Yıl sonu yazılarımızda, 2007'nin "imar darbeleri"yle geçtiğini; yeni yasal düzenlemelerin
de yağmacılıkta adeta "sömürgecilik dönemi"ni başlattığını belirtmiştik... (27
ve 30 Aralık 2007-Cumhuriyet)
Yılbaşı tatili ise dostların "Peki, ne yapmalı" sorularıyla geçti. Öyle ya, olanları
sadece "saptamak"la yetinmek, kimi akademisyenlerdeki "Ben söylerim, gerisine
karışmam" tavrı değil mi? Ulu önder Atatürk' ün isteğiyle Sevgili Muazzez İlmiye
Çığ'ın Türkçeleştirdiği bin yılların Sümer tabletlerinde diyor ki: "Madem biliyorsun,
neden anlatmıyorsun?"
Anadolu'daki "ortaçağ aydınlanması"nın evrensel bilgelerinden Mevlana'mız da
işte o "bilgi küpü umarsızlar" için şunu söylemiş: "O ne mene bir âlimdir ki malumat
yığmış bir zalimdir..."
Biz de bu tarihsel uyarılardan "görev" çıkararak gelecek için öngörülerde bulunma
sorumluluğumuzu çok önemsedik. MSGSÜ'de şehircilik ve mimarlık öğrencileriyle
2007'deki bazı derslerimizi "Şu imar ihanetlerine karşı ne yapmalı" sorusuna ayırdık.
Bizim kuşağın aynı yaşlardaki yanıtı; tüm ulusal sorunların çözümü için "tek
yol devrim"di; örneğin, mimarlık ve şehirciliğin de "talancı"lara değil halka
ve uygarlığa hizmet edebilmesi için öncelikle şu "emlak rantı" egemenliğinin "toplumsal
mülkiyet"le "devrilme"si gerekiyordu...
Ne var ki bu yol öylesine "zalim", dahası "küresel destek"li bir "karşıdevrim"
örgütlenmesiyle kapatılmıştı ki; bazıları "Mülkiyet kutsaldır" deyip rantın "kul"u
oldular; kimileri de aynı karşıdevrimi "diyalektik" sayarak "solcu söylem"le "dönek"leştiler...
Geriye kalanlarımız ise o gün bu gündür, anayasadaki "mülkiyet hakkının toplum
yararına kısıtlanması" ilkesini, karşıdevrim yağmacılarına karşı savunmanın direnişi
içindeler...
Temel hedeflerimiz
İşte bu direnişte başarıya ulaşabilmek için mimarlık ve şehircilik öğrencileriyle
geliştirdiğimiz yeni "tez"imiz, öncelikle "imar devrimi"ni gerçekleştirmek; kentlerimiz
ve çevremizle birlikte siyaseti ve toplumsal tercihleri sürekli kirleten "imar
rantı ekonomisi"nin önünü kesmek...
Nasıl mı? İşte "öncelik"li 7 devrim ilkemiz ...
1- Yeni Anayasa: Anayasadaki kent, çevre ve kültürle ilgili tüm "uygulanmayan"
hükümler, 1961 Anayasası'nın "ulusal çıkar" ilkesiyle de geliştirilerek, "değiştirilemez"
ve "uyulması zorunlu" maddeler olmalı; bu konulardaki kararlarda "sivil" ve "uzman"
kuruluşlar etkin kılınmalı.
2- Demokrasi: Kaçak yapılaşma sorumluları, kentlilere ve gelecek kuşaklara giderilemez
zararlar veren "suçlu" lar olduklarından, yerel yönetim seçimlerinde aday olmaları
ve oy kullanmaları kısıtlanmalı. Aynı suçluların, ülkeye de zarar vermemeleri
için partilere üyelikleri ve bağımsız olarak bile milletvekili seçilmeleri yasaklanmalı.
3- Kaçak yapı: İzinsiz inşa edilen ve kullanılan tüm yapılar "saptandıkları an"da
kamu mülkiyetine geçmeli ve derhal yıkılmalı. Bunlara göz yumanlar da görevlerinden
alınarak kamu haklarından yoksun bırakılmalı.
4- Talan pazarı: Yasadışı yapılaşmanın önemli nedeni haline gelen "kaçak yapı
pazarı" ve bunun yarattığı imarsız kentleşmeyi durdurmak için, "tapuya şerh" düşülerek
alım, satım, bağışlama, takas ve miras işlemleri yapılamaz kılınmalı. Bunların
bulunduğu arsalar için de kaçak yapıdan arınmadığı sürece aynı kısıtlama uygulanmalı.
5- Siyasetçiler: İnşaat ruhsatı ve kullanma izni olmayan, hukuka aykırı yapı
ve tesislerin temel atma ya da açılış törenlerine katılan tüm siyasilerin yetkileri
iptal edilmeli; belediye başkanları ve valiler görevden alınmalı. Kente karşı
suçlarda "dokunulmazlık" olmamalı.
6- Rant vergisi: Tarlaları imar parseline dönüştüren ya da yapı yoğunluğunu arttıran
tüm plan değişikliklerinin mutlak şehircilik kurallarına uygun olması sağlanmalı;
"aksi hallerden doğan rant artışı kadar 'imar düzeni vergisi' ilgilisinden 'peşin'
alınır" önkoşulu