Beyoğlu Belediyesi bu yıl 150’nci yaşını kutladı. Beyoğlu’nda yerel yönetim biriminin
kurulduğu 1857 tarihi aynı zamanda Türkiye’nin modern belediyecilik tarihinin
de başlangıcı. Bu bir buçuk asır boyunca Beyoğlu, hem yerel demokrasinin hem de
modern şehirciliğin merkezi oldu. Sokaklar ilk kez burada aydınlatıldı, çöpçüler
yolları ilk kez burada süpürdü, sokak tabelalarının ilki burada asıldı. Modernleşme
sürecinde bu ilçeye hakim olan tüm ülkeye egemen oldu, Beyoğlu’nu kaybeden bütün
Türkiye’yi kaybetti. İşte geçmişten günümüze Beyoğlu.
Beyoğlu, 1853-1856 Kırım Savaşı ile 1870 büyük yangını arasında şekillendi. Kırım
Savaşı sırasında Osmanlı’nın müttefikleri Fransa ve İngiltere’den çok sayıda yabancı
İstanbul Beyoğlu’nu mesken tutmuştu. Bu tarihten önce de Beyoğlu’nda kalbürüstü
levantenler, bankerler, tüccarlar otururdu. Galata, Cihangir, Beyoğlu merkez,
Tepebaşı da geniş bahçeli lüks konakların olduğu bir semtti. Ama çamurlu yollardan
geçilerek işyerlerine gidiliyor, fosseptiklerden çıkan kokuların arasında yürünüyordu.
Yüksek duvarlarla çevrili konakları onları, kentteki salgın hastalıklardan ve
koca mahalleleri yutan yangınlardan koruyamıyordu. "Evrupo’da böyle değil azizim"
diye başlıyorlardı şikayetlere. Osmanlı’da belediyecilik hizmetlerini kör topal
bir şekilde yürüten bir şehremini vardı.
Sonunda devlet işe el koydu, İntizamı Şehir Komisyonu adıyla bir birlik oluşturuldu.
Beyoğlu limanıyla, rıhtımıyla, Haliç’iyle ticaret merkezi olarak dünyaya açılan
bir pencereydi. Tüm yabancı elçilikler buradaydı. Semt halkı, zengin ve batıya
açıktı. Reformlar 28 Aralık 1857’de ve 7 Haziran 1858’de çıkan iki nizamnameyle
başladı. İstanbul, 14 belediye dairesine ayrıldı. Beyoğlu’na, ilk uygulama olmasına
rağmen 6. Daire denildi. Çünkü Paris’teki 6. Bölge (Sixieme arrondissement) kentin
en mamur bölgesiydi. Yani bu rakam uğurlu gelebilirdi.
Sokaklar üç sınıf
6. Daire’nin başına Mehmet Kamil Bey getirildi. Beyoğlu ve Galata’nın kadastro
haritaları çizildi. Caddelerin temizliği ihaleye verildi. Sokaklar 3 sınıfa ayrıldı.
1. sınıf sokaklar her gün, yazın günde iki kez, 3. sınıf olanlar haftada bir kez
süpürülüyordu. Bahsedilen hizmetler Beyoğlu’nun batılılaşan elit kesimi için geçerliydi.
Diğer kısımlar özellikle Kasımpaşa, Pangaltı gibi bölgeler ne temizlik, ne de
imar konusunda hiçbir fayda görmediler.
1870’te Büyük Beyoğlu Yangını oldu. Beyoğlu, Galata ve Karaköy tamamen yandı.
Belediye, bu şerden bir hayır çıkarmayı başardı. Bu sayede, eski kentin dar, çıkmaz
sokaklarından, düzensiz ahşap yapılarından kurtulmuştu. Henüz dumanlar tüterken
devlet 1848’de Ebniye (yani binalar) Nizamnamesi’ni çıkardı. Cadde ve sokakların
genişletilmesi için yıkılması gereken yapılar istimlak edilip yıkıldı. İstiklal
Caddesi (Cadde-i Kebir), Bankalar Caddesi, Sıraselviler gibi muhitlerin şekli
şemali bu olaydan sonra ortaya çıktı. 6. Daire, Zincirlikuyu’daki Hıristiyan ve
Tepebaşı’ndaki Müslüman mezarlığını taşıdı. Kazanılan alanlara iki büyük umumi
bahçe yaptı. Ücret karşılığı girilen bu bahçeler, Türkiye’nin ilk parklarıydı.
Evlere Terkos suyu
Köşe başlarına direkler dikildi. Paris’ten örnek alınan fenerler konuldu bu direklerin
üstüne. 1873’te gazhaneye yeni depolar eklenince Galata, Pera, Yüksek Kaldırım,
Cadde-i Kebir, Pangaltı, Fındıklı, Beşiktaş, Tophane-i Amire, Talimhane ve Saraçhane’ye
kadar olan bölge havagazı fenerleri döşenerek aydınlatıldı. Yeni kent planı ortaya
çıktıktan sonra kanalizasyon şebekesi döşendi. Horasan künklerle yapılmış şebekede
toplanan atık sular büyük bir kanalla taşınıp Boğaz’ın dip akıntısına verildi.
Sokaklar artık kokmaz oldu.
O tarihlere kadar Beyoğlu ve çevresinde çok katlı apartmanlara suyu sakalar taşıyordu.
Sultan Abdülaziz, 1868’de bir Fransız şirketine imtiyaz verdi. Böylece Dersaadet
Anonim Su Şirketi yani Terkos Şirketi kuruldu. Bu şirket menba, dere ve yeraltı
sularını toplayıp Terkos Gölü’nden alınan suyu da arıtarak pompalarla Taksim’deki
su taksim istasyonuna taşıdı ve evlerin en yüksek katlarına kadar çıkardı.
Cumhuriyetin ilanından sonra, 20 Nisan 1924’te Beyoğlu Belediyesi kuruldu. O
sıralar Beşiktaş, Şişli, Kemerburgaz’ı da kapsayan Beyoğlu, zamanla bugünkü haline
geldi. 1984’de 45 mahalleyi kapsayan bir ilçe belediyesi oldu. 1991’de İstiklal
Caddesi yayalaştırıldı. 1999’da Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, "Kentsel
Tasarım Atölyesi" adı altında bir merkez kurdu. Atölye sit bölgesinde kalan 3500
binanın onarım ve bakımının yapılması için tüm yapı sahiplerine tebligat çıkardı.
Talimhane yayalaştırıldı. 2004 seçimlerinde başkan olan Ahmet Misbah Demircan
döneminde tüm yapı envanteri çıkarıldı. Çeşmeler onarıldı, Balık Pazarı’nda renovasyon
yapıldı. Galata Meydanı ve çevresi yayalaştırıldı. Kasımpaşa ve Piyalepaşa camilerinin
çevresi temizlendi. Piyalepaşa, Örnektepe, Bademlik, Kadıahmet, Tophane gibi semtlere
semt konakları yapıldı.
Beyoğlu'nun ilkleri
İlk tramvay: 1871’de Azapkapı-Beşiktaş, Galata Köprüsü-Aksaray arasında çalışmaya
başladı.
İlk elektrikli tramvay: 1913’te Beyoğlu-Şişli arasında yolcu taşımaya başladı.
İlk metro: Karaköy’ü yeraltından Cadde-i Kebir’e (İstiklal Caddesi) bağlayan
Tünel 17 Ocak 1875’te hizmete açıldı.
İlk havagazı fenerleri: 1873’te Galata, Pera, Yüksek Kaldırım, Cadde-i Kebir,
Pangaltı, Fındıklı, Beşiktaş, Tophane-i Amire, Talimhane ve Saraçhane’ye kadar
olan bölge havagazı fenerleri döşenerek aydınlatıldı.
İlk belediye binası: Şişhane Meydanı’nda, Yolcuzade İskender, Meşrutiyet ve İlk
Belediye caddelerinin birleşme noktasındaki bina Edouard Blacque Bey’in ilk reisliği
döneminde (1879-1883) yapıldı. Mimarı İtalyan Barborini’ydi. Bina semte de adını
vermiş, Meşrutiyet Caddesi’nin başlangıcı "Daire" olarak anılmıştı. 1960’larda
kaymakamlık olarak kullanılırken tekrar belediye şube müdürlüğü oldu, 1984’te
Beyoğlu Belediyesi’ne verildi.
İlk sinema salonu: 1908’de, Tepebaşı Şehir Tiyatrosu’nun eski komedi binasında
Pate şirketinin Türkiye temsilcisi Weinberg’in yaptırdığı "Pate" salonu daha sonra
sırasıyla "Anfi", "Asri" ve "Ses" olarak anıldı.
İlk gece maçı: 9 Eylül 1933’te saat 21.00’de Taksim Stadı’nda oynandı. Fenerbahçe-Beyoğluspor
maçını, saha kenarındaki direkler arasında sallandırılan donanma ampulleri aydınlatıyordu.
Maçı, Fenerbahçe 4-2 kazandı.
İlk dolmuş: 1940-41 yıllarında İstanbul şoförleri "dolmuş" sistemini ilk kez
Taksim-Edirnekapı güzergahında uygulamaya başladılar. Belediye’nin itirazlarına
karşın İstanbul halkı uygulamayı benimsedi.
Hürriyet Cumartesi
Ersin KALKAN