Batman'daki antik kent Hasankeyf'in başka bir alana taşınması kapsamında yürütülen
2006 yılı arkeolojik kurtarma kazıları için gönderilen ödeneğin yarısı kullanılmadığı
için iade edildi.
Üzerine baraj kurulması planlanan Hasankeyf'i kurtarma çalışmaları için ayrılan
1 milyon 64 bin YTL'lik ödeneğin yalnızca 525 bin YTL'si kullanıldı. Kalanı iade
edildi.
Batman İl Kültür ve Turizm Müdürü Selahattin Ortaboy, Hasankeyf'in Tarihi ve
Arkeolojik Sit Alanı ören yerinde 2006'da yapılan arkeolojik kurtarma kazıları
kapsamında yürütülen röleve, belgeleme, restorasyon ve restitüsyon proje hazırlama,
onarım ve alan çalışmalarının 31 Aralık 2006'da sona erdiğini söyledi. Çalışmalar
için ayrılan ödeneğin yarısının kullanıldığını anlatan Ortaboy, "GAP Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı, 1 milyon 64 bin YTL ödenek gönderdi. Ödeneği harcama yetkisi
ve denetimi, Hasankeyf Arkeolojik Kazı ve Kurtarma Projesi Başkanı Prof. Dr. Abdusselam
Uluçam'a aitti. Ödeneğin kullanılmayan 524 bin 873 YTL'lik kısmı iade edildi."
dedi.
Bu arada hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Hasankeyf ile ilgili
6,5 kilo ağırlığında bir savunma gönderdi. Savunmada, Ilısu Barajı'nın yapılması
halinde sular altında kalacak olan Hasankeyf'teki kültürel mirasın korunması için
yapılan çalışmalara yer verildi. Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Prof. Dr. Oluş Arık,
Prof. Dr. Metin Ahunbay, Özcan Yüksek ve avukat Murat Cano tarafından 22 Şubat
2006'da AİHM'ye yapılan başvuruya karşılık olarak gönderilen savunma metninde,
konu itibarıyla mahkemenin yetkisiz olduğu vurgulandı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin
(AİHS) tek başına 'kültürel miras hakkı'nı korumadığının vurgulandığı savunmada,
avukat Cano dışında başvuranların 'başvurucu hakkının olmadığı' öne sürüldü. Savunmada,
"Ilısu Barajı olmadan, GAP Projesi tamamlanamaz. Proje; baraj inşaatı, yeniden
yerleştirme ve kültürel mirasın yeni kültürel park bölgesine taşınması olmak üzere
üç ana koldan yürütülmektedir." denildi. Hasankeyf'in, Sümerlere kadar uzanan
ve çok sayıda başka medeniyeti içine alan 6 bin yıllık tarihi bir mirası yansıttığına
değinilerek, Hasankeyf'te taşınabilir tüm kalıntıların taşınacağı ve bunun için
80 milyon dolar harcanacağı belirtildi. Ilısu Barajı'nın Dicle Nehri'ni düzenleyeceği,
kuraklık ve sel gibi mevsimsel değişimleri yumuşatarak, yarı-kurak bölgeye düzenli
su sağlayacağı da aktarıldı.
Avukat Murat Cano ise, AİHM'nin, AİHS'nin 'kültürel miras hakkı'nı korumadığını
kabul ederek konu bakımından yetkisiz olduğuna karar vermesi halinde, Avrupa uygarlığının
esaslı bir eksikliğini saptamış olacağını savundu. Ilısu Havzası'nda Hasankeyf'le
birlikte 200'ün üzerinde tarihsel yerleşim bulunduğuna ve Hasankeyf dışında yerleşmelerin
hiçbirinde herhangi bir kazı yapılmadığına dikkat çeken Cano, baraj gölünün, bütün
tarihsel yerleşmeleri yutacağını kaydetti. Hasankeyf sit alanındaki yapıların,
alçı esaslı bir haraç ve moloz tabir edilen taşlarla inşa edildiği için taşınamaz
olduğuna işaret eden Cano, sökülen kentin taşındığı yerde özgün nitelikleriyle
kurulamayacağını da vurguladı. Cano, barajdan elde edilmesi planlanan enerjinin
ise ırmağın kolları üzerinde birden çok baraj ve hidrolik santral yapılarak sağlanacağını
iddia etti.
Zaman Gazetesi
Medeni Akbaş