Yakın zamana kadar yanından bile geçilemez halde olan Haliç kıyıları, eski güzelliğine
kavuşuyor. Bir zamanlar atık boşaltan fabrikaların yerinde bugün parklar, eğlence
merkezleri ve müzeler var.
Haliç'e atık boşaltan fabrikaların yerinde bugün ağaçlarla dolu parklar, spor
sahaları, eğlence merkezleri, lokantalar, kafeler, müzeler var. Haliç'in tarihi
semtlerindeki tarihi evlerde de zamanın açtığı yaralar temizleniyor. Binlerce
ev restore edilecek. Kayıkların, bataklık içinde
yol açarak ilerlediği günler geride kaldı. Artık Haliç'in sularında kürek takımları
yarışıyor, yatlar demirliyor, deniz bisikletleriyle turlar atılıyor. Yaşlılar,
'Altınboynuz'a tekrar kavuşmanın tadını çıkarırken Haliç'in kıyısında büyüyen,
ama yüzme bilmeyen çocuklar, ilk kulaçlarını atıyor.
'Hala eski günlerden uzak'
Özellikle hafta sonları, Haliç'te hayat cıvıl cıvıl. Eyüp tarafını boydan boya
kaplayan yeşil alanlarda insanlar piknik yapıyor, çocukların kimi kendini suya
atıyor kimi ise salıncaklarda eğleniyor. Gençler ise basket ve futbol sahalarında.
Eskiden fabrikaların bulunduğu yerlerden denize oltalar savruluyor.
Balık tutanlardan birinin adı, Sebahattin Hoşcan. Balat doğumlu ve 75 yaşında.
Çocukken yüzmeyi öğrendiği Haliç'e oltasını atmış, çinakop bekliyor. Deniz kirlenmeden
önce yaşadığı sefaya, onlarca yıl süren aradan sonra devam ediyor. Haliç'in hem
bataklığa dönüşmesine hem de yeniden dirilmesine adım adım tanık olmuş. Ancak
halen Haliç'in eski günlerden çok uzak olduğunu anlatıyor: "Eskiden palamut, istavrit,
kefal tutardık. Boğaz'dan çok daha fazla balık olurdu. İnsanlar, mesire yerlerine
akın ederdi. Herkes yüzerdi".
Teknelerin sayısı artıyor
Haliç'te barınan balıkçı teknelerinin sayısı da her geçen gün artıyor. 40 yaşındaki
balıkçı Hakan Türker'in kayığını bağladığı Fener kıyısında eskiden bir boya fabrikası
bulunuyordu. Türker, Eyüp doğumlu, 20 yıldır balıkçılık yapıyor. Kıyısında büyümesine
karşın Haliç'i hiç temiz görmemiş. Hep boğaza açılmak zorunda kalmış. "Son iki
senedir balıklar gelmeye başladı. Eskiden kayıklarımızla balçığı yararak ilerlerdik.
Artık bazı günler suyun dibini görüyoruz. Yüzüyoruz. Haliç canlanıyor. Balıklar,
kuşlar geliyor" diyor.
Balıkçı teknelerinin yanında deniz bisikleti kiralayan Halis Dener'de, "Bana
iki yıl önce burada deniz bisikleti kiralayacaksın deseler. Güler geçerdim" diyor.
Müşterileri genellikle romantik aşıklar.
Zadegan Nargilecisi de, Haliç'teki değişimin simgelerinden. Oto tamircisinin
yerine kurulmuş. Aydın Yöntem, üç ay önce açtığı nargile salonu işletmeciliği
deneyiminde, Haliç'in çok hareketlendiğine tanık olmuş. Yabancı dil bilen bir
servis elemanına ihtiyacı var. Çünkü turistler de artık, Haliç'te vakit geçiriyor.
Sütlüce de güzelleşecek
Eskiden Sümerbank Feshane Fabrikası'nın bulunduğu yerde Feshane Fuar, Kongre
ve Kültür Sarayı var. Feshane'nin bahçesindeki eğlence alanındaki çocuklar hayatından
çok memnun. Karşısındaki Sütlüce'de ise büyük bir inşaat çalışması sürüyor. Eskiden
mezbahaların bulunduğu yerde Sütlüce Uluslararası Kongre ve Kültür Etkinlikleri
Merkezi tamamlanıyor. İçinde tiyatrolar, sinemalar, konser salonları bulunuyor.
Merkezin komşularından biri de kıyısında denizaltının, eski gemilerin bulunduğu
Rahmi M. Koç Müzesi. Fenerliköşk Cafe Restoran'ın işletmecisi Mustafa Boz ise
semte Haliç manzarasında balık ve et yemeklerini tadarken içki yudumlanacak leziz
mekanıyla renk katıyor. Restore edilen evler, yeni açılan işletmelerle Haliç'in
canlanışı anlatmakla bitmiyor.
Eyüp çevresinde yenilenen mekanlardan biri de ünlü Piyerloti. Büyükşehir Belediyesi
tarafından aylık 16 milyar lira bedelle bir şirkete kiralanan Piyerloti'deki kafeterya
ve restoran, eylülde hizmete giriyor.
Adını ünlü Fransız yazardan alan Piyerloti, yıllarca bakımsız kalmış ve tarihi
eserler tahrip edilmişti. İstanbullular bundan sonra yenilenen Haliç'in eşsiz
manzarasını Piyerloti'de çay eşliğinde izleyebilecek.
Radikal Online