Üye Girişi
Kullanıcı Adı 
Parola
Üye Ol Şifremi Unuttum
| inşaat sektörü inşaat ihaleleri inşaat malzemeleri inşaat haberleri Dekorasyon fuar seminer tüm hepsi inşaat dergisinde  | Sizde İnşaat Dergisine Reklam vererek firmanızı tüm Dünyaya tanıtabilir, Ürünlerinizi satabilirsiniz.İnşaat Sektörünün kalbi bu sitede atıyor  |
        
      Aksesuar (146)
      Aydınlatma (364)
      Bahçe (325)
      Beyaz Eşya (198)
      Bizden Haberler (37)
      Cephe (130)
      Çevre Düzenleme (424)
      Dekorasyon (764)
      Duyuru (2245)
      Elektronik (478)
      Faydalı Bilgi (184)
      Fuar Seminer (695)
      Güvenlik Sistemleri (58)
      Havuz (45)
      ihaleler (5270)
      inşaat (2585)
      izolasyon Yalıtım (138)
      Kampanyalar (53)
      Kapı Otomatik Kapı (90)
      Konut (1160)
      Mekan (281)
      Mimari (528)
      Mobilya (466)
      Mutfak (197)
      Önemli Bilgiler (241)
      Perde (100)
      Plastik Alüminyum (67)
      Tekstil (163)
      Vitrifiye (387)
      Yapı Malzemeleri (269)
      Zemin (191)
      Züccaciye (264)
Haber Ara
 
İnşaat Dergisi
inşaat malzemeleri
inşaat malzemeleri


Granit
Granit


İnşaat Haberleri
İnşaat Haberleri


inşaat ihaleleri
inşaat ihaleleri


İnşaat Sektörünün Kalbi
İnşaat Sektörünün Kalbi

Bu Alana Reklam
Verin!

 


web tracker

sitemap-1
sitemap-2
sitemap-3
sitemap-4



Add to Google
 Fuar Seminer > 27-10-2006 Evet, Savaş da Var Ama...
yazıyı 12 punto yap yazıyı 14 punto yap yazıyı 16 punto yap yazıyı 18 punto yap
    
İstanbul Modern'de düzenlenen Venedik-İstanbul sergisinde Filistin asıllı sanatçı Mona Hatoum'un +ve (1994/ 2004) adlı işi sergileniyor. Hatoum'un işi, zaman, döngü, yapma, bozma, yeniden yapma ve zıtlıklar üzerine söylenebilecek en basit ve en karmaşık şeylerin bir özeti gibi. Kumdan yuvarlak bir yüzey üzerinde bir kol sürekli dönüyor, bir tarafı çizgiler bırakırken, diğer tarafı o çizgileri siliyor. İzler silinse mi, silinmese mi bir türlü karar veremiyorsunuz...

-Biraz kim olduğunuzdan bahseder misiniz?

Filistinli bir ailenin çocuğu olarak Beyrut'ta doğdum. 1958'den sonra Lübnan'dan gönderilen birçok Filistinli aile gibi benim ailemin de Lübnan kimlik kartları yoktu. Onlar da, daha ben doğmadan İngiliz vatandaşı olmuşlar. Babam Filistin'de İngiltere için çalışıyordu, doğduğumda İngiliz pasaportum vardı. İlk kez 1975 yılında bir gezi için Londra'ya gittim, ben oradayken Lübnan'da sivil savaş başladı, mecburen Londra'da kaldım. Orada sanat eğitimine başladım. Üç yıl önce Berlin'den bir burs aldım, zamanı yar yarıya Berlin'de ve Londra'da geçiriyorum.

-Lübnan'da iç savaş olması ve oradan ayrılmak zorunda kalmanız...

Hayır, düzelteyim. Ben Londra'ya bir haftalığına seyahate gitmiştim ve savaş o sırada başladığı için Londra'da sıkıştım, ama daha önceden oraya gitmek gibi bir planım yoktu. Koşullar neticesinde böyle oldu.

-Geçmişinize dair bazı ayrıntılar, bir iç savaş gölgesi... Bunlar yapıtlarınıza nasıl nüfuz etti?

Doğrudan bir biçimde Lübnan'daki durumdan söz etmemeyi deniyorum. Performans işleri yaparken bedeni toplumun bir metaforu olarak kullanıyordum. Toplumun üstündeki baskıcı güçleri sembolize eden eylemler yaptım, ama yine de direkt olarak o anlamı taşıyan çok az işim var. Kendi durumumla ve savaş arka planımla ilgili genel tespitler yapmayı tercih ediyorum. 1980'lerde Beyrut'un işgaliyle ilgili birkaç iş yaptım. 1983'te de bir iş yaptım, ama genel olarak, işlerim politik konularla özel olarak ilişkili değil, sanat işlerinde, açık propagandalar yerine daha çok metafor, hatta bazen şiirsel bir dil kullanıyorum.

Sanatın dili değişken

-Açık propagandalar yapmak kolay olurdu herhalde... İşlerinizde, örneğin bu "+ve" (1994/2004)'de derin bir üzüntü ya da rahatsız edici bir sakinlik hissediliyor...

İşlerimde bazı anlamlar içeren bir şeyler olabilir, ama doğrudan bir şekilde bir şey söylemeyi sevmiyorum, çünkü işlerin, insanların farklı yorumlarına ve okumalarına açık olmasını istiyorum. Bir sanat işini bir tek okumayla sınırlandırmayı ya da "bu işten anlamanız gereken şudur" diye bir şey dikte etmeyi sevmiyorum. Sanatın dili, biçim, renk ya da her neyse bütün o dil, çok açık terimlerle konuşmaya açık değil. Sanat dili çok değişken, şeyler oldukları şeyden daha öte bir şey olabilirler. İnsanların esere kendi korkularını ya da fantezilerini yüklemelerini istiyorum.

-Burada sergilenen işle ilgili neler söyleyeceksiniz?

Uzun bir hikayesi var. 1976'da öğrenciyken, 30cm'ye 35 cm'lik küçük bir kare kutu yapmış, içine bir motor koymuştum. Üzerine yerleştirdiğim iki uçlu kolun bir ucu çizgiler çiziyor, diğer uç ise siliyordu. Bu hareket eş zamanlı gerçekleşiyordu. Bunun meditatif bir niteliği de vardı. O zaman "Kendini silen çizim" diye adlandırdım bunu (self erasing drawing). Değişim fikri üzerinde düşündüm, şeyler nasıl gece ve gündüz gibi bir arada işliyor, nasıl aynı şeyin iki ayrı görünümü oluyor? Üstelik geceye gündüzsüz, gündüze de gecesiz sahip olamıyorsunuz. Pozitifi negatifsiz alamıyorsunuz, bir döngü içindeler. Sadece siyah-beyaz değil tabii, her şey böyle. Sürekli interaktif bir hareket var ve yaşam hareketle ilgili bir şey. Şiirsel terimlerle bu konuyu uzun zamandır düşünüyorum. 1994'te Japonya'da bir enstalasyona davet edildim ve bu projeyi yapabileceğimi düşündüm. Dört metreye beş metre bir parçaya yaptım, ama çok başarılı olmadı, onu yıktım. İki yıl önce Hamburg'dan başlayan büyük bir tur yaptım ve küratör bunu yinelememize karar verdi. Çok basit ve pek çok şey söyleyebilen bir iş. Savaş-barış, kurmak-yıkmak, yaşam-ölüm. Tabii iş, bu döngünün çok küçük bir fiziksel mevcudiyeti, ama çok anlamlar taşıyabiliyor.

Yıkmak ve kurmak...

-Bu hareketlilik, döngü... Etrafımızda dönüp dolaşan hiçbir şey sonsuza kadar bizimle kalmıyor.

O an ölüm anı olacak.

-Yıkmak ve kurmaktan söz ettiniz... İster istemez dünyanın çeşitli köşelerinde için için sürüp giden savaşı hatırlıyor insan...

Çoğu zaman bunu soruyorlar, arka planımda savaş olduğu için işi bu okumaya zorluyorlar. Maalesef bu bir problem, bazen yapacak bir şey olmuyor, bütün zıtlar var işin içinde. Dediğim gibi, savaş ve barış da tabii ki var. Temel olarak, bu benim için daha çok yıkmak ve kurmakla ilgili Bir şey. Bir fikirden çıkıp bir çok başka fikre varabilirsiniz.

-İşlerinize hep böyle bakılması bazen sinirinizi bozuyor mu?

İşlerim bir tek okumanın dışında değerlendirilmediğinde kendimi kötü hissettiğim oluyor. Yapıta çok önceden belli olmuş bir fikirle baktığınızda sınırlandırmış oluyorsunuz. Bütün olası okumaların yapılmasını istiyorum, hatta bazen farklı bir yorum bana bile eseri yeniden keşfettiriyor.

-İstanbul'a ilk gelişiniz mi?

Hayır, 1995'te Bienal'e gelmiştim. Aya İrini'de işim sergilendi.

-İstanbul'daki sanat ortamını nasıl buluyorsunuz?

Etrafa ve galerilere bakma şansım olmadı çok. 1995'te birkaç Türk sanatçıyla tanışmıştım. Ama bu müzeye baktığımda fiziksel olarak çok güzel bir iş görüyorum. Yer güzel, ışık iyi. Ancak yine de bir yargıda bulunmam zor, sergileri görmedim.
 

Cumhuriyet Dergi
 
Haberin Okunma Sayısı : 103
Bu Haberi; Kaydet   Yazdır   Yolla  
 Rastgele 10 Haber
  • Vendo Yeni Showroom’unda
  • Adalıların Vapur Sorununa İDO'dan Olumlu Yanıt
  • Ataköy Konakları Mantolama ile Hastalıktan Korunuyor
  • Uludağ Üniversitesi Rektörlük Birimleri Büyük Onarım İnşaatı ihalesi
  • Siemens'den farklı yaşam stilleri
  • Çeşme Belediyesi Çeşme Belediyesi Fırın Binası inşaat ihalesi
  • Sunrise Residence’in kapıları açıldı
  • Ağaçtan 8 Katlı Apartman
  • Alarko Carrier'den Tüketici Dostu Aquaforce
  • Hollandalıları İstanbul'a 1 Milyon Köprü Bağlayacak
  • Sitemizde kayıtlı 18544 adet haber, 2249 adet kategori bulunmaktadır.
    Başa Dön Başa Dön

    | Beyaz Eşya | Tekstil | Güvenlik Sistemleri | Havuz | Faydalı Bilgi | Yapı Malzemeleri | Kapı Otomatik Kapı |
    | Duyuru | Plastik Alüminyum | ihaleler | Kampanyalar | Mekan | Vitrifiye | Fuar Seminer |
    | Mutfak | Cephe | izolasyon Yalıtım | Konut | Bizden Haberler | Önemli Bilgiler | Bahçe |
    | Elektronik | Mimari | Zemin | Züccaciye | inşaat | Çevre Düzenleme | Perde |
    | Mobilya | Aksesuar | Aydınlatma | Dekorasyon |


     Google