Günümüzde gündeme oturtulan ilginç ve de üzücü bir konu da AKM'nin (Atatürk Kültür
Merkezi) yıkılacağıdır! Söz konusu bina, zaman zaman ödenek yetersizliği nedeni
ile ara verilmiş olmakla beraber, yapımı 1950'li ve 60'lı yıllarda süregelmiş
ve 1969'da açılmış bir kültür merkezidir. Yani henüz 30'lu yaşlarını süren bir
kültür merkezi!
Benim kuşağımın gençlik yılları, bu binanın ''bitti, bitecek'' haberlerini izlemek
ve nasıl güzel bir bina olacağını düşlemekle geçti. 1969 yılında düşler gerçek
oldu; bina tamamlandı ve açıldı. Bu uzun beklentiye değdiğini gördük kıvançla.
İstanbullular böyle bir binaya sahip olmanın gururunu yaşadı. İçini ilk kez ''Kuğu
Gölü'' balesini seyretmeye gittiğimde gördüm: Muhteşemdi! Bale de, ortam da! İnsana
bir Batı ülkesinde yaşadığını duyumsatan bir mekandı.
1960'lı yıllar tiyatronun altın yıllarıydı İstanbul'da. Devlet tiyatroları ve
özel tiyatrolar birbirinden ilginç oyunları inanılmaz güzellikte sergilerlerdi.
Hemen hemen hepsi kapalı gişe oynanırdı. Haftalar öncesinden alınırdı biletler.
Fakat böylesi görkemli bir salonda seyretmenin ne denli farklı olduğunu o gün
fark etmiştim. Aynı baleyi o günlerde üniversitenin davetlisi olarak İstanbul'da
bulunan İsviçreli bir profesörle bir kez daha seyrettim. Oyunun sonunda konuğumuzun
yüzündeki beğeni ifadesi ve beğenisini ''first class, first class'' diye dile
getirmesinden nasıl gurur duyduğumu hala anımsayabiliyorum.
Sonra arka arkaya o muhteşem oyunlar. Damdaki Kemancı, Cadı Kazanı vb.
Sonra o talihsiz yangın! 1970 yılının kasım ayındaydı sanıyorum. Galiba Cadı
Kazanı oyunu sergilenirken çıkmıştı yangın. Duyulur duyulmaz İstanbullular kendi
evleri yanmışçasına kederlere gark oldular, günlerce ağladılar.
Onarımı da yıllarca sürdü, 1978'de yeniden açıldı ve işlevini kaldığı yerden
sürdürmeye başladı: İstanbul Müzik Festivali kapsamında Batı müziği konserleri,
Türk sanat müziği konserleri, sosyal ve bilimsel içerikli ulusal veya uluslararası
toplantılar, kongreler... Kısaca, söz konusu olan büyük bir meblağ ve uzun yıllar
harcanarak yapılmış ve halen işlevini sürdürmekte olan bir kültür merkezi!
AKM yıkılacak, yerine daha mükemmeli yapılacak söylentisini ilk duyduğumda doğru
olabileceğine inanmadım. Tatsız bir şaka, bir saçmalık olarak algıladım. Fakat
ne yazık ki medya bu haberi Kültür Bakanı'nın kendi sözleri ile verince şaka olmadığı
anlaşıldı. Böyle bir önerinin Kültür Bakanı tarafından dile getirilmiş olması
çok ürkütücü ve de çok üzücü! Çünkü, ileri Batı ülkelerinde yüzyıllar önce yapılmış
tiyatro binalarının, kültür merkezlerinin nasıl özenle korunduğunu, kollandığını
herkesten çok Kültür Bakanı'nın bilmesi gerekir. Hatta o şehirlerin bugünkü gereksinimini
karşılamaktan çok uzak olsalar bile, hatta o binayı yıkıp yerine çok daha görkemlisini
yapacak parasal güce fazlasıyla sahip olsalar bile!
Türkiye'nin henüz 30'lu yıllarını yaşamakta olan ve işlevlerini sürdürmekte olan
bu merkezi gözü gibi koruması gerekirken, yıktırılmasını düşünmesi nasıl yorumlanır
acaba?
Değerbilmezlik olarak mı?
Kültür düzeyinin nerelere gerilediğini mi?
Yoksa açıkça söylenmeyen bir başka neden mi var?
Cumhuriyet