Borga Kantürk'ün, Masa Projesi (20 Kasım'a kadar açık) kapsamında sergilenen
"Zidane'ın İntikamı" yapıtı futbol, metalaşma ve nostalji temalarına farklı bir
bakış getiriyor. İzleyiciye Cemal (Djamel) Zidane adlı pek tanınmamış, futbolu
bırakmış başka bir Cezayirli futbolcunun hikayesini hatırlatan Kantürk ve Masa
Projesi'nin yaratıcısı Vahit Tuna'yla, Zidane'ı ve intikamı yeniden düşünmek üzerine
konuştuk.
- "Zidane'ın İntikamı" başlığı nasıl çıktı?
Borga Kantürk: İntikam her şekilde, hem sinemada hem kültürde çok popülistçe
harcanabilecek kavram. Dövüş Kulübü filminde cin fikirlilikle kullanılan bir reklam
unsuru mantığını kullanmak istedim. Orada David Fincher filmi vasat bir aksiyon
filmi olarak tanıtıyor, ama filmi görünce insanı alaşağı edecek başka problematiklerle
karşılaşıyorsunuz. "Zidane" ve "intikam" denince insanların aklına ilk olarak
Zinedine Zidane'ın 9 Temmuz gecesi final maçında attığı kafa sonucu aldığı kırmızı
kart geliyor. Sergide Zidane'ı ve basında "intikam öyküsü" olarak yer alan öyküsünü
göreceklerini sanmalarını, ama geldiklerinde, ünlü olmayan ve futbolu bırakmış
başka bir futbolcunun Cemal Zidane'ın öyküsünün içine dalmalarını istedim.
- Zidane'ın attığı kafanın efsane haline getirildi, hayranlık duygusu başka bir
milliyetçi akımı başlattı. İşiniz biraz da buna itiraz mı?
B. Kantürk: Zidane'ın o kafa atışını sahiplenme Avrupalıdan Doğuluya doğru yer
değiştiriyor. Bu adamın Dünya Kupası'nda Altın Top ödülü alabilecek kadar iyi
bir oyuncu olduğu alaşağı edilerek, attığı kafa sırf politik imge olarak kullanıldı.
Eleştirdiğim, insanın kendi insancıl duyguları üzerinden bir şekilde spekülasyon
yapılması ve bu spekülasyonla günümüz politikasında, yaşantısında medyatik unsurların
yaratılması.
- Diğer Zidane'la nasıl karşılaştınız?
B. Kantürk: Cemal Zidane'ı rastlantı sonucu, internette Zinedine Zidane'la ilgili
bir şeyler ararken buldum. Cezayir millli takımında forvet oynamış ve 86 yılında
Dünya Kupası'nda yer almış, o yıl takım kaptanı olmuş. Bildiğim tek şey, Cezayir
milli takımının 86 Dünya Kupası'nda ilk turda aldığı puanı sağlayacak golü Cemal
Zidane'ın attığı. Bu adamın hikayesi, popülerleştirme ve metalaştırma vizyonu
olmadığı için elden yitiyor.
- Futbol kapitalist metalaştırma ve milliyetçiliği görmek açısından iyi bir zemin
mi?
B. Kantürk: Binlerce kişi tribünleri garip bir empatik duyguyla dolduruyor. Nike
reklam kampanyalarında şair ve ressam Eric Cantona'yı kullanıyor. Onu bayrak imge
olarak seçip "güzel futbol" kelimesini gündeme getiriyor. Bağımsız küçük spor
müsabakaları düzenleyip, sokakta yetişmiş çocuklardan kahramanlar yaratmaya çalışıyor.
Endüstriyel futbolun özellikle pazarlamaya müdahalesi, AB üyesi ülkelerin milli
nosyonlarını yitirerek tamamen çok pahalı takımlar kurarak futbolcuları ikon haline
getirmesi üzerine bir eleştiri.
Sosyal statünün kalktığı yer!
- Ne zaman saklı, bakir, tatlı bir hikayeye dokunulsa, o artık bozulur. Bozulmamışların
intikamından söz edilebilir mi?
B. Kantürk: A sıl tematiğim sanatsal üretim içine yeniden romantizmi ve umudu
taşımak. İçinde hem nostalji var, hem de futbolu bırakmış eski bir oyuncunun az
duyulmuş hikayesi. Belki bir iki kişinin o hikayeye odaklanıp tekrar açıp okuması
sağlanabilir. Romantik mesele de şu, futbolcunun yaşantısından sadece bir süreç
sunuyor ve onu çok enformatik bir şeyin içine tam oturtamıyorsunuz. Sadece o futbolcuya
dair metalaşma durumunu mizansen olarak yaratıp, sergi biterken o mizansenin de
alaşağı olacağını göreceğiz.
- Zidane'ın attığı kafa intikam mıydı, yoksa o mağdur zavallı Cezayirli imgesi
yeniden mi kuruldu?
Vahit Tuna: Stadyumu bir arena olarak düşünmek lazım, futbol başlangıçta silahlı
kalabalıkların birbirlerini kesip biçmesiyle başlıyor, önce oyuna, ardından da
futbola dönüşüyor. Takım tutan insanların arasında sosyal statü ortadan kalkıyor.
Futbolun arkasında milletleri, devletleri sürükleyen bir yapısı var. Zidane bence,
Avrupa'nın iyice sınırlarının kalktığı dönemde, öteki ve varoş kimliğinin daha
da dışlandığı bir atmosferde bilinçli yaptı bunu. Zidane'ın bu hareketi metalaştırıldı.
Özellikle de Fransa bunu kullanılabilir meta haline getirdi, Zidane'a ödül verildi
vs. Cemal Zidane üstünden Zidane'ı okuma bence işi ironik hale getiriyor.
- Dokunaklı olan şu öyleyse... Zidane'ın bilinçli olarak yaptığı hamle Cezayirli
ve varoşta yaşayan bir genç için bir kahramanlık ifadesi oluyor. Oysa Zidane sistemle
oynamayı öğrenmiş...
B. Kantürk: Bu konuşmadan da bir sonuç çıkıyor. Cemal Zidane'la başladı söyleşi
ama kaçınılmaz olarak yine gündemdeki Zidane'a döndük.
Cumhuriyet DERGİ