3. derece önemi haiz eserlerin yer aldığı köşk, 2004 yılında NATO Zirvesi döneminde
ziyarete kapatılmıştı. Şimdilerde proje ihalesi tamamlanan köşkün restorasyonu
aylarca çıkarılamayan yönetmelik yüzünden gecikti. Topkapı Sarayı'nın dördüncü
avlusunda bulunan köşkün, 2006 yılının Eylül ayında ziyarete açılacağı belirtiliyor.
Bağdat Köşkü'nün iç ve dış güzelliğinin görülmeye değer olduğunu dile getiren
Topkapı Sarayı Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı, sarayda çeşitli kurs ve sergi açacaklarını
belirterek kapalı kısımların azaltılması gerektiğini kaydediyor. İstanbul Vali
Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı ise sarayın içinde önemli bir değere sahip olan
Bağdat Köşkü'nü kullanıma açmak istediklerini vurguluyor.
Göz kamaştırıcı bir sanat eseri olan köşkün en büyük özelliği, 17. yüzyıl Osmanlı
çini sanatının emsalsiz örneklerine ev sahipliği yapması. Kubbesinde ceylan derisi
üzerine nakışlar yapılan köşkte, hattatlık, nakkaşlık, çinicilik, camcılık, sedefçilik,
boyacılık işlerinde sanatlarının en ince, en güzel ve en üstün seviyesini görmek
mümkün. Padişah I. Abdülhamid'in kurduğu ve III. Selim'in geliştirdiği Bağdat
Köşkü'nün kitaplığında da çok değerli tarihi yazmalar mevcut.
Üç kapısı ve 32 penceresiyle sarayın en görkemli yapılarından biri olan köşk,
balkonundan tüm Boğaz'ı ve Haliç'i kucaklıyor. Orijinal bir mimariye sahip olan
köşkün, kapı, pencere ve dolapları fildişi ve sedeflerle, duvar ve kemerleri çinilerle
süslenmiş. Dört kenarı dışarıya doğru çıkıntı yapan sekizgen planlı köşkü, bir
kubbe örtüyor. Kubbenin eteği, son derece zarif sütunların taşıdığı geniş bir
saçak halinde dışa taşıyor. Kubbenin altı ise altın yaldızla, nakışlarla, pencere
ve kapı içleri renkli taş mozaiklerle, duvarlar ise dönemin en kaliteli çinileriyle
kaplı. Dış duvarların alt kısmı mermerle ve renkli taşlarla, üst kısmı 17. yüzyıl
çinileriyle kaplı. İçeride yaşmağı ve çerçevesi yaldızlı bakır ocak bulunuyor.
Bu ocağın yanlarındaki gömme gözler, gözlerin çevresindeki çiniler de sanat eseri
olarak dikkat çekiyor. Köşkün süslemelerindeki ayet-i kerimeler, sarayın ünlü
hattatlarından Tophaneli Mahmut Çelebi tarafından yazılmış.
Kubbeli ve eyvanlı çokgen köşk, Osmanlı klasik saray mimarlığının son örneklerinden.
Revaklarla avluya açılan köşkün cepheleri de çini kaplı. Köşk eyvanlardaki sedirleri,
kubbeli orta mekanlardaki mangalları ve görkemli çini süslemeye katılan tombak
ocakları ile sarayda sultanların yaşadıkları yeryüzü cennetinin somut örneği.
Sultan İbrahim'in yaz akşamlarında iftar ettiği terasta, tombak, baldanken kameriye
ve havuza açılan mermer şahnişin gibi detaylara da yer veren bu lüks terasta,
meşveret meclislerinin de kurulduğu biliniyor.
Zaman