Ekonomik ortam zorlasa da yatırımın her zaman öncelik taşıdığını belirten Eczacıbaşı
Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Eczacıbaşı Holding'in 60'ıncı
yaşına da yine yatırım ile girdiğini söyledi. Eczacıbaşı, Türkiye'nin ilk mozaik
karo tesisini 20 Eylül'de açıyor.
KURULUŞUNUN 60'ıncı yılını kutlayan Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Bülent Eczacıbaşı, ‘‘Ekonomik ortam bizi yatırım yapmakta zorlasa da, yatırımlar
her zaman öncelik taşır. Yatırımlarımız devam edecek’’ dedi. Eczacıbaşı Holding,
Eczacıbaşı Karo Seramik'in yeni mozaik üretim tesisini de 60'ıncı yıldönümü kutlamaları
haftasında, 20 Eylül'de hizmete açacak. Tesis, Türkiye'nin ilk mozaik karo fabrikası
olacak ve üretiminin yüzde 80'i ihraç edilecek.
Yeni yatırımlar yaparken, yeni ürün ve hizmet getirmeyi amaçladıklarını belirten
Eczacıbaşı, ‘‘Faaliyet gösterdiğimiz alanlarda, modern teknolojiye, uluslararası
rekabet gücüne sahip, ihracat yapan kuruluşlar olarak gücümüzü genişletmek birinci
önceliğimiz’’ diye konuştu.
Türkiye'de geçirilen krizler ve kaynak maliyetinin yükseklerde seyretmesinin,
kuruluşların yatırım gücünü çok daralttığına işaret eden Eczacıbaşı, Eczacıbaşı
Topluluğu'nun bundan sonraki hedefini şöyle anlattı: ‘‘Mali bünyemizin sağlamlığını
koruyarak, yenilikçiliğimizi geliştirerek, yeni girişimlerimizi sürdürmeyi amaçlıyoruz.
Bu çerçevede, giderek daha fazla halka açılmayı ve uluslararı piyasalardaki varlığımızı
geliştirmeyi hedefliyoruz. Ancak, bunların gerçekleşebilmesi için, Türk ekonomisinin
bize kaçmaktan kovalamaya geçme olanağı verecek, istikrarlı bir yapıya sahip olması
gerekiyor. Umarım, yakında bu olanaklara da kavuşuruz.’’
EKONOMİ HASSAS DENGEDE
Küçülmenin durduğunu, diğer yandan enflasyonun da gerilediğini belirten Eczacıbaşı,
şöyle devam etti: ‘‘Bunlar, krizden çıkılmakta olduğunun çok belirgin göstergeleri.
Bu gelişme sevindirici olmakla birlikte, iş dünyasının, daha önce de sık sık krizlerden
çıkıp, sonra yine krizlere düşmekten ileri gelen ihtiyatlı yaklaşımı sürüyor.
Ancak bu sefer, yürürlükteki programın istikrarın yanı sıra yapısal reformları
da içeren bir yaklaşıma sahip olması, geçmiş uygulamalara göre bir farklılık yarattı.
Bu çerçevede, özellikle kamu harcamalarının ve bütçe açığının sınırsızca artmasını
önleyecek reformlar gerçekleştirildi. Umuyoruz böylece, son yılların tüm krizlerinin
ortaya çıkmasında önemli rol oynayan ölçüsüz kamu borçlanmasının da önüne geçilmiş
olacak.’’
Bu olumlu gelişmelere rağmen, son dönemdeki politik belirsizliklerin de etkisiyle
bazı olumsuzlukların sürdüğünü ifade eden Eczacıbaşı, uluslararası piyasalarda
kredi notumuzun düşük bir düzeyde bulunduğuna dikkat çekti. Eczacıbaşı, ‘‘Enflasyon
yüzde 40'lara kadar gerilemişken, faizler yüzde 70 düzeyinde geziniyor. Buna seçim
ekonomisi beklentisi de eklenince, ekonomi hassas bir dengede yoluna devam ediyor.
Yeni hükümet kurulana kadar bu dengeyi bozacak bir şey yapılmayacağını umuyoruz’’
dedi.
Kısa sürede rahatlık yok kemer sıkmaya devam
TÜRKİYE'nin ekonomik yapısının son reformlarla büyük ölçüde yenilendiğini söyleyen
Bülent Eczacıbaşı, başta mali yönetimin ve bütçe dışı fonların denetimi ile özelleştirmelerin
sonuçlandırılması gibi eksiklerin giderilmesi gerektiğini hatırlattı. Eczacıbaşı,
‘‘Bunlar sadece ekonomimize uzun vadede yarar sağlasın diye yapılması gereken
şeyler değil. Aynı zamanda, kısa vadede ayakta kalabilmesi için gerekli olan IMF
desteğinin sürmesinin de koşulları. O halde, seçimden sonra hangi hükümet gelirse
gelsin, bugünkü yapıyı yeni reformlarla da destekleyerek sürdürmek zorunda’’ dedi.
Eczacıbaşı, şöyle konuştu:
‘‘Ekonomide son iki yıldır çok önemli şeyler yapılıyor. Bunların, Türkiye mutlaka
faydasını görecek. Seçimin sonuçları bu açıdan önemli. Seçimle iş başına gelecek
olan hükümetin mutlaka güveni sağlaması gerekiyor. Çünkü ekonomide yapılması gereken
pekçok şeyin bugün yapılmış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, faizlerin düzeyi bugün
için dengeleri zorluyor. Geçmişteki savurganlığımızın bedelini, kemer sıkarak
ödemeye devam edeceğiz. Çok kısa bir sürede rahatlamak ne yazık ki mümkün olmuyor.’’
Galata'daki laboratuvardan 1.2 milyar dolar ciroya
ECZACIBAŞI Topluluğu, kuruluşunun 60'ıncı yıldönümünde, 37 şirket, 7 bin çalışan
ve 1.2 milyar dolar ciroya ulaştı. Dr. Nejat Eczacıbaşı'nın 1942 yılında ilaç
üretimi çalışmalarına başladığı Galata'daki küçük bir laboratuvarla temelini attığı
Eczacıbaşı Topluluğu, bugün ilaç, yapı gereçleri ve tüketim ürünlerinin yanı sıra
finans, bilgi ve kaynak teknolojileri alanlarında ulusal ve uluslararası pazarlarda
faaliyet gösteren 9 yabancı ortağa sahip dev bir topluluk.
1980'li yılların sonundan itibaren stratejisini küreselleşme üzerine kuran ve
dışsatıma ağırlık vermeye başlayan Eczacıbaşı Topluluğu'nun 1980'de 10 milyon
dolar olan ihracatı, 2001'de 200 milyon doları buldu.
Vitra ve Artema markasıyla iç ve dış pazarda önemli yer edinen Eczacıbaşı Yapı
Grubu, Türkiye'nin seramik sağlık gereçleri üretiminin yüzde 40'ını ve bu alandaki
toplam ihracatının yüzde 70'ini gerçekleştiriyor. Dünya ölçeğinde son teknolojiyle
donatılan Eczacıbaşı İlaç'ta Lüleburgaz tesislerinde de 300'ü aşkın ürün üretiliyor.
Eczacıbaşı bünyesindeki İpek Kağıt, Avrupa'nın ilk üç temizlik kağıdı üretim
tesisi arasında yer alıyor.
Eczacıbaşı'nın 60 yılı öyküsü ‘Afiyet’te
ECZACIBAŞI Holding, kuruluşunun 60'ıncı yılını dün akşam Lütfü Kırdar Kongre
ve Sergi Saraşı'nda iş ve sanat dünyasının buluştuğu bir davetle kutladı. Davette,
dünyaca tanınmış soprano Sarah Brightman, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde
konser verdi. Gecede, Topluluğun kurucusu Nejat F. Eczacıbaşı anısına bir arşiv
sergisi de sunuldu.
Eczacıbaşı Topluluğu'nun 60 yıllık öyküsünün kaydettiği önemli aşamalar ise yine
yıldönümü dolayısıyla gazete formatında hazırlanan ‘‘Afiyet’’ adlı özel bir yayında
anlatıldı. ‘‘Afiyet’’, Eczacıbaşı Topluluğu'nun 60 yılı, 10 yıllık dönemler halinde
Türkiye ve dünya tarihinden basından derlenen haberleri içeren 6 ayrı gazetede
biraraya getiriyor.
AB bizim hakkımız söke söke alırız
TÜRKİYE'nin, AB üyelik yolunda önemli adımlar attığını da vurgulayan Bülent Eczacıbaşı,
şöyle konuştu: ‘‘Hepimiz, Kopenhag Zirvesi'nden Türkiye'nin AB üyeliği müzakerelerinin
başlatılması yönünde bir karar çıkmasını ümit ediyoruz. Ama, çıkmasa da Türkiye,
AB'ye tam üyelik yönünde yoluna yılmadan devam edecek. AB üyesi olmak, Türkiye'nin
hakkı. Bizim, bu hakkı mutlaka elde etmeliyiz. Bir hakkı alamamak, o hakkı vermeyenleri
suçlamakla izah edilemez. Siyasetçilerimiz, bizim bu hakkımızın verilmediğini
ileri sürmek durumunda olamaz. Bu hakkı almak için mücadelesini vermeleri gerekiyor.’’
Hürriyet