İnsanoğlunun, yaşamak için daha iyi (daha konforlu; daha lüks?) bir
ortamı meydana getirebilmek için yüzyıllar boyu ortaya koyduğu 'dar
görüşlü ve sorumsuz' çabanın, rotayı giderek nasıl daha kötüleşen bir
ortama doğrulttuğu, hatta son birkaç onyılda dünyayı nasıl bir
'tükenme' noktasına doğru hızla sürüklediği, artık apaçık görülen bir
gerçek. Bu gerçeği, genel olarak en son farkeden guruplardan biri olan
mimarların uyanış sürecini, son 10-12 yılın UIA genel kurullarından
izlemek mümkün. Montreal (1990) toplantısında sunulan bildiriler
arasında sadece 1-2 tane ekolojik içerikli sayılabilecek çalışma
bulunurken, iddialı "Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Bağımlılık
Bildirisi"nin de yayınlandığı Chicago'da (1993) bu oran % 10'lara
ulaşmış, Barcelona'da (1996) % 20'leri bulmuş, Pekin'de (1999) ise %
30'u aşmıştır. Önümüzdeki Berlin genel kuruluna gönderilen bildirilerde
bu oranın % 50'yi aştığı haberlerinin alındığı şu dönemde, geriye dönüp
son 12 yıllık sürece bakıldığında, ekolojinin, mimarların kaygı
yelpazesinde, bu kadar kısa bir dönemde, yüzde sıfırlardan % 50'lik bir
dilime fırladığı görülecektir.
Kaygı,
sadece toplantılara bildiri göndermek düzeyinde de kalmıyor: Avrupa ve
Kuzey Amerika'da (şimdilik) 10'un üzerinde şehir (Scheedam ve Austin
gibi) imar planlarını ekolojik yaklaşımlarla yenilemiş ve imar
yönetmeliklerini ciddi boyutta ekolojik zorunluluklarla donatmış
durumdalar; bir iki çabadan sonra projelerini bu şartlara
kavuşturamayan mimarlara 'o şehirde iş yapmasının biraz zor olacağı'
ikna edici bir dille ima ediliyor. Bu tavır, özellikle Avrupa Birliği
bünyesinde hızla yayılırken, Avrupalı olduğunu Avrupa'ya bir türlü
anlatamayan (!) Türkiye'yi zor günlerin beklediği açık; kimilerine göre
tren çoktan kaçmışken, en iyimserlere göre ise kaçmak üzere.
Mahmurluğunu
kısmen veya tamamen üzerinden atmış, daha verimli kaynak kullanan,
çevreye daha az zarar veren, insanoğlunun geniş kapsamlı ve uzun
soluklu mutluluğuna daha çok katkıda bulunacak bir mimarlık yapmak ve
bunu yaygınlaştırmak isteyen bir avuç mimar 19-20 Ocak tarihlerinde
Bursa'da bir araya geldiler ve, ilk adım olarak, bir "Ekomimarlık
Platformu" oluşturdular. Bir gönüllüler birlikteliği olan, henüz
resmi/hukuki veya hiyerarşik bir yapısı bulunmayan ve böyle bir yapıya
kavuşmak hususunda da çok acele etmeyen Platform, yukarıda dile
getirilen kaygıları ve amaçları paylaşan meslek erbabının (giderek
farklı mesleklerin de) katılımıyla zenginleşmeyi ve güçlenmeyi
hedefliyor. Bu amaçla, yaklaşık bir yıl boyunca 2-3 aylık aralıklarla
buluşmalar düzenlemeyi ve bu buluşmalarda resmi yapısını (kurumsallaşma
biçimini) hedefini ve yolunu belirlemeyi tasarlayan Platform'un "ön
amaçları" şöyle özetlenebilir:
· Mesleğini uygulayan mimarların,
giderek çevre tasarımı ile doğrudan veya dolaylı ilgisi olan diğer
meslek erbabının, ekolojik kaygıları taşır ve yaşar hale getirilmesi;
tasarımların bu doğrultuya yönlendirilmesi;
· Başta meslek odaları olmak üzere, meslek kurumlarının bu konulara ağırlık ve
öncelik vermelerinin sağlanması;
·
Eğitim kurumları ile verimli işbirlikleri kurularak ilgili konuların
araştırılmasının, öğretilmesinin ve ekolojik bilincin oluşturulmasının
sağlanması; eğitim programlarında buna göre değişikliklerin yapılması;
·
Ekolojik tasarıma ilişkin bütün meslek gruplarının haberleşme, birlikte
hareket etme ve çözüm üretmeleri ortamının oluşturulması;
· Ülkemiz
ve, daha geniş çerçevede, insanlık adına, doğruları sezmemize yardımcı
olacak karşılaştırmalar incelenerek tüm kaynakların fayda ve
zararlarının yanyana konması ve doğru bir "enerji yönetimi" için doğru
düşünceler üretilmesi;
· İlgili mevzuatın ekolojik planlama, tasarım
ve üretimi kolaylaştıracak, giderek te zorunlu kılacak biçimde elden
geçirilmesinin sağlanması;
· Elde mevcut veya zaman içinde
kazanılacak bilgi ve tecrübelerin, herkesin kolayca ulaşabilmesini
sağlamak için sanal ortamda (bir Web sitesinde) kullanıma sunulması;
·
Her türlü kitle iletişim aracı devreye sokularak, bu bilgilerin halka
ulaşmasının ve böylece potansiyel kullanıcının ve işverenin
bilinçlenmesinin organize edilmesi;
· Yurt içi ve dışındaki benzer
kurumlarla ilişki kurulup fikirsel, bilimsel ve eylemsel düzeyde
bütünleşmenin gerçekleştirilmesi; çalışmalara ve projelere iç ve dış
kaynak sağlanması.
Yukarıda "ön amaçlar" olduğu vurgulanan bu
ilkeler, ileride beklenen katılımlarla zenginleştirilmeye, gözden
geçirilmeye ve revize edilmeye açık. Platform'un, hedef, ilke, yol,
yöntem ve kurumsal biçim gibi konuları tartışmaya zemin oluşturacak
ikinci buluşmasının, daha geniş ve mesleki çeşitlilk içeren bir
katılımla, Mart'ın ikinci yarısında İzmir'de gerçekleştirilmesi
tasarlanıyor. İlgi duyanlar aşağıdaki kişilerden herhangi biri ile
ilişki kurabilirler ve haberleşme ağına katılmak için e-postata, faks
veya telefon bilgilerini bırakabilirler.