2001 yılından bu yana kamuoyu gündemini meşgul eden Galata Limanı Projesi ya
da popüler deyişiyle Galataport Projesi, Şehir Plancıları Odası’nın düzenlediği
“Eğrisiyle Doğrusuyla Galataport” panelinde ele alındı.
Özelleştirme İdaresi’nden Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’na, üniversitelerin
şehir planlama ve mimari bölümlerinden akademisyenlere, hukukçulara, turizmcilere
kadar konunun tarafı olan kurumlar ve kişiler biraraya geldiği panelde, spekülatif
ihale sürecine dair herhangi bir yorumun yapılmazken, konunun tarafları, yargı
sürecindeki Galataport projesinin İstanbul’a sağlayacağı fayda ve zararları tartıştılar.
Galataport’ta ne olmuştu?
1998 yılında, Karaköy Meydanı'ndaki Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlük
binasından Deniz Ticaret Odası'na kadar yaklaşık 1.200 metrelik sahil şeridinde
gerçekleştirilmesi planlanan Galata Limanı’na kruvaziyer yat limanı inşa edilmesine
karar verildi ve bu karar kapsamında İstanbul’un çehresini değiştirecek bir plan
yapıldı.
Mimar Murat Tabanlıoğlu’nun proje müellifi olarak seçildiği kruvaziyer limanı
projesi kapsamında, açık alanı 100 bin metrekare, kapalı alanı ise yaklaşık 300
bin metrekarelik saha ele alındı. Proje dahilinde toplam 750 odalı 5 yıldızlı
otel ve 4 yıldızlı oteller, alışveriş merkezleri, fast-food yerleri, kruvaziyer
liman (gümrüklü saha), free-shoplar, otopark ile müze yapılması planlandı. Tabanlıoğlu’nun
deyişine göre, “projenin ilk bebeği” 2004 yılında açılan İstanbul Modern Sanat
Müzesi’ydi.
Ancak “sit alanı” olarak ilan edilen bir sahada uygulanması planlanan Galataport
projesi, hukuki açıdan Kıyı Kanunu’na aykırıydı. Toplumun ortak değeri olarak
görülen ve “kamu yararı” dışında kullanılmaması amaçlanan kıyıları "devletin hüküm
ve tasarrufu altına" veren Anayasa maddelerine göre, burada “liman, denizcilik,
balıkçılık ve tersane” gibi kıyı dışında yapılması mümkün olmayan faaliyetlerle
ilgili yapılar dışında bir yapı oluşturulması yasal değil. Ancak, Bayındırlık
ve İskan Bakanlığı tarafından çıkarılan bir yönetmelik durumun çehresini değiştirdi.
"Kıyılarda kruvaziyer limanlar yapılabilir" hükmünü veren yönetmelik dolayısıyla
Galataport'un önünde engel olarak duran kıyı ve imar kuralları aşıldı ve mevzuata
yapılan bu "ilave", tarihi Galata Limanında otel, alışveriş merkezi, lokanta,
banka, ofis gibi yeni kullanımlara yönelik yapıların yapılabilmesinin de önünü
açtı. Şehir Plancıları Odası’nın proje gündeme geldiği ilk günden beri bu projenin
kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle dava açma süreci de bu hükümden yola çıkılarak
oluşturuldu.
Yargı, iki ayrı davada, hem mevzuattaki "ilave"yi hem de buna göre yapılan imar
planını iptal etti. Konunun yargıda görüşüldüğü aşamada, Galataport alanının işletme
haklarının verildiği spekülatif ihale süreci kamuoyunun esas gündem maddelerinden
biri haline geldi. Tartışmalar, Galataport ihalesinin feshiyle sonuçlandı.
Kentin en önemli bölgelerinden biri olan Galata Limanı’nın varolan turizm potansiyelini
değerlendirebilmesi adına yapılan Galataport projesi, Anayasa’daki "kıyı" kavramına
aykırı yapılaşmalara izin verdiği ve kentin söz konusu alanda yüksek kapasiteli
bir yolcu limanı kullanımına uygun bir ulaşım altyapısının olmadığı için sürekli
bir tartışma konusu.
Şehir Plancıları Odası’nın bu tartışmalara bir yön vermek, önümüzdeki günlerde
yeniden açılacak ikinci ihale için farklı tarafların değerlendirmelerini almak
adına düzenlediği yüksek tempolu panelden, konunun taraflarının ağzından “eğrisiyle
doğrusuyla Galataport projesi” yorumları:
Mimar Murat Tabanlıoğlu : "Burası Beyoğlu’nun eteği, Boğaz’ın başlangıcı, ama
İstanbul’un tek kruvaziyer limanı olabilir. Dünyada böyle örnekler mevcut, Venedik’teki
San Marco meydanıyla Tophane meydanı yaklaşık aynı büyüklüğe sahip.. Tophane meydanı
bir gezinti yeri olarak konumu itibariyle Nişantaşı ya da Bağdat Caddesi’nden
farklı değil. Binalar korunarak yapılacak otel, lokantalar, alışveriş merkezleriyle
burası bambaşka bir görüntüye kavuşabilir Tabanlıoğlu Mimarlık olarak projeye
2001’de başladık. Şehirden koparılmış bir yerdi burası, eski şehirle diğer mekanların
buluşturulması gerekiyordu. İstanbul Modern Sanat Müzesi projenin ilk bebeğiydi.
Güney yakasındaki ikinci derecede tarihi eserlere yeni fonksiyonlar verip kuzey
kısımdaki yapıların dönüştürülmesi projenin ana konusuydu. İhaleye çıkan proje
mevcut yapıların dönüştürülmesini kapsıyordu. Deniz trafiğinin de etkili olmasını
savunduk, ek sefer ve bağlantılarla bu merkeze gelinmesini tavsiye ettik. 57.
Hükümet, yani Ecevit-Yılmaz koalisyonunda başlayan proje, yeni hükümette gündeme
geldi. Bugün, burada kruvaziyer tesislerinin yapılıp yapılmayacağına Ankara’nın
karar vermesi gerekiyor. Cruiseprot Galleria alışveriş merkezinin yakınlarına
götürülecekse proje değişir. Şu anda orada bulunan antrepoların yıkılması halinde,
İstanbul Modern de yıkılmak durumunda kalır ve o alana hiçbir şey yapılamaz."
Prof. Dr. Mete Tapan- İstanbul 2 nolu Kültürel ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Bölge Kurulu Başkanı: "Kruvaziyer liman projesi, Beyoğlu’nda yapılan koruma amaçlı
planın bir parçası. Bu planın bütünlüğü bozulduğunda dikiş tutmaz, kentte kaosu
tetikler. İlk plan kurul kararı olmamasına rağmen, değişiklikler yapılmadan askıya
çıkarılmış ve yürürlüğe konulmuş. Özelleştirme İdaresi’nden gelen yeni planda,
ilk plana göre farklılıklar var. Emsal daha düşürülmüş, limanla ilgili kısım,
kontrollü bölge azaltılmış. Ancak planı kamuya maletmek ve sosyal boyutunu da
dikkate almamız gerekiyor."
Prof. Dr. Hüseyin Kaptan- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı: "Dünyada
prestij alanları kıyılardan başlar. Deniz kenarında özgür olarak giremeyeceğimiz
yerler var, tersanelere, yat limanlarına da girilemez mesela. Galataport alanının
ise bugün olduğu gibi işlevsel olarak kapalı ya da izole olmaması, kent ile bütünleşmesi
ve İstanbul silüetiyle uyum sağlaması lazım. Bu plan tek başına değildir, Beyoğlu'nun
parçasıdır. "
Mücella Yapıcı
Mimar Mücella Yapıcı - TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi : "Sözümüz yönteme,
biçime, kente dairdir. Murat Tabanlıoğlu’na lafımız yoktu, bir meslektaşımız olarak
gerektiği yerde telif haklarını savunmak bizim görevimizdir. Ancak Galataport
projesi hukuka aykırı işleyen bir süreçtir ve İstanbul’un en önemli kıyısını meslektaşımın
iyi niyetine güvenerek bırakamayız . Eğrisiyle Doğrusuyla Galataport bugünkü panelin
başlığı. Ben bu Galataport terimini kendime göre yorumladım, doğrusu Galata eğrisi
“port” diye düşünüyorum. İstanbul son yıllarda “port”luyor. Haydarpaşa, Galata,
Zeytinburnu bunlara örnektir. Bugün, sadece Galataport veya Haydarpaşa uğruna
Kıyı Kanunu’nda bütün kıyıları kruvaziyer tehdidine sokacak bu madde durmakta...
Bu süreç hukuka aykırı işledi. Bir mimarın öncelikli görevi toplumsal değerlere
sahip çıkmaktır, biz de bunu yapıyoruz.. Galataport konusunda, projeye uygun hukuk
uyduruluyor. Proje, turist getirir belki ama diğer yandan İstanbul’u da götürür.
"
Prof. Dr. Zekiye Yenen - YTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü : "İstanbul su kenarında
konumlanmış bir kent. 1980’lerin ikinci yarısından itibaren küresellik kavramı
hayatımıza girince “sanayi kenti” kimliği, “hizmet kenti” kimliği öne çıkıyor.
Bugün denizle ilişkimiz, “seninle bir dakika” şarkısı gibi... görülemeyen, kucaklaşılamayan
bir deniz... Öte yandan turizm yapılanması, çevreye duyarsız yoğunlaşması nedeniyle
bugün amansız bir kirletici olmuş. Kanunlarda, kıyıların en rahat kullanılabilecek
şekilde dinlenme, eğlenme için değerlendirilme ilkesi vardır. Kıyıda gerideki
yapılardan daha yüksek planlama etik açıdan yapılması uygun değildir, kentsel
silüete zarar verir. Coğrafi konumla turizm ölçeği arasında denge kurulmalı. Çevrenin
taşıma kapasitesi öne çıkmalı, ulaşım açısından katlanabilme kapasitesi gözardı
edilmemeli. Turizm sadece konaklama, alışveriş değildir aynı zamanda özgün dokunun
yaşatılması için önemli bir araçtır. Kruvaziyer limanları, kent merkezlerinin,
modern ulaşım araçlarıyla 20 dakika uzağında yerleştirilir. Burada ise tam kentin
göbeğinde, üç- dört bin kişinin bir anda kente dağılması söz konusu. Bu iskele
bir aktarma iskelesi olabilir, giriş kapısı işlevi böyle de sürdürülebilir, ancak
mevcut planın uygulanması, getireceği turistin yanında çok şeyi de beraberinde
götürür."
Adnan Gürdal – Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Gayrimenkul İşlemleri Proje Başkanı:
"Eski planda değişiklikler yaptık, emsal değeri 1.30 ile 1.50 civarına indirildi.
Eski plana göre 4 kruvaziye geminin yanaşabileceği şeklinde bir düzenleme varken,
yenisine göre 1 gemiye izin verilebilecek. İnşa edilecek yapıların yüksekliği
Mimar Sinan Üniversitesi'nin saçak kotunu geçmeyecek ve dolayısıyla tarihi siluet
zedelenmeyecek. Kruvaziyer gemiler uluslararası standartlarda gemiler. Buradan
gelir elde etmemiz için limana ihtiyacımız var. Mevcut limandaki ilkel koşullarda,
yolcuların bölgede durmasını sağlamak mümkün değil. Ancak kruvaziyer gemiyle limana
gelen ve kentte en az 8 saat kalan yolcular yeni planla buradan ülke hakkında
olumlu bir imaja sahip olup para bırakarak çıkacak."
E. Demirdizen-Ö. Aykul
Erhan Demirdizen – TMMOB Şehir Plancıları Odası : "Bizim tartışmamız kruvaziyer
liman olmasın değil, mevzuata getirilen kruvaziyer liman sahası içindeki fonskiyonlar.
Bugüne kadar kimseye verilmemiş imar ayrıcalığı neden Galataport’a veriliyor?
Kruvaziyer liman alanları Kıyı Kanunu kapsamında kalmasın, Anayasa’ya aykırı fonksiyonlar
zorlama düzenlemelerle halledilmesin derdindeyiz. Zaten ağır aksak işleyen Karaköy
bölgesi bu planı kaldırabilecek altyapıya sahip değil. Sahil şeridinde bir parantez
açıp bu parantez içine otel, alışveriş merkezi vs. yerleştirmeye çalışıyorlar:
Anayasanın kıyılarla ilgili görüşleri açık. Kıyı ve sahil şeridi kamu yararına
kullanılmalı, devletin hüküm ve tasarrufunda olmalı. Kanunda herkesin eşitlik
ve serbestlikle yararlanılmasından söz edilir, buralara başka bir yerde yapılması
mümkün olmayan liman, tersane gibi zorunlu yapılar yapılabilir. Ancak burada yapılmak
istenen “kent bütününden koparılmış turizm merkezi” planlama sistematiğine aykırıdır.
Kruvaziyer limanı da Kıyı yasasının ruhuna aykırıdır."
Avukat Ömer Aykul – İstanbul Barosu Çevre ve Hukuk Komisyonu Başkanı: "Galataport
somut vaka olarak denetimi tamamlanmamış bir plandır. Burada kıyıyla ilgili temel
maddelere uyulmuyor. Bu kıyılar, uluslararası anlaşmalara göre dünya mirası listesinde
yer alan birimlerdir. Kıyılar devletin mülkiyetinde değildir, devlete sadece buraları
koruma yetkisi verilmiştir. Burası hazine arazisi değildir, satılamaz. Devletin
gözetmesi gereken başlıca konu kamu yararıdır. Kıyılar da kamu yararının içindedir.
Projenin getireceği mali avantajlar söyleniyor. Bu olay bir fayda-maliyet analizi
değildir, devlet bir şirket değildir, bu unsur gerekçe olarak kullanılamaz. Önemli
olan hangi kamu yararının üstün geleceğini bulmaktır. Anayasa, Kıyı hukuku ve
SİT Hukuku’na uygun mu? Avrupa’nın kentsel şartlarına uygun mu? Egemenlik hukukuna
uygun mu? Hangisinin kamu yararına üstün uygunlukta olduğuna karar verilmeli."
Tavit Köletavitoğlu – Şehir Plancısı: "Kruvaziyer liman olayı çok önemli bir
olaydır. Bugün dünyada 11-12 milyon kişinin kullandığı bir araçtır. Yunanistan,
Pire limanıyla çok büyük gelir elde etmiştir. Biz ise bugün oralardan çıkan gemilerin
bize uğramasıyla yetiniyoruz. Bu
İstanbul’un potansiyeline haksızlıktır. Ancak Galataport, kruvaziyer limanı yapmak
için uygun bir yer değil. İstanbul’a yapılacak kruvaziyer limanı kentle bütünleşmek
zorunda. Mevcut plan zaten çalışmaz durumda olan Karaköy’ü iyice bitirecek bir
plandır, burada kamu yararı yoktur. İstanbul’un kamu yararı özel durumlara göre
yazılır, ancak bu fonksiyona 2-3 kruvaziyer geminin yerini yazamazsınız. Proje
Türkiye’de en çok işleyen müessese olan emrivaki müessesesinin bir ürünüdür. Sorumluluğu
olmayan bir kuruma yetki veriliyor, İstanbul’u bimeyen Ankaralılar’a plan yetkilerini
bırakıyoruz. Bu proje hiçbir şekilde İstanbul’un kruvaziyer ihtiyacını karşılayamaz.
Bizim İstanbul’u Doğu Akdeniz’deki en doğu uç haline getirmemiz lazım. Üç yılda,
müzeler gibi düşük yoğunluklu yapılar kazandırmamız lazım. Dünyada bugün turist
kavramı değişti, turist artık bizim yaşantımızı bizimle paylaşmaya gelen insan.
Biz yaşayamadıktan sonra turist nasıl yaşayacak? Bir hikaye var Kurtuluş Savaşı
yıllarında geçen... Hikayeye göre, Atatürk bir topçu gemisini teftişe gider, geminin
yakınlarından bir düşman gemisi geçmesine rağmen ateş açılmadığını gören Atatürk,
derhal kaptana neden ateş açılmadığını sorar. Kaptan “bunun için yirmi sebebim
var. Birincisi, cephanem yok. İkincisi... derken Atatürk sözü keser ve gerisini
konuşmaya gerek yok der. Burada da benzer bir durum var. Burada kruvaziyer limanı
yapılmaz. Gerisini konuşmaya gerek yok. Galata limanı ancak çok lüks yatlar için
kullanılabilir, bunlar hem boyutlarıyla kentin silüetini bozmaktan çok, hoş bir
görüntü kazandırır, hem de limanda birkaç gün konaklayacak bu yatlardaki yolcular,
o dev gemilerin birkaç saat içinde toplayacağı yolculardan daha fazla döviz bırakır.
Ancak İstanbul’un bir kruvaziyer limana şiddetle ihtiyacı vardır, bunun için de
en uygun yer Yenikapı açıklarıdır. On kilometreye varacak bir liman, raylı sistemle,
havaalanıyla bağlantılı bir liman olmalıdır. Bu potansiyeli 1.2 kilometrelik bir
alana sığdırmak İstanbul’un yapabileceklerine hainliktir."