Hükümet, Ankara–İstanbul arasındaki mevcut demiryolunu modernize etmeye hazırlanıyor.
Demiryolu çevreleri ise bunun 28 yıllık Hızlı Tren Projesi’ne alternatif olamayacağını
belirterek, “Pansuman tedbirler yerine kalıcı adımlar atılmalı.” diyor.
Ulaştırma Bakanlığı, Ankara–İstanbul arasındaki demiryolu hattının iyileştirilmesini
öngören çalışmaları 8 Haziran’da başlatmaya hazırlanıyor. Bakanlık, ihalesi Kasım
2000’de yapılan, ancak finansman sorunları sebebiyle geciktirilen İyileştirme
Projesi’yle iki şehir arasındaki mesafenin 6,5–7 saatten 3,5 saate indirileceğini
belirtiyor. Bu hedefi gerçekçi bulmayan demiryolu çevreleri ise, “Rehabilitasyon
pansuman bir tedbir. Bu yolla ancak 5 saate indirilebilir. Bu nedenle hızlı tren
projesi de ihmal edilmemeli.” değerlendirmesini yapıyor.
Türk Ulaşım–Sen Başkanı Nazmi Güzel, atılan adımı ‘olumlu, ancak yetersiz’ buluyor.
Güzel’e göre, mevcut hattın üzerine yurtdışından getirilmesi planlanan 300 trilyonluk
15 adet tren seti, demiryollarını çıkmaza sokacak. Çünkü vagonları ayrılmayan
bu setler arızalandığında bütün olarak tamir edilmek zorunda. TCDD’nin teknik
ve personel altyapısının bu trenlere uygun olmadığını belirten Güzel, “Bunun yerine
bizim konvansiyonel trenlerimiz kullanılabilir. TCDD’nin ürettiği lokomotifler
de aynı hıza ulaşabilir. Yeter ki yollar buna uygun yapılsın. Hat iyileştirilirken
demiryollarının birikimi sıfıra indirilmemeli.” diyor. Güzel, söz konusu projenin
kamuoyuna Hızlı Tren Projesi gibi sunulmasına da tepki gösteriyor: “3 yıl sürecek
proje bittiğinde Ankara–İstanbul arasında en fazla 1,5 saatlik tasarruf sağlanacak.
Oysa hızlı trenle bu mesafe 5 saat kısalacak. Yani 1,5 saat için 1 milyar dolar
gözden çıkarılıyor. Hızlı trene gelince ‘kaynak yok’ deniliyor.”
Nazmi Güzel, hızlı trenin verimli olmadığı yönündeki iddiaları, “Bilimsel gerçeklikten
uzak, petrol ve karayolu lobisinin ürünü.” diye nitelendirdi.
Güzel, “Dünya trenlerle hız yarışına girdi. Biz hala tartışıyoruz. TCDD artık
bütün altyapısını dünyadaki gelişmelere uyumla hale getirmek zorundadır.” şeklinde
konuşuyor.
Rehabilitasyon projesi TCDD eski Genel Müdürü Tekin Çınar döneminde gündeme geldi.
Hızlı trenden ümit kestikleri için böyle bir adım attıklarını belirten Çınar,
“TCDD olarak hiç olmazsa mevcut hattı iyileştirelim düşüncesiyle projeyi başlatmıştık.
Hızlı tren bambaşka bir şey. O proje, Türkiye’nin yarım asırlık rüyası. Geçici
birtakım tedbirler üretmek yerine bu projeye başlanmalı. Böyle giderse AB, ‘sürat
trenlerim yarın sizin ülkenize girecek’ diye karşımıza dikildiğinde iş işten geçecek.”
diyor.
Ulaşım ve Demiryolu Platformu’nun sözcüsü Turhan Çakar da, “İyileştirmeye hızlı
tren diyorlar. Bu tam bir aldatmaca. Halkımız çağdaş ülkelerde olduğu hızlı tren
istiyor. Yeter artık. Bu proje karayolu lobileri tarafından bilinçli olarak engelleniyor.
Uçaktan daha hızlı trenleri getirmedikçe iki şehrin arası 5 saatin altına indirilemez.
Madem bu kadar para var, bütün sektörleri olumlu etkileyecek hızlı tren niye gerçekleştirilmiyor?”
diye soruyor. Ulaştırma Bakanlığı ise, iddialara ilişkin herhangi bir açıklama
yapmadı.
Dünya hız yarışında, Türkiye beklemede
Demiryollarının ulaşım içindeki paylarına bakıldığında Türkiye’nin sınıfta kaldığı
ortaya çıkıyor. ABD ve AB ülkelerinde demiryolu yüzde 40’lık paya sahipken, aynı
oran Türkiye’de sadece yüzde 4. Başta Japonya ve Fransa olmak üzere gelişmiş ülkeler
tren teknolojilerine büyük yatırımlar yaparak karayoluna göre yüzde 80 daha ucuz
olan demiryolunu sürekli geliştiriyor. Saatte ortalama 300 km kat eden hızlı trenlerin
limitleri şimdiden 500 km’yi zorluyor. Avrupa ve Asya’da özellikle 200–600 km
arası uzaklıklarda hızlı trenler uçaklardan daha çok tercih ediliyor. Dünyanın
en hızlı trenlerine sahip Fransa, TGV’lerin yaptığı ortalama 250–300 km/saat hızla
da öteki ülkelerin biraz önünde. Japonya’da sadece ‘Şinkansen’ adı verilen hızlı
trenlerin bir yılda taşıdığı yolcu sayısı 290 milyonu buluyor. TCDD ise bütün
hatlarda bu rakamın 3’te 1’ine bile ulaşamıyor.
Zaman