nin AB mücadelesini yavaşa aldığına dair savunduklarımızı bir kere daha
uzun uzun anlatmayacağım. Başmüzakereci Ali Babacan da söylemiyle, düşüncelerimizde
ne kadar haklı olduğumuzu kanıtlıyor. 'AB hedefine sıkı sıkı sarıldığımız günlerde'
Avrupa kamuoyunun Türkiye önyargılarını da dert edinirdik. Önyargıyı kırma mücadelemizde
AB'de yaşayan Türk gücümüzü nedense yok sayıyoruz. Avrupa'da yaşayan Türk toplumu,
nüfusu itibarıyla 19'uncu ülke konumunda, sekiz AB ülkesinden daha fazla nüfusa
sahip. Türk topluluğunun içinde iyi eğitimli, iyi yerler edinmiş isimlerimiz var.
Niye bu insanların desteğini alıp, birlikte mücadele etmeyiz?
Radikal Gazetesi