Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar Kalpaklıoğlu, grubun DYO'da
yüzde 50-50 olarak düşündüğü stratejik ortaklık konusunun yıl sonuna kadar sonuçlandırmayı
planladıklarını söyledi. Kalpaklıoğlu, dış dalganın yanı sıra yılın ilk yarısında
yaşanan siyasi belirsizliğin de etkisiyle işlerde yavaşlama gördüklerini belirterek,
yatırımların bir kısmını 2009'a ertelemeyi tercih ettiklerini söyledi. Yaşar Holding
CEO'su Mehmet Aktaş da, "Holding olarak bu yıl 60 milyon dolarlık yatırım planı
koymuştuk, temkinli olmak adına yarısını ertelemeyi uygun gördük" diye konuştu.
Dünyadaki kriz etkiledi
Yaşar Holding'in her yıl düzenlediği basın davetine Feyhan Yaşar Kalpaklıoğlu,
Mehmet Aktaş yanında, Yaşar Grubu Tarımsal Üretim Başkan Yardımcısı Hasan Girenes,
Operasyonlar Başkanı Olcay Sunucu ile diğer grup yöneticileri katıldı. Toplantıda
bilgi veren Kalpaklıoğlu, "DYO'da yabancı ortaklık konusunda borsaya yapılan açıklamayla
ilgili son durumun sorulması üzerine, "Aslında dünyadaki kriz bizi etkiledi demek
mümkün. Çünkü, bir yabancı fon DYO'yla ilgilendi. Görüştük. Ancak, küresel dalgalanma,
fonun planlarını değiştirtti. Bu nedenle görüşmeler kesildi."
Tuborg'a benzemez
Kalpaklıoğlu, DYO'yla ilgilenen yabancı fondan sonra stratejik yabancı ortağın
gündeme geldiğini ifade ederek, "Şimdi tamamen bir üreticiyle masadayız. Grupla
niyet mektubu imzaladık. Sanayide stratejik ortaklık çok zor. Ancak anlaşırsak,
yüzde 50-50 ortaklık olacak" diye konuştu. Kalpaklıoğlu da, Yaşar Grubu CEO'su
Aktaş da, görüşmelerin yıl sonuna doğru ortaklıkla bitmesini beklediklerini söyledi.
Kalpaklıoğlu, "Tuborg'da sancılı ortaklık sonrası yeni ortaklık konusunda temkinli
olup olmadıklarına yönelik bir soruya da "Tuborg'da marka global ortak olan Carlsberg'indi.
Boyada ise 55-60 yıllık bir geçmişimiz var. Bu nedenle durumumuz biradakinden
farklı" yanıtını verdi. Yaşar Grubu'nun ana işlerinin tarım ve gıda olduğunun
altını çizen Kalpaklıoğlu, modernizasyon, kapasite artırımı için ayırdıkları 60
milyon dolarlık yatırımın yarısını ertelediklerini, 2009'da tekrar devreye alınacağının
altını çizdi.
Balıkçılık Türkiye için fırsat ama imajımız engel'
BU yüzyılın denizlerde balık avlanacak son yüzyıl olacağını, AB'nin 10 milyar,
ABD'nin ise 8 milyar dolar su ürünlerinde açık verdiğini, Türkiye'nin AB'ye ihraç
edebildiği tek et ürününün balık olduğunu biliyor muydunuz? Peki Avrupa'nın sağlık
faturasının yüzde 25'ini (386 milyar Euro) beyin hastalıklarından kaynaklandığı
ve faturayı azaltmak için AB'nin beynin gıdası olan balığı halka yedirmek için
harekete geçtiğini... Yaşar Holding Tarımsal Üretimden Sorumlu Başkan Yardımcısı
Hasan Girenes, 2010 Lizbon Stratejisinde AB'nin, annelere hamilelikte balık yedirmeyi
planladığı bu yolla beyin hastalıklarının faturasını yüzde 25 düşürmeyi hedeflediği
belirtti. Üç tarafı denizle çevrili Türkiye için bu açığın bir fırsat olduğuna
değinen Girenes, ancak sektörün kötü imajının bu gelişmeyi engellediğini belirtti.
Girenes, sektörün imaj problemi konusunda da şunları söyledi:
"Kirlilik konusunda aleni ve ısrarlı bir saldırı var. Çevreciler denizi kirletiyorsunuz
diyor ama altını doldurmuyor. Bilimsel birşey söyleseler biz de karşı yanıt vereceğiz.
Denizdeki 7-8 işletmenin hepsi ruhsatlı ve belgeli. Ayrıca ihracat yaptığımız
için AB'den her ay veterinerler kontrole geliyor. Eğer sorun olsa AB bizden zaten
ürün almaz."
Türkiye'nin kıyılarının doğru dürüst yönetilemediğinin altını çizen Girenes,
"Örneğin balık çiftliği kurulması için izin verildikten sonra, otele için veriliyor.
Bu nedenle de sorunlar çıkıyor" dedi. Girenes Yaşar Holding Onursal Başkanı Selçuk
Yaşar gibi, Türkiye'nin kıyı yönetiminin planlanması ve denizcilik bakanlığının
kurulması gerektiğini düşünüyor.
"Manisa'da besi çiftliği kurup sütte kaliteyi artıracağız"
Kalpaklıoğlu, bugün için ertelense de Manisa Beydere'deki 30-35 milyon dolarlık
yeni proje hakkında da şunları söyledi: "Devletin elinde bulunan Beydere'deki
bin 560 dekarlık araziyi 10 yıllığına kiraladık. Arazide hedef bin başlık süt
işletmesi kurmak. Ayrıca Ege Bölgesi'nde süt üreticilerine eğitim vermek istiyoruz.
Sütteki bakteri sayısı birçok bölgede AB'nin asgari standardının çok üzerinde.
Biz de Egeli üreticileri eğiterek sütün daha az bakteri taşıması konusunda çalışmak
istiyoruz. Ayrıca üreticinin damızlığını verip genetik kütüğünü kendimiz tutarak
bölgenin soykütüğünü çıkarmak. Bir de arazide yem üreteceğiz." Kalpaklıoğlu Iğdır'da
Sancak Grubu'yla birlikte planlanan ancak bürokrasiye takılan besi çiftliği konusunda
"Çalışma sürüyor, Genelkurmay'dan izin çıktı diğer izinler için çalışıyoruz" demekle
yetindi.