İçme suyunun özelleştirilmesi için Dünya Bankası ile Hazine ortak bir çalışma
yürütürken, 2005 yılında kabul edilen 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda özelleştirmenin
de önü açıldı. Kanun ile belediyelere; içinde içme suyu sağlamak da bulunan görevlerini
özel sektör aracılığıyla yaptırma imkânı tanındı. 30 yılı geçmemek şartıyla ayni
hak tesisine karar verme yetkisi de tanıyan kanun, yap-işlet (Yİ) ve yap-işlet-devret
(YİD) modeli ile belediye yatırımlarının yapılmasına da imkân veriyor. İçme suyunda
başlatılan özelleştirme çalışmaları suyun özelleştirilmesini kapsamıyor. Çünkü
su, ulusal bir kaynak ve devlete ait olduğu için ancak belirli sürelerle hizmet
özelleştirmesine izin veriliyor.
İngiltere başı çekiyor
İçme suyu hizmetinin özel sektöre devredilmesi konusunda Avrupa'da; İngiltere
önde giderken bu yolla hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor. Türkiye'de
ise içme suyu özelleştirmesi konusunda belediyelerin altyapı yatırımları için
İller Bankası'nın sadece teknik müşavirlik hizmeti vermesi ve yatırımları belediyelerin
kendisinin üstlenmesi gerektiği yıllarca savunuldu. Altyapı yatırımlarını belediyenin
tek başına gerçekleştiremeyeceği öngörüsüyle bu hizmetlerin özel sektöre devri
gündeme gelirken bunun su fiyatlarını artırıp artırmayacağı ise tartışılıyor.
Genel seçimler öncesinde küresel ısınma ve susuzlukla mücadele amacıyla bir Su
Bakanlığı kurulması düşünüldü. Buna alternatif olarak, Çevre ve Orman Bakanlığı
çatısı altına su işlerinin dahil edilmesi ve bakanlığın adının Çevre, Orman ve
Su Bakanlığı olarak değiştirilmesi düşünüldü. Bu iki seçenek hayata geçirilmemiş
olsa da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki su kaynaklarının geliştirilmesinden
sorumlu ana yatırımcı kuruluş Devlet Su İşleri (DSİ), yeni kabinede Çevre ve Orman
Bakanlığı'na bağlandı. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ise yaklaşık 5 yıl
boyunca DSİ Genel Müdürlüğü görevini yürütmüştü.
Referans Gazetesi
Begüm GÜRSOY