Üye Girişi
Kullanıcı Adı 
Parola
Üye Ol Şifremi Unuttum
| inşaat sektörü inşaat ihaleleri inşaat malzemeleri inşaat haberleri Dekorasyon fuar seminer tüm hepsi inşaat dergisinde  | Sizde İnşaat Dergisine Reklam vererek firmanızı tüm Dünyaya tanıtabilir, Ürünlerinizi satabilirsiniz.İnşaat Sektörünün kalbi bu sitede atıyor  |
        
      Aksesuar (146)
      Aydınlatma (364)
      Bahçe (325)
      Beyaz Eşya (198)
      Bizden Haberler (37)
      Cephe (130)
      Çevre Düzenleme (424)
      Dekorasyon (764)
      Duyuru (2245)
      Elektronik (478)
      Faydalı Bilgi (184)
      Fuar Seminer (695)
      Güvenlik Sistemleri (58)
      Havuz (45)
      ihaleler (5270)
      inşaat (2585)
      izolasyon Yalıtım (138)
      Kampanyalar (53)
      Kapı Otomatik Kapı (90)
      Konut (1160)
      Mekan (281)
      Mimari (528)
      Mobilya (466)
      Mutfak (197)
      Önemli Bilgiler (241)
      Perde (100)
      Plastik Alüminyum (67)
      Tekstil (163)
      Vitrifiye (387)
      Yapı Malzemeleri (269)
      Zemin (191)
      Züccaciye (264)
Haber Ara
 
İnşaat Dergisi
inşaat malzemeleri
inşaat malzemeleri


Granit
Granit


İnşaat Haberleri
İnşaat Haberleri


inşaat ihaleleri
inşaat ihaleleri


İnşaat Sektörünün Kalbi
İnşaat Sektörünün Kalbi

Bu Alana Reklam
Verin!

 


web tracker

sitemap-1
sitemap-2
sitemap-3
sitemap-4



Add to Google
 Dekorasyon > 10-10-2006 Beton Sizi Şaşırtacak
yazıyı 12 punto yap yazıyı 14 punto yap yazıyı 16 punto yap yazıyı 18 punto yap
    
Yapı malzemeleri arasında en soğuk malzeme gibi görünen beton, mimar ve tasarımcılar tarafından artık bambaşka özellikleri de keşfedilen bir malzeme olarak dikkat çekiyor. Bunda en büyük pay teknolojinin; çünkü beton artık ışık geçiriyor, istenen her biçime girebiliyor, sandalyelerden raflara kadar her yerde kullanılabiliyor. Çoğu malzemeden daha ucuz, uygulaması öteki malzemelere oranla çok daha kolay, bilinen en eski ve dayanıklı malzemelerden biri olan betonun sunduğu tasarım olanakları günümüzde nerdeyse sınırsız. Tek gereken belki de yalnızca biraz hayal gücü.

Son dönemlerde hep yerilmiş olan bu malzemeye hak ettiği onuru geri verense Paris Sanat ve Zanaat Müzesi’nin (Paris Arts et Métiers Museum) evsahipliği yaptığı sıradışı bir sergi. Yapı malzemelerinde dünya liderlerinden olan Lafarge’ın sponsorluğunda 31 Mayıs 2006’da Paris’te açılan, “Beton Sizi Şaşırtacak” (Bétons: étonnez-vous) sergisi 5 Kasım’a kadar sürecek.

Betona tarihsel, bilimsel ve sanatsal açılardan yaklaşan sergi, dünyada sudan sonra en çok tüketilen ürün olan betonu birden fazla kullanım alanı olan, çok yönlü bir malzeme olarak, yapı profesyonellerinin yanısıra halka tanıtmayı amaçlıyor.

Sergi üç bölüm olarak düzenlenmiş:
• Betonun tarihçesi,
• Betonla ilgili araştırmalar ve gelecekteki araştırma alanları,
• Beton mimarlığının geleceği: konstrüksiyon alanında devrim yaratmış projelerin sunumu ve betondan yapılmış alışılmadık objeler.

Serginin bu üç ayrı bölümü farklı renklerle kodlanmış: koyu gri, betonun tarihçesiyle ilgili bölümleri; pembe, araştırma; sarı ise çağdaş konstrüksiyon bölümlerini simgeliyor.

Dünyadaki en iyi beton uzmanlarından biri olan, Lafarge Araştırma Merkezi’nin Bilimsel Araştırmalar Yöneticisi Paul Acker, serginin danışmanlığını Bertrand Lemoine ve Etienne Guyon ile birlikte yapmış.

Sergiyi gezerken konuştuğumuz “Bétons: étonnez-vous!” sergisinin proje yöneticisi Eloïse Régnier, “Sergi betonun ne olduğunu, nasıl keşfedildiğini ve biliminsanlarının, araştırmacıların ve mühendislerin, betonun kalitesini ve özelliklerini keşfedildiği ilkgünden bugüne nasıl geliştirdiklerini halka ve ilgililerine açıklamayı amaçlıyor. Betonla ilgili bütün gerçekleri göz önüne sererken, insanların İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yapılmış kötü konstrüksiyonlar ve betonun 1960’ların varoşlarındaki kullanımı nedeniyle genellikle gri ve çirkin diye tanımlanan bu malzemeyle ilgili önyargılarını değiştirmeyi umuyor” diye açıklıyor serginin amacını.

Betonun nasıl müthiş teknolojik bir gelişme olarak doğup, mimarlığa daha önce hayal bile edilemeyecek yaratıcı bir potansiyel verişini de kronolojik bir biçimde açıklayan sergi, ürünün öyküsünü, doğumundan en fütüristik ve aşırı kullanımına kadar anlatmakta. Serginin güçlü ve çağdaş teması içinde tasarlanmış mekanlar; ziyaretçiyi zaman içinde bir seyahate götürürken aynı zamanda keşfe de davet ediyor.

Keşif Yolculuğu

500 metrekarelik bir alana yayılan sergide çok çeşitli nesneler sergileniyor: kitaplar, fotoğraflar, makine ve binaların maketleri, deney aletleri, ayrıca bazı sanatçı ve tasarımcıların betondan ürettiği mobilya, mücevher, heykel gibi yapıtları...

Serginin girişinde öncelikle kıvrımlı bir duvar sizi karşılıyarak ziyaretçiyi daha ilk adımdan şaşırtıcı bir keşif yolculuğuna hazırlıyor. İçeriye girmek için sabırsızlanıyorsunuz. Resepsiyon alanındaki vitrinlerin içinde betonun hiç alışılmadık kullanımlarına yönelik pek çok örneğe rastlıyorsunuz. Camın arkasında duran objeler sıradan bir beton bloktan mücevhere, parfüm şişesine, betondan yapılmış ve sanki birbirine dolanmış gibi duran kıvrımlı bir boruya kadar çeşitleniyor. “Bunlar gerçekten betondan mı yapılmış?” diye tekrar tekrar bakıyorsunuz...

Patrice Fabre tarafından tasarlanmış bilezik ve yüzükler, betonla altın ve elması birleştirerek yapılmış.

Betondan parfüm şişesi ise Mimar Thierry Bogaert’ın tasarımı. Aynı zamanda kendi ürettiği parfüme Bogaert, “Voile de Beton” adını koymuş.

Hoş ve farklı bir atmosfer yaratmak için serginin tasarımcısı Jean-Jacques Bravo sergi mekanının yer döşemelerini, duvarlarını ve sergileme nişlerini ultra yüksek dayanımlı bir beton olan renklendirilmiş Ductal ile kaplamış. Zaten Ductal serginin içeriğinde de çok geniş yer tutuyor. Serginin ilk bölümünde panolar, tezgah üzerindeki alet ve belgeler ve pek çok ekranda gösterilen filmlerle bilgi bombardımanına tutuluyorsunuz. Tezgahlar üzerinde sıra sıra yer alan bina maketlerinin yanısıra nişlerin içinde beton karıştırıcıların bile maketini görmek mümkün.

Çok Uzun Bir Öykü...

Tutulduğumuz bilgi bombardımanında ilk ilgilendiğimiz konu betonun tarihçesi oluyor. “Likit taş” diye tanımlanan betonun kullanımı yüzyıllar içinde çok değişiklikler gösterdi ve tarihte de önemli rol oynadı. Betonun tarihçesi 2000 yıl önceye kadar dayanıyor. M.Ö. 1. yüzyılda Vitrivius tarafından yazılan “Mimarlığın 10 Kitabı”nda 20 yüzyıldan fazladır Mısırlılar tarafından kullanılan Roma betonundan söz edilir. Roma betonunun başyapıtı Pantheon M.S. 118-123 yılları arasında yapılmıştır. Kubbesi dairesel bir duvar üzerine yerleşmiş bir yarımküre biçimindedir. Antik Çağın en büyüğü olan bu yapının iç çapı 43 metreden fazladır ve çok güçlü bir betondan yapılmıştır. Bu müthiş güçlü bağlayıcıyı yapma yöntemi yüzyıllar geçince kaybolmuş, betonun kullanımı da daha sonra neredeyse unutulmuştur. Beton, İngiliz inşaat mühendisi Smeaton tarafından 18. yüzyılda bir anlamda yeniden keşfedilmiştir. Başka bir öncü olan Francois Coignet, dökme beton bloklar için bir baskı makinesi tasarladı.

1852’de bu makine bina yapımında kullanılmaya başladı. Coignet ıslak beton içine açılı yerleştirdiği demir çubuklarla kendi evini inşa etti ve betonun kullanımı ile kalıplanma özeliklerinin araştırmalarının bir parçası olarak dökme betondan Venus de Milo’nun iki replikasını yaptı.

Başka bir adımsa, 1889’da beton karıştırıcının icadı. Bu gelişmeyle verimlilik artarken betonu prefabrike olarak üretmek mümkün oldu. Betonarme ile ilk bina François Hennebique tarafından 1899’da yapıldı. Eugene Freyssinet ise 1930’da öngerilmeli betonu icat etti. Bu da prefabrike beton elemanları olan kiriş, kolon, döşeme sisteminin başlangıcı oldu. Ön gerilmeli betonla uzun açıklıklar geçen köprüler yapma olanağı sağlandı.

Betonarmenin uzun yıllar süren başarısı, bilimsel araştırmalara yol açtı ve beton ultra modern bir malzeme haline geldi. 20. yüzyılın başlarında beton, mimarları yenilikçi biçimlerle daha yaratıcı olmaya teşvik eden, modernliği temsil eden bir malzemeydi. Bugün, sergide de gördüğümüz kadarıyla beton, mimarlık ve tasarımda kullanım olanakları açısından bir yeniden doğuş yaşıyor.

Devrim Yaratmış Projeler

Millau Viyadüğü
Çağdaş mimarlar bilgisayar destekli tasarımın da yardımıyla, malzemeleri birleştirerek olağandışı ve cesaret gerektirici formlar üzerinde çalışıyorlar. Beton da hayal gücüyle uyumlu bir malzeme olarak tanımlanıyor. Sergideki maketler de bunun en büyük kanıtlarından. Masalardaki tümüyle betondan yapılmış bina maketlerinden en eskisi Fransız mimar Auguste Perret (1911-13) tarafından tasarlanan Champs Elysees Tiyatrosu klasik bir üsluba sahip. Bir başkası Amerikalı mimar John Johansen’in çok yenilikçi formlara sahip olan 1955 tarihli bir konut serisi; kürelerden oluşuyor ve püskürtme betonla yapılmış.

Tezgahlar üzerinde sergilenen, betondan yapılmış ve çığır açmış binaların maketleri arasında 1:300 ölçeğindeki ünlü Millau Viyadüğü oldukça dikkat çekiyor. 2005’te tamamlanan, tasarımı Norman Foster’a ait olan ve dünyadaki benzerlerinin en yükseği olan viyadük, en yükseği 343 metre olan yedi ayak üzerinde taşınıyor.
Avrupa ve Akdeniz Medeniyetleri Müzesi
Bir başka dikkat çekici maketse, Marsilya’daki “MUCEM”, Yeni "Avrupa ve Akdeniz Medeniyetleri Müzesi”ne ait. Rudy Ricciotti tarafından tasarlanmış müze yapısı 2011’de açılacak. Kübik bir hacme sahip yapı, “Ductal”den yapılmış bir ağla kaplanmış.

Aynı mimarın geçtiğimiz günlerde tamamlanan yaya köprüsü maketinin önündeyiz şimdide. “Ultra yüksek dayanımlı betonun kullanımıyla yeni bir endüstriyel maceraya başlıyoruz. Seul’de Ductal’i kullanarak tasarladığım yaya köprüsü 130 metre açıklığı geçiyor ve yalnızca 3 cm kalınlığında. Bu bir devrim, beton şimdi peyzaja karışıyor!” diyor Paris’te sergiyi gezerken konuştuğumuz projenin mimarı Rudy Ricciotti.

Seul Yaya Köprüsü
Maketlerden en sonuncusu çok yenilikçi bir konsept proje olan Hypergreen Kule. Mimar Jacques Ferrier tarafından tasarlanmış. Serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri de şüphesiz bu proje. 246 metre yüksekliğindeki kulenin dış cephe kaplaması Ductal’den yapılacak. “Grid skin” denilen bu cephe giydirmesi, güneş ışığına, hava koşullarına ve iklime göre pozisyon alacak. Kafes biçimindeki örgüsü sayesinde kuzeyde olabildiğince çok güneş ışığı alırken, güneydeyse fazla ısınmayı önlemek için güneşkırıcı olarak davranabilecek. “21.yüzyıl mimarlığının çevresel sorumluluk almaktan başka şansı olmayacak! Binaların çevreye zararlı etkisini en aza indirmek için elimizden geleni yapmalıyız. Bunun çözümü de kentsel peyzajla uyum içinde, çevresel olarak sorumluluk sahibi binalar inşa etmek” diyor Hypergreen’in konseptinden sorumlu mimar Jacques Ferrier.

Yeni Beton Türleri

Serginin bir başka bölümünde ise betonun farklı çeşitleriyle karşılaşıyorsunuz. Tezgahın üzerinde, halkın dokunup hissedebilmesi için farklı beton türleri sergilenmekte: normal beton, hafif beton, kendiliğinden yerleşen beton (Agilia), ultra yüksek dayanımlı beton (Ductal) ve yarısaydam beton.

Betonun yeni tipleri yoğun laboratuvar araştırmalarıyla ortaya çıkarılıyor. Özellikle son yirmi yıldaki araştırmalarla betonu güçlendirmek mümkün olmuş. Buna ek olarak, konstrüksiyon endüstrisine de yeni ufuklar açılmış.

Hafif beton: Genelde prefabrike olan bu çeşidin ağırlığı hava kabarcıkları veya hafif agrega eklenerek azaltılmış. Normal betonun yoğunluğu 2.3 iken bu tür betonun yoğunluğu 1’den az olduğu için yüzebiliyor. Özel bir süreçten geçirilen bu beton, biçim verildikten ve basınçlı kapta fırınlandıktan sonra olağanüstü yalıtıma ve güce sahip bir malzemeye dönüşüyor.

Kendiliğinden yerleşen beton (Agilia): Uygulama sırasında titreşime gerek duymuyor. Aşırı derecedeki akıcılığı sayesinde kolaylıkla uygulanabiliyor. Titreşim gerektirmiyor. Yüksek kalitede yüzey düzgünlüğü sayesinde parke, seramik, halı gibi zemin kaplamaları beton üzerine doğrudan uygulanabiliyor. Beton içindeki donatıyı tümüyle sardığı için korozyon etkilerine karşı koyuyor.

Ultra yüksek dayanımlı beton (Ductal): Bu malzemeyle betonun gücü 6- 8 kat artırılmıştır. Geleceğin malzemesi olarak tanımlanan Ductal, yaratıcılıkta sınırsız bir alan açıyor. Teknolojik bir buluş olarak lanse edilen ürünün içine çelik destekler yerine organik fiberler konulmuş. Böylece ürün çok daha aerodinamik, hafif, düzgün, pürüzsüz yapılar inşa etmeyi olanaklı kılıyor. Çok düşük porozitesi (gözenekliliği) sayesinde zorlu hava koşullarına karşı dayanıklı, güçlü bir malzeme haline geliyor. Özellikle halka açık yerlerdeki kirliliğe, aşınma ve yıpranmaya karşı yüksek güçte dayanıma sahiptir.

Yarısaydam beton: Beton normalde opak, ışık geçirmeyen bir malzemedir. Ama artık yarısaydam da yapılabiliyor ve böylece tasarımda çok yeni perspektifler açılabiliyor. “LiTraCon” ya da “Light-Transmitting Concrete” (ışık geçiren beton) denilen bu çeşit, 2001’de Macar mimar Aron Losonczi tarafından icat edilmiş. İçine optik fiberler yerleştirilmesi yoluyla üretilen bu betonla yapılmış duvarın içinden ışık 20 metreye kadar geçebiliyor. Bu yenilikçi malzemeyle pek çok kullanım hayal edilebilir. Yarattığı ışık ve gölge oyunlarıyla beton, bilinen beton kadar dayanıklı ve güçlü olmasına karşın betonun ağırlığını ve kabalığını taşımıyor.

Litracon, Alman Tasarım Konseyi’nin verdiği DesignPreis 2006 gibi tasarım ödüllerine layık görülmüş ve Icon dergisi tarafından 21. yüzyılın en etkileyici buluşu seçilmiş.


Betondan Minderler

Pek çok endüstri ürünleri tasarımcısı, mimar ve içmimar, betonun müthiş potansiyelinin büyüsü altında.. Çünkü artık çok daha dayanıklı, ince ve pürüzsüz olabilen betonla her türlü objeyi tasarlayabiliyorlar. “Betons:etonnez-vous!” sergisinin ikinci bölümünde bu tip parçalar halka gösteriliyor. Bu bölümde Francesco Passaniti’nin tasarladığı Ductal’den renkli banklar büyük ekranların karşısına yerleştirilmiş. Sergide yapıtları sergilenen mimar, ressam ve heykeltıraş Passaniti “yüzde 100 beton sanatçısı” olarak tanımlanıyor. “Çok duyarlı, hassas bir malzeme, üzerinde bıraktığınız bütün işaretleri kendisi yeniden yaratıyor” diyen Passaniti’nin “Caresses” adlı “kucaklama” anlamına gelen betondan minder biçimindeki tabure tasarımları bunun en güzel kanıtı. Ayrıca renkli beton kutulardan yapılmış “Ellen” adlı kitaplığı ile değişen renklerde fiber optik ışıklar yüzeyine işlenerek oluşturulmuş “Flight” adlı 3 cm inceliğindeki ışıklı masası da Passaniti’nin sergide gördüğümüz dikkate değer öteki tasarımları arasında yer alıyor.

Bu son bölümle sergiyi tamamlıyoruz. Kafamızda binlerce soru ve önümüzdeki yıllarda kimbilir ne gibi yeniliklerin olacağına ilişkin düşüncelerle sergiden ayrılıyoruz.
 
Haberin Okunma Sayısı : 659
Bu Haberi; Kaydet   Yazdır   Yolla  
 Rastgele 10 Haber
  • Gün ışığını banyolara yansıtıyor…
  • Talimhane'nin En Büyük Kongre Oteli
  • Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi'nin İntifa Hakkının Verilmesi İşi ihalesi
  • Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Kasım Ayı Toplantıları Başlıyor
  • Hürpaş'tan Türkiye'de İlk Kez Doğalgazlı Şömineler
  • Jupiter'in Işığı Dünyayı Renklendiriyor
  • Aspendos Tartışması
  • Carlton Arazi'sine İkinci Çırağan Geliyor
  • Metro Bilmecesi Yine Çözülemedi
  • Eiffel Kulesi yeraltına da uzanacak
  • Sitemizde kayıtlı 18544 adet haber, 2249 adet kategori bulunmaktadır.
    Başa Dön Başa Dön

    | Beyaz Eşya | Tekstil | Güvenlik Sistemleri | Havuz | Faydalı Bilgi | Yapı Malzemeleri | Kapı Otomatik Kapı |
    | Duyuru | Plastik Alüminyum | ihaleler | Kampanyalar | Mekan | Vitrifiye | Fuar Seminer |
    | Mutfak | Cephe | izolasyon Yalıtım | Konut | Bizden Haberler | Önemli Bilgiler | Bahçe |
    | Elektronik | Mimari | Zemin | Züccaciye | inşaat | Çevre Düzenleme | Perde |
    | Mobilya | Aksesuar | Aydınlatma | Dekorasyon |


     Google