“Akaretler’den yukarı çıkarken, Valide Çeşme’den sonraki sokakta, pervazları
beyaz, sarı renkli heybetli bir konak, eski “Eşref Paşa Konağı”, II. dereceden
tarihi eser. İstanbul hanımefendilerine ve beyefendilerine ev sahipliği yapan
bu ihtişamlı konağa bir ufak kıvılcım son vermişti. 1994 yılında renove ve restore
edilen konağı Nurcan Turgay Artam çifti, Antik A.Ş. için dekorasyonunu tamamlayıp,
bugünkü Antik Palace’ı sanatseverlere kazandırmışlar.”
3.000 m2’lik bir alanda yer alan Antik Palace, beş kat olarak yapılmış,
her kata ayrı bir isim verilmiş: Giriş katı “Sultan Salonu”, onun altı “Sarı Salon”
olarak isimlendirilmiş . Sultan Salonu’nda ziyaretçiler kabul ediliyor. Tarihin
ve kültürlerin birleştiği bir salon burası, her köşesinden sürpriz bir obje size
göz kırpıyor. Hanedanların ihtişamlarını vurgulamak için özel ürettikleri bir
sürü hediyelik eser, günümüzün sarayı Antik Palace ‘da sergileniyor. Bir köşede
İsveç Prensi’nin düğünü için yapılmış centerpiece; dünya güzeli İmparatoriçe Eugenie’nin
Sultan Abdulaziz’e hediyesi bronz heykel; Sultan Abdulmecid tuğralı gümüş gülübdanlar;
Madam Pompadur’un aşkı Sevres porselenler; İmparatoriçe Josephine’nin dedikodu
kolukları; el yazması Kuran-ı Kerimler; tombaklar; hatlar; gravürden oryantalist
tabloya kadar antikaların en seçilmişlerini burda görmek mümkün. Girişin simetrisinde
olan “Cafe Ferman”da bir sürü heykel ve fermanlar arasında alışveriş sonrası sizi
ufak bir çay molasına bekliyor.
Müşterilerinden gelen yoğun talep üzerine 18. yüzyıl replica mobilyaları
da çeşitlerine ekleyen Antik Palace, Sarı Salon’da sergilediği mobilyalarla İngiliz
yaşam tarzını canlandırıyor. Eskiye duyulan özlem ve o günlerin gizemini yaşama
tutkusu sonucu antikaya yönelen insanlar, ev dekorasyonunda da aynı zevkle hareket
ediyorlar. Muhteşem malikanelerde yaşayan aristokratların lüks ve sanatsal eşyaya
olan düşkünlüklerini, aşklarını, Kraliçe Victoria’nın zevkini, günümüzde tekrar
hayata geçiriyorlar ve kültürlerini birleştirerek, şaşırtıcı mekanlar yaratıyorlar,
geçmişin ihtişamı tarih sayfalarından çıkıp hayallerimizi süslüyor ve gerçeğe
dönüşüyor.
Özellikle mistizme ve yaratıcılıklarının enerjisine güvenen aileler, karşıtlıklar
ahenktir deyip, çağdaş mobilyaların yanında, Quenn Anne stili bir yatak, bir masa,
Kraliçe Victoria’nın yazı masasını cesurca kullanabiliyorlar.
“Modern ve Klasiğin İzdivacı” adı verilen bu moda için Antik Palace yetkilileri,
çağdaş insanın hızlı teknolojik yaşama karşı başlattığı zamanı durdurma ve geçmişin
huzurunu günümüzde yaşatma arzusu ve hazzı diyorlar. Artık perukalı uşaklar, zamanın
debdebeli kıyafetleri içerisindeki soyluların yerini modern kıyafetleri ile 21.
yüzyıl insanları alsa da, mobilyaların zerafeti o günleri dolu dolu yaşıyor. Antik
Palace, Sarı Salon’da sergilenen Frank Hudson, Dıcksons Of Ipswıch, Harris, Charles
Barr, Asworth, Trowbridge, Tetrad gibi dünyaca ünlü geleceğin antikası İngiliz
mobilyalarını zevkle izleyebilir, ahşabın sıcaklığını hissedebilirsiniz ve beklemeden
beğendiğiniz mobilyaya sahip olabilirsiniz. Herhangi bir mekanda bu kadar değerli
aksesuarı bir araya getirmek mümkün olmadığı için, her bakımdan zengin görünümlü
bu mekanda dergiler ve çeşitli TV kanalları, çekim yapıyorlar. Üst kat Hünkar
Salonu’nda yer alan 300 kişilik müzayede bölümü, haftada üç gün seminerlere (mum
süsleme sanatı ve antika seminerleri), antika eşyaların teşhirine, sergilere ve
özel davetlere ev sahipliği yapıyor. Sergilediği eserlerin çeşitliği, güzelliği,
değerleri ile en ünlü müzelerle yarışma halinde olan Antik Palace’da, müzelerden
farklı olarak eserlere dokunabiliyor, beğendiğiniz bir antikaya, isterseniz sahip
olabiliyorsunuz. Antik Palace’ın verdiği hizmetler bunlarla da kalmıyor: Turizm
şirketlerinin, holdiglerin, bankaların, özel koleksiyonerlerin isteği doğrultusunda,
Hünkar Salonu’nda düzenlediği özel davetler ve Osmanlı Geceleri ile, konuklara
Binbir Gece Masalları’nın İhtişamını ve tarihimizi yaşatıyorlar.
Kaynak: dekoronlEskiye duyulan özlem, eskiyi yaşatma ve eskiyle yaşama arzusu,
her geçen gün daha da artıyor. İstanbul'un çeşitli semtlerinde, bir çok antikacı
gruplaşmaya başladı. Mecidiyeköy antikacılar çarşısı ve Horhor çarşısı, yıllar
önce Kuledibi Bit Pazarının uzantısı olarak kuruldu. Zaman içersinde Bit Pazarı
olmaktan çıkıp, "Antikacılar Çarşısı" kimliği ile alıcıların uğrak yerlerinden
biri haline geldi. İlgi artmaya başladıkça, "Çukurcuma" adı tekrar gündeme geldi.
Eskiden beri var olan, eskicilerin uğrak yerlerinden biri olan Çukurcuma, bu kez
antikacılar çarşısı halinde. Tipik bir mahalle arası görüntüsünün yanısıra, değerli
bazı antika parçaları buralardan bulmanız mümkün.
Yurt dışından gelen turistlerin bile rağbet ettiği bu antikacılar çarşısını
yoksa hala ziyaret etmediniz mi? 15 yıllık geçmişi ile Tombak Ahmet, Galeri Alfa,
Çatma Antik, Resto Limited, Şamdan Antik, Çukurantik, Authentic House, Harmoni
Antika, Taşcı Halil ve daha bir çok dükkan, adeta her dönemden ve her tarzdan
parçalar bulmanız için ideal yerlerden bazıları.
Neler yok ki; Kuyu ağızları, yağ küpleri, heykeller, şamdanlar, çay takımları,
eski halılar, tombaklar, mobilyalar, aksesuarlar, kitaplar.. bunlar aklımıza gelenlerden
bazıları.
Kaynak: kadınlar.comine.net