Makio Hasuike (66), Ariston’un 36 yıllık tasarımcısı. 1963 yılında "Makio Hasuike
& Co" adıyla kurduğu endüstri dizayn firmasından sonra İtalya’da yaşamaya
başlayan tasarımcı, şu ana kadar ambalaj, perakende tasarım, fuar tasarım ve mimarlık
alanlarında birçok tasarıma imzasını atmış.
Bil’s’in koleksiyonlarından hatırlayacağınız My Way markalı çantaların tasarımcısı
Hasuike’den endüstri tasarımıyla ilgili tüyolar aldık. Öğrendik ki artık beyaz
eşyalar beyaz olmaktan çıkıyor. Bundan böyle mutfaklarımızda mümkün olduğu kadar
renkli tasarımlar olacak.
Beyaz eşyanın boyutları büyüyor
Minimalizmin süresi yavaş yavaş sona eriyor. Geçen seneki mutfak fuarında
tasarımlar yüzde 80 minimalistti. Bu sene yüzde 50 seviyesine düşer. Bundan sonra
daha hareketli ve farklı materyallerin kullanıldığı heyecan verici, renkli, canlı
ve insanları heyecanlandıracak tasarımlar olacak. Zaten sektör beyaz renkli beyaz
eşyadan sıkıldı. Bir yandan da ürünler büyüyor. Mesela artık sekiz kiloluk çamaşır
makineleri piyasaya çıkacak. Böylece tüketici her gün çamaşır yıkamak yerine haftada
iki gün çamaşır yıkayarak bu dertten kurtulacak.
Beyaz eşya olarak baktığımızda kullanılan bir sürü materyal var. Bunlardan
bir tanesi Ariston’da bulunan gri renkteki paslanmaz çelik olan Inox ürünler.
Inox estetik olarak ürüne değer katan bir özellik. Fiyatının pahalı olması materyalden
kaynaklanıyor. Çok daha dayanıklı ve yüksek alım gücü olan kesimde tercih edilen
bir ürün. Aslında fonksiyonellik olarak bir fark yok ama tüketici dayanıklılık
yerine diğerlerinden farklı olduğu için bunu tercih ediyor. Bir statü göstergesi.
Beyaz eşya diğer objelere göre daha uzun süreli kullanılan bir ürün. Tasarım
yaparken hem kendi bakışınızı yansıtmanız, hem de şirketin beklentilerine yönelik
bir dizayn oluşturmanız gerekir. Aynı zamanda da tasarladığınız beyaz eşya güvenli
olmak zorunda. Bu açıdan işimiz çok zor. Tasarım yaparken ne yazık ki tamamen
özgür değiliz, çünkü modellerde ne tür özellikler olması gerektiği önüme hazır
geliyor. Benim ürünlere katabildiğim artı değer sadece ürünü rekabetten nasıl
ayrıştırabileceğim.
Bir ürünün sadece estetiği ön planda olacak şekilde tasarlanması önemli
değildir. Philippe Starck’ın limon sıkacağını herkes hatırlar. Ama çekmecelerde
duruyor ve günlük hayatta kullanılmıyor. Görsel tarafını takdir ediyorum ama benim
bakış açımda fonksiyonellik önemli.
Çeşitli ürünlerde çok fonksiyonluluk söz konusu. Mesela cep telefonları
artık sadece haberleşmede kullanılmıyor. Fotoğraf da çekiyor, biz üç dört bölümlü,
her bölümünün ısısı farklı olan buzdolapları yaptık. Hatta bir dönem annenin çocuğuna
mesaj bırakabildiği buzdolapları tasarımı üzerinde çalışmıştık. Ama bence bu kadar
fonksiyonu bir ürüne kattığınız zaman o ürünü karmaşık hale getiriyorsunuz. Ben
komplikeleştirmek yerine daha yalın tasarımlara gidilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kullanışı kolay ürünler her zaman daha revaçta. Bu proje kurnazlığıdır.
Türkler alışkanlıklarından vazgeçemiyor
Tüketici alışkanlıkları bizim ürün tasarlamamızdaki temel noktalardan biri.
Alışkanlıklar zamanla farklılaşıyor, takip etmek zorundayız. Mesela, yurtdışında
sebze yeme alışkanlığı çok fazla yoktur ama Türkiye’de çok fazla. Bu nedenle Türkiye
için geniş sebzelikler tasarlanmaya başlandı. Avrupa’da büyük buzdolapları insanlara
gereksiz geliyor ama Türkiye’de tam tersi.
Dondurulmuş gıda tüketimi yaygınlaşmadığı için buzlukları geniş buzdolaplarına
talep yok. Aynı durum çamaşır makinelerinde de geçerli. Standart beş kiloyken
altı kilo oldu. Fakat Türkiye’de makinenin ne kadar fonksiyonu olursa olsun tek
bir program kullanılır. Narin çamaşırları yıkayabilen çamaşır makinesi programları
var.
Her ne kadar tüketici bu programı kullanmak için bu makineyi almış olsa
bile makineye hiç güvenmiyor. Çamaşırı elde yıkmaya devam ediyor. Bazı tüketiciler
tüm fonksiyonları kullanıyor ama yüzde oranına bakarsak bu çok az.