İzmir'in içme suyu ihtiyacını karşılayacak olan Çamlı Barajı Havzası'nda maden
işletmeciliği konusunda sürdürülen ısrar, kentin dinamiklerini tek vücut yaptı.
Sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarının yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi,
Efemçukuru'nda işletilmek istenen madene karşı çevre ve halk sağlığı için aldığı
tavırda söylemini sertleştiriyor. Merkezi yönetim, çokuluslu şirketlere yurdun
dört bir yanında diledikleri gibi maden faaliyetinde bulunmaları konusunda iziniler
çıkara dursun, İzmir'deki gelişmeler, kente kuş uçuşu uzaklığı 10 km. olan Efemçukuru'nda
açılmak istenen altın ve gümüş madenine geçit verilmeyeceği yönünde şekilleniyor.
Çamlı Barajı'nın yer aldığı Efemçukuru'nda işletilmek istenen madenin gayri sıhhi
müessese kapsamında olacağı ve ruhsatının İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin onayından
geçeceğine dikkat çekiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi kuruluşlarından İZSU'nun
Çevre Koruma ve Su Arıtma Tesis Daire Başkanlığı'ndan Dr. Suzan Gök, burada maden
açılmasının son derece tehlikeli ve kentlilerin sağlığı bakımından riskli olduğuna
dikkat çekti. Gök, " Oradan yılda 660 bin ton kaya çıkarmayı planlıyorlar. Bu
durum yer altı sularının doğrudan etkileyecektir" dedi.
Altının dünya genelinde yüzde 1'inin tıp, yüzde 4'ünün elektronik alanında kullanıldığı
yüzde 9'unun külçe olarak saklandığı yüzde 83'ünün de mücevher olarak tasarımının
yapıldığını kaydeden Gök, "Mücevher olmaz ise yaşanır ancak su olmaz ise yaşam
olmaz" görüşlerini dile getirdi. Dünyada 150 ile 200 bin ton altının kullanımda
olduğunu belirten Gök, "Bu oranın tamamı teknik olarak kullanılsa tüm dünyaya,
bin 600 yıl yeter" diye konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Tahtalı Barajı Havzası'na büyük önem verdiğini
ve benzer ilginin Çamlı Barajı Havzası için de geçerli olduğunu vurgulayan Gök,
"Tahtalı Havzası'na 140 milyon dolar yatırım yapıldı. 430 bin adet ağaç dikildi.
Verdiğimiz önem ortada. Bu değerin bozulmasını istemiyoruz" görüşlerine yer verdi.
Maden için verilen ÇED raporlarının iptali konusunda çevre örgütleri ve İZSU
tarafından açılan davalar devam ederken Kanada kökenli Eldoradogold Firması'nın
Türkiye'deki uzantısı olan TÜPRAG, Efemçukuru'nda altın ve gümüş işletmesi için
girişimlerini hızlandırdığı belirtiliyor.
Madenci firmanın yöre halkına karşı baskı ve yıldırma politikalarına da aralıksız
biçimde devam ettiği ileri sürülüyor. Geçimini tarımla sürdüren yöre halkından
topraklarını madenci firmaya satmak istemeyenlere karşı " kamulaştırma" tehdidinde
bulunuluyor.
Köylülere, noter aracılığıyla yollanan yazılarda, yurdun farklı yerlerinde yapılan
kamulaştırmalar örnek gösterilerek, topraklarını sorunsuz biçimde ellerinden çıkarma
çağrısında bulunuluyor. Bunun yanı sıra maden alanı olarak belirlenen sahaya girmek
isteyenlere karşı zor ve kaba kuvvet uygulandığı savlanıyor.
Bu gelişmeler ışığında bir araya gelen Yerel Gündem 21 Kent Kent Konseyi toplantısına
Efemçukuru'nda yaşayan köylüler de katılırken, toplantının ardından kaleme alınan
bildiride, İzmir'in içme suyunun yüzde 64'ünün yer altı kaynaklarından sağlandığına
vurgu yapıldı. Kentin riske atacağı bir bardak dahi temiz suyunun olmadığına dikkat
çekilerek, TÜPRAG'ın Efemçukuru'nu terk etmesi istendi.
Cumhuriyet EGE