Tarihte binlerce yıldır bütün uygarlıkların evden ibadethaneye her türlü yapıda
kullandığı niş, Fransızca bir sözcük. Duvar içindeki oyuk, göz, hücre anlamına
geliyor.
Shape mimarlık ve iç mimarlık bürosunun iki ortağı iç mimar Mete Övür ve
mimar Meral Bağcı'nın son on yıldır büyük talep gören niş hakkındaki görüşleri
şöyle,
Övür’e göre nişin modern kent yaşamına dönüşünün en büyük nedeni, on yıl
önce yayınlanmaya başlayan korasyon dergileri. Bir sinemadaki afişle kuyumcudaki
gerdanlığı etkili bir biçimde sergilemek, uzun ve düz bir koridoru hareketli hale
getirmek, güzel bir antika objeyi evin kör noktasında değerlendirmek için niş
yapılıyor. Avrupa’da olduğu gibi Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde de sık görülen
nişler, Anadolu evlerinde yaşıyor. Gaz lambası ya da Kur’an konduğu gibi bazen
yatak ve yorganların üst üste dizildiği "yüklük" olarak günlük hayatın sıradan
bir parçası oluyor.
Safranbolu evlerinde usta ahşap oymalarla, Mardin evlerinde de dantel gibi
işlenmiş taşlarla süsleniyor. Günümüzde niş, hep kullanılmak istenen ama her zaman
da isabetli kullanılamayan bir unsur. Ehil olmayan eller tarafından mesela alçıpancılar
tarafından modern kent yapılarına uygulanmaya kalkışıldığında pek başarılı sonuçlar
vermiyor. Estetik bir yana duvarın incelmesine, yapıda taşıyıcılığın azalmasına
neden olabiliyor. Bu nedenle mimari maharet gerektiriyor.
Mimar Mete Övür, "Niş ev, restoran, ofis dekorasyonlarına girdi. Projede
olmasa da duvarlar, yalancı kolonlar yapılarak yerli yersiz nişler yaratıldı"
diyor. Eskiyen dekoru yenilemek için gittiklerinde karşılaştıkları bazı niş manzaralarını
anlatıyor: "Aydınlatma sistemi var ama içine konacak obje bulunamamış. Fonksiyonel
olmadığı gibi alan kaybettirmiş. Oysa mimarinin temel çıkış noktası ihtiyaçtır."
Bağcı, "Ya kapatıyoruz ya da işlevli hale getiriyoruz" diyor.
Galata, Cihangir ve Şişli’deki eski yapılar niş zengini. Yeni mekan sahiplerinin
ise proje ya da dekorasyon aşamasında talep etmeleri gerekiyor.
Hem ihtiyaç hem dekor
Evde çok güzel bir tablo vardır ama ona uygun bir yer bir türlü bulunamamıştır.
O tablo bir nişin içine asıldığında dikkatleri üzerinde toplamakla kalmaz, bütün
atmosferi de değiştirdiği gibi derinlik de katar. Övür ve Bağcı’nın, dekore edecekleri
evdeki çok güzel antika objeler nedeniyle niş açtıkları çok olmuş.
Nişler modern mimaride bazen spontane de çıkabiliyor. Yatak odasındaki darlık,
yatağın başındaki duvara açılan iki nişle hem gideriliyor, hem iki komodine dönüşebiliyor.
Mesela iki duvar birleştiğinde ortaya çıkan açı farkı, kullanılamayan bir alan
yaratıyorsa bir nişe dönüştürülebiliyor. Ancak, içine koyacak uygun bir obje varsa.
Görselliği ön plana çıkarırken fonksiyonelliği kaybedip zarara uğramamak
gerekiyor. "Ben bu duvara niş açtırayım, sonra da gidip Çukurcuma’dan bir antika
obje alayım" olmuyor. Bağcı, "O zaman kartpostal gibi yapay duruyor" diyor.
Ev kadınları sevdi
Dekorasyon dergileri 90’lı yıllardan itibaren hayatımıza girdi. Ev kadınları
dergiye baktıklarında ’Ne kadar güzelmiş bu nişler. Benim evim de böyle olsun’
demeye başladı. Modern mimaride 1950 ve 60’larda çok güzel nişler yapıldı. Ama
kaç kişi gidip gördü? Ama medya aracılığıyla gören ve benimseyenler bu furyayı
yarattı.
Kaynak: Hürriyet