İstanbul Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nin içinde bulunan 150 yıllık şapel
artık bir kültür merkezi oldu. 1856’da İstanbul Harbiye’de kurulan okulun iç avlusunda,
1905’te inşa edilen küçük kilise, artık Notre Dame de Sion Tiyatro ve Konser Salonu
olarak İstanbulluların hizmetine girecek.
Okulun kuruluşunun 150. yılı şerefine restore edilen salon, Yüksek Mimar Kerem
Oral’ın imzasını taşıyor. Restorasyon çalışmasının ardından, dört önemli fotoğrafçı,
Bennu Gerede, Murat Germen, İzzet Keribar ve Yalçın Savuran salonu kendi yorumlarıyla
fotoğrafladılar. Bu fotoğraflar, yeni konser salonunun tarihçesi ve dönüşüm sürecinin
anlatıldığı bir kitapta toplandı. Bu hafta içinde basılacak olan kitap 27 Kasım’daki
açılış sırasında davetlilere dağıtılacak.
Notre Dame de Sion Fransız Lisesi, Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından
biri. Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Çalıkuşu romanındaki Feride’nin okuduğu,
Atatürk’ün manevi kızları Rukiye, Nebile ve Afet’in eğitim aldığı, çok sayıda
sanatçı, bilim insanı, diplomat yetiştiren bir okul.
Okulun içinde iki de kilise bulunuyor. Bunlardan biri St. Antuan’dan sonra İstanbul’un
en büyük Katolik kilisesi olan St. Esprit Kilisesi. Bu kilise şu anda da ibadete
açık. Diğeri ise iç avluda yer alan Dame de Sion Şapeli. Eskiden okulda öğretim
elemanı ve görevli olarak çok sayıda rahibe bulunurdu. Bu rahibelerin ve okuldaki
Hıristiyan öğrencilerin ibadet etmesi için avluya bu şapel, yani küçük kilise
inşa edilmişti. Ancak rahibelerin ve Hıristiyan öğrencilerin sayısı azalınca şapel
atıl kaldı ve 20 yıl önce kapatıldı.
Okul yönetimi özellikle 150. kuruluş yıldönümünde bu önemli yapıya yeni bir fonksiyon
vermek için düşünüyordu. İstanbul’un 2010’da Avrupa Kültür Başkenti olmasına kesin
gözüyle bakılınca, kentin, kültür mekanları açısından fakir olduğu düşüncesiyle
eski şapelin bir tiyatro ve konser salonuna dönüştürülmesine karar verildi.
Bu yılın başında bir proje yarışması açıldı. Bu yarışmaya çok sayıda firma katıldı.
Altı firmanın yeterlilikleri onaylandı. Bunlar arasında yapılan bir eleme sonucu
iş Oral Mimarlık’a verildi.
Oral İnşaat ve Mimarlık Şirketi, 1933’te mimar Muhtar Oral tarafından kurulmuş,
Muhtar Bey’in oğlu, İngiltere ve İsviçre’de eğitim gören Yüksek Mimar Ahmet Oral
tarafından geliştirilmişti. Muhtar Oral’ın torunları Yüksek Mimar Kerem Oral ve
işletmeci Emre Oral daha sonraları babalarına ortak oldular. Dame de Sion projesini
Ahmet Bey ve oğulları birlikte hazırladı. Renovasyon projesini Kerem Oral çizdi,
uygulamasını ağabeyi Emre Oral’la birlikte yaptı. Başta Magic Life olmak üzere
birçok tatil köyü, ofis binası, otel, kütüphane ve konut yapmış olan şirket, bu
küçük projeyi sırf binayı çok sevdikleri için üstlendiler. Kerem Oral, bu projeye
nasıl bir yakınlık duyduklarını şöyle anlatıyor:
"Önce forma hayran kaldık. Sonra duyarlı ve hassas dokuya. En son olarak da ruhumuzu
ve bedenimizi aynı ölçüde sarmalayan atmosfere... Notre Dame de Sion için yaratmak
istediğimiz, yalın ama bir o kadar da etkileyici bir mekandı. Gotik mimarinin
bu güzel örneğini renove ederken, burada zaten varolan değerlere sahip çıktık.
Düşlerimdeki ışıkları yapının dış cephesine ve iç kubbesine yerleştirirken tek
düşündüğüm; bu salonda dinleyeceğim müzik, seyredeceğim tiyatro ve sahneden gelecek
seslerin bu muhteşem mekanda ışıkla bütünleşip izleyicilere yansımasıydı. Bu şöleni
babam Ahmet Oral ve ağabeyim Emre Oral ile hazırlarken, tek düşüncemiz burada
yatan güzeli uyandırmaktı..."
Proje yarışması 14 Nisan 2006’da sonuçlandı. Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan izinlerin
alınmasını ve eğitim yılının kapanmasını beklediler. 8 Temmuz’da işe koyulup 8
Kasım’da işi tamamladılar. Dört ay gibi kısa bir zaman diliminde ortaya bir mucize
çıkardılar: 20 yıldır kaderine terk edilmiş yapı onarıldı, salon ve sahne düzenlendi,
sonra tavana geçtiler. Gotik tarzın zarif örneklerinden biri olan tavanı, ikinci
bir sahne olarak kullanmayı düşündüler. Bunun için de tavanı rengarenk led ışıklandırmayla
donattılar. Böylece ortaya Türkiye’de türünün tek örneği olan bir dekorasyon çıktı.
Onları en çok zorlayan akustik oldu. Eskiden tek bir mekan olan bu ibadet yerinin
tavanlarındaki gotik kırılmalar, özellikle elektronik seslerin parçalanarak dağılmasına
neden oluyordu. Bu olumsuz ekoyu yok etmek için mekanı elektronik akustik etütlemeye
tabi tuttular ve seslerin seyirciye çıplak halde ulaşması için çaba sarf ettiler.
Biz mekandayken denemesini yaptılar, çok başarılı bir ses aritmetiğinin ortaya
çıktığı anlaşıldı.
Salon, 26 Kasım’da öğrenci velilerine ve eski mezunlara açılacak. 27 Kasım’da
ise protokol açılışı yapılacak. Açılışta dört fotoğrafçının eserleri sergilenecek.
Dört ünlü fotoğrafçı yeni salonu yorumladı
Renovasyon bittikten sonra dört fotoğraf sanatçısından mekanı fotoğraflaması
istendi. Birbirinden farklı ruhlar taşıyan, değişik sanat anlayışlarına sahip
bu dört fotoğrafçının objektiflerinden yaratıcı işler çıktı. İşte bu konudaki
görüşleri:
Murat Germen: "Eserlerim, mimarın, küçük bir mekanı büyük ve etkileyici kılabilmek
için gösterdiği hacim düzenleme ve renk kullanımındaki ustalığını aktarabilme
kaygısı ile çekildi, düzenlendi..."
Bennu Gerede: "Eskiyi bozmadan güzelleştirmek kadar zor bir şey yok. Kutluyorum
ve onur duyuyorum, böyle bir projede ’sanat’ım ile ’tarih’e ben de imza atmış
oluyorum."
İzzet Keribar: "Notre Dame de Sion Tiyatro ve Konser Salonu restorasyonu fotoğraf
çekimleri projesi kısa olsa da, bu yıl içinde beni en çok heyecanlandıran ve mutluluk
veren bir çalışma oldu."
Yalçın Savuran: "Sessizlik lütfen... Perde açılıyor..."
Hürriyet CUMARTESİ
Ersin KALKAN