Gayrimenkul sektöründe 2007 yılında yaşanan patlama ile Türkiye'de yıldızlaşan
sektörlerden biri de çimento oldu. Çimento talebi iki yılda 12 milyon tondan 44
milyon tona çıktı. Üretim de 2007'de 50 milyon tona ulaştı. 2010'da talebin 50
milyon tona ulaşması beklenirken üretimde ise 80 milyon tondan söz ediliyor.
Çünkü Türkiye'nin yıllardır klasik dertlerinden biri depreşti. Talep artınca
yatırımlar moda haline geldi. Geçen yıl yatırımına başlanan çimento fabrikası
sayısı 12 civarındaydı. Ancak dünyada yaşanan mortgage krizinin Türkiye'ye yansımaları
da başladı. Gayrimenkul sektöründe durgunluk itiraf edilmese de ciddi bir biçimde
yaşanıyor.
Bu yüzden bir yandan talebin gerileyeceği, diğer yandan da yeni kapasiteler devreye
girerek üretimin artacağı çimento sektörünü 2008'de zor bir yıl bekliyor. Buna
bir de Irak pazarındaki gerilemeyi eklersek sektörde ciddi bir rekabetin yaşanacağını
söylemek sürpriz olmaz.
Kapasite artışlarıyla birlikte sektörde yapı değişiyor. Yıllardır bölgesel olarak
çalışan çimento fabrikaları rekabet nedeniyle ulaşabildiği her yere satış yapıyor.
Türkiye'ye güvenerek geldik
Sektörün durumunu Türkiye'deki yeni oyunculardan Portekizli Cimpor'un CEO'su
Edney Viera ve Çimento Grup Başkanı Şefik Tüzün ile konuştuk. Cimpor tam bir yıl
önce çatısı altında üç çimento fabrikası, üç çimento öğütme tesisi, 12 hazır beton
tesisi ve iki agrega ocağı bulunan Yibitaş Lafarge'ı rekor bir fiyatla 535 milyon
euroya satın almıştı.
Viera, sektördeki kapasite artışları ve daralmaya rağmen Türkiye'ye gelmekten
mutlu olduklarını söylüyor. Grup olarak Türkiye'ye uzun vadeli baktıklarını ve
sektörün önümüzdeki yıllarda gelişeceğine inandıklarını söyleyen Viera, "Amacımız
Türkiye'de durumumuzu sağlamlaştırmak. Ankara'da 100 milyon dolarlık yatırımımızı
da bu nedenle yapıyoruz" diyor.
Dünyada mortgage korkusunu da değerlendiren Viera, "Bütün umudumuz durgunluğun
gerilemeye dönüşmemesi. Bu nedenle grup olarak yatırımlarımızı gelişen ülkelere
yapıyoruz" yorumunu yapıyor. Türkiye'de kişi başına düşen çimento tüketiminin
2006'da 563 kg olduğunu, bu rakamın Avrupa Birliği'nde 800-1000 kg, İspanya'da
ise 1000-1200 kg olduğunu da sözlerine ekleyen Viera, "Yani daha gidecek çok mesafe
var. Türkiye gelişen bir ülke. Biz Türkiye'ye güvenerek geldik" diyor.
Viera aslında Brezilyalı. İki ülkeyi birbirine çok benzetiyor ancak Türkiye'nin
geleceğinin daha parlak olduğu görüşünde. Bunu neye dayandırdığını ise şöyle anlatıyor:
"Türkiye gelecekte Avrupa Birliği üyesi olacak. Bu çok şey kazandırıyor. Çok
önemli standartları getiriyor ve gelişmeyi hızlandırıyor. Brezilya'nın böyle bir
hedefi yok. Türkiye'nin geleceği iyi, biz de iyi yıllar yaşayacağız."
Çimentoda Rusya umut haline geldi
Cimpor'un Çimento Grubu Başkanı Şefik Tüzün ise sektörde güçlü bir üç yıl yaşandıktan
sonra talebin gerilemeye başladığını söylüyor. Büyümenin yüzde 18-22'lerden yüzde
4-5'e gerilediğini söyleyen Tüzün, çimento sektörünün 2008 yılında otoyol, toplu
konut, alışveriş merkezleri ve enerji yatırımları sayesinde yüzde 5 civarında
büyüyeceğini dile getiriyor.
Sektörde artan yatırımlar ve kapasitelerle kartel tartışmalarının sonuna gelindiğini
de sözlerine ekleyen Tüzün, "Portekiz'de 3 oyuncu, Türkiye'de ise şu anda 20 oyuncu
var. Rekabet nedeniyle bölgesel çalışmalar sona geldi. Artık herkes her bölgede
satış yapabiliyor. Bu da ciddi bir rekabet yaratıyor" diyor.
Satın almalar artacak
Yeni kapasitelerin devreye girmesiyle sıkıntılı günlerin yaklaştığını da anlatan
Tüzün, sektör için Irak pazarının bittiğini, bugünlerde tek alternatifin ise Rusya
pazarı olduğunu söylüyor. Olimpiyatlar sayesinde inşaat sektörü canlanan bu pazarda
ise yerli üreticilerin devreye girmesiyle daralma yaşanacağını söyleyen Tüzün,
şöyle devam ediyor:
"Türkiye'de fizibilite yapmadan yatırımlar yapıldı. Sektörde önümüzdeki dönemde
konsolidasyonlar olabilir. Ekonomi bunu söylüyor. Bundan sonra sektörde yeni fabrika
kurmak yerine satın almalar gündemde olacak. Satma niyetinde olanların olduğunu
da duyuyoruz. Uzun vadede uygun fırsatlar çıkarsa biz de değerlendireceğiz. Artık
çimento fabrikaları bile farklılaşmak zorunda. Standartlara uygun üretim, çevreye
dikkat etmek yeterli değil. Farklı ürünler üretilmesi gerekiyor."
Referans Gazetesi
Jale ÖZGENTÜRK