Yerden ısıtmalı sistemi ile dünyada bir ‘ilk’ olan İshakpaşa Sarayı, güzelliği
ile olduğu kadar makus kaderi ile de gündemde. Kapıları Moskova Müzesi’nde olan
saray 48 yıldır yanlış restorasyon kurbanı. Neyse ki, 100 YTL’nin arka yüzünde
yer aldıktan sonra kaderi değişti, kültürel mirası koruma projelerinin ön sıralarında
yer almaya başladı. Sırada ‘restorasyonu tamir etmek’ var...
Osmanlı döneminin Lale Devri’ndeki son büyük eseri olan ve yerden ısıtmalı sistemiyle
dünyada ilk olan İshakpaşa Sarayı’nın başına gelmedik kalmadı. Özellikle turistlerin
gözdesi saraya, yıllardır gerekli önemin verilmemesi kafalarda hep soru işareti
bıraktı. Devamlı yanlış restore edildiği için gündeme gelen sarayın talihi, 100
YTL’nin arka yüzünde yer alması ile bir anda değişti. 100 YTL saray için adeta
bir ilaç gibi gelirken, kültürel mirasın korunması projelerinde ön plana alındı.
Tarihi sarayı gezen ve hayran kaldığını her defasında belirten Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla Koç, yanlış restorasyonlara son verileceğini ve bundan sonraki restorasyonun
usulüne göre yapılacağını belirtti. Restorasyon çalışmaları için akademisyenler
de devreye girdi.
Saraydan öte bir külliye olan İshakpaşa, İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra Osmanlı’da
yapılan en ünlü saraylardan biri. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinin 5 kilometre doğusunda,
bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan saray, 18. yy. Osmanlı mimarisinin
belirgin örnekleri arasında yer alıyor. Sanat tarihi yönünden de büyük değer taşıyan
sarayın Harem Dairesi Takkapı Kitabesi’ne göre yapılış tarihi hicri 1199, miladi
1784. Sarayın yapımı 1685 yılında Çıldır atabeklerinden Çolak Abdi Paşa tarafından
başlatılmış, aynı soydan gelen Küçük İshak Paşa zamanında 1784’te (99 yılda) tamamlanmış.
Tarihi sarayın mimarı ise Ahıskalı ustalar. Saray, I. Dünya Savaşı’na kadar Beyazıt
Sancağı’nın yönetim merkezi olmuş. Sarayın Ağrı Dağı’nı görmeyecek şekilde yapılması
dikkat çekiyor. Bir rivayete göre genç ve güzel kızının Ağrı Dağı’nda yaşayan
bir eşkıyaya aşık olmasından rahatsız olan paşanın, sarayı dağı görmeyecek şekilde
yaptırdığı anlatılıyor.
Görkemli özel mimari yapısı, anıtsal taç kapıları, haremi, selamlığı, cami ve
yüzlerce odası ile görülmeye değer bir şaheser olarak değerlendirilen sarayın
her tarafı sır dolu. Türk mimarisinin en güzel örneklerinden olan İshakpaşa Sarayı,
Türkistan, Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerini birleştiriyor. Caminin kubbeleri
Türkistan kubbelerini andırır. Kapıları ise Selçuklu stilindedir. 50X115 metre
alanı kapsayan sarayın Harem Dairesi iki katlı, diğer bölümleri ise tek kattan
oluşuyor. Günümüzde ikinci kat tamamen yıkılmış durumda. Saraya ancak doğudaki
tepeden açılan bir kapıdan girilir. Diğer tarafları 20-30 metre yükseklikte sağlam
duvarlarla çevrili. Kapıdan, önce dış avluya girilir. Dış avlunun etrafında uşak
ve seyis odaları ve tavlalar bulunur. Dış avludan iç avluya kemerli tak şeklinde
büyük bir kapıdan girilir. İç avluda çeşitli odalar ve koğuşlar vardır. Ortadaki
harem dairesinin duvarlarında İshakpaşa Sarayı’nı öven yazılar bulunmaktadır.
Kapının iki yanında iki aslan heykeli vardır.
Ruslar Doğubayazıt’ı işgal ettiklerinde, burasını karargah olarak kullanmış ve
saraya ait kıymetli eşyaları yanlarında götürmüşler. Bugün sarayın 13x6,5 metre
ebadındaki som altından yapılmış kapısı Moskova Müzesi’nde sergileniyor. Aynı
zamanda, dünyada ilk kalorifer tesisatı döşenen saraydır. Ova tarafında evler,
diğer yanlarında camiler, mezarlık ve yapılar vardır. Fakat yapıların hepsi yıkılmıştır.
Saray son yıllarda yapılan tamirat ile tamamen yıkılmaktan kurtarılmaya çalışılmıştır.
Sarayın bölümleri ise şöyle: Dış cephe, birinci ve ikinci avlu, selamlık dairesi,
cami binası, hamam, harem dairesi odaları, merasim ve eğlence salonu, cephanelik
ve erzak odaları, türbe binası, fırın, zindan, iç mimariden bazı bölümlerden (kapılar,
pencereler, dolaplar, şömineler vs.) oluşuyor.
Yeniden restorasyon için 10 milyon YTL ayrıldı
Yapılan son araştırmalar, mimari yapısı ile dünyanın önde gelen eserlerinden
biri olan İshakpaşa Sarayı’nın 48 yıldır yanlış restore edildiğini ortaya çıkarmıştı.
Sarayın mimari yapısının kaybolmaması için yaklaşık yarım asırdır yapılan restorasyon
çalışmalarının tarihi saraya zarar verdiği ifade edildi. Uzmanına değil, müteahhide
restore ettirilince zarar gördüğü bilimsel kurulun raporuyla da tespit edilen
sarayın yeniden restore edilmesi kararı çıktı. Bu çalışmanın bedeli ise 10 milyon
YTL olarak belirlendi.
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, geçtiğimiz yıl ziyaret ettiği İshak Paşa
Sarayı’nda çalışmaların iyi yapılmadığından yakınmış, Ağrı Valiliği de talimatlar
üzerine bilimsel bir kurul oluşturmuştu. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğretim
üyelerinin de aralarında bulunduğu 20 kişilik bilim kurulu, sarayda 1958’den beri
devam eden restorasyon çalışmaları hakkında yaptıkları incelemeleri raporlaştırdı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne sunulan raporda, tarihi
yapıya büyük oranda hasar verildiği, duvar yüzey kaplamasında dökülme, duvarlarda
çatlak, su sızıntısı ve çatının taşıyıcı sisteminde bozuklukların tespit edildiği
belirtildi.
Orijinal taşlar yerine yenileri konulmuş
Bilim kurulunda yer olan ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine
Caner Saltık, saraydaki restorasyonun tamamen yanlış olduğunu belirterek, “Sarayda
incelemeler ve analizler yaptık. Yapıda problemler ve malzeme bozuklukları var.
Bu tür yapıtları eski haline getirmek zor.” diyor. “İhale, konunun uzmanına değil
de, müteahhide verilmiş” diyen Saltık, sözlerine şöyle devam ediyor: “Sağlam,
orijinal taşlar çıkarılarak yerine yeni taşlar konulmuş. Restorasyon aşamasında
denetleme yapılmamış. Yağmur koruma detaylarında da eksiklikler var. Ama ilk etapta
acil olarak sarayın çatı probleminin çözülmesi gerekiyor.” diye konuştu.
İshakpaşa’nın torunu: Moskova Müzesi’ne dava açacağım
İshakpaşa’nın torunu olarak bilinen Zeki Sürmeli, sarayın kapılarının Moskova’daki
müzede sergilenmesine karşı çıktığını ve hakkını arayacağını söylüyor. En büyük
dedeleri İshak Paşa’nın Beyazıt Beylerbeyi’ne miri miran (kolordu komutanı) olarak
atandığını vurgulayan Zeki Sürmeli, “Oraya atandıktan sonra İshakpaşa Sarayı inşa
edildi. İshak Paşa’nın oğlu Sürmeli Mehmet Paşa’nın tayini ise Valeşkirt Beylerbeyliği’ne
şu anki Eleşkirt’in Toprakkale köyüne çıkmış. Uzun süre orada görev yapan Sürmeli
Mehmet Paşa’nın oğlu Ahmet Paşa ise 2. Abdülhamid’in fermanı ile 1908 yılında
Erzurum Beylerbeyliği’ne atanmıştır.” dedi. Ağrı’da yıllardır bal satan Zeki Sürmeli,
dedeleri zamanında büyük zorluklarla yapılan İshakpaşa Sarayı’na gerekli önemin
ise ancak son zamanlarda verildiğine dikkat çekiyor. Dünyanın ilgi odağı olan
saraya gerekli değerin verilmediğini söyleyen Sürmeli’nin düşünceleri şöyle: “Özellikle
restorasyon çalışmaları çok yetersiz ve yanlış yapılmış. Altın olan kapılarına
bile sahip çıkılmadı. Ben Moskova Müzesi’ne karşı hukuki hakkımı arayacağım. Müzede
sergilenen kapıları Türkiye’ye getirmek için İnsan Hakları Mahkemesi’ne bile başvurmayı
düşünüyorum.”
Bilimsel kurula göre restorasyon, skandal
Prof. Dr. Emine Caner Saltık, ambarlar kazıldıktan sonra konulan dikmeler, destekler
ve ambar bölgesinin dış duvarlarının yapısal problemler içerdiğini ifade ederek,
yapılan diğer yanlışlıkları ise şöyle sıralıyor:
“Yerleştirilen profiller ve bunlara bağlı çaprazlar bölük pörçük ve gelişigüzel
konularak kaynatılmış. Üst bahçede oluşan drenaj problemi sebebiyle sular bu bölgeye
gelmekte ve paslanmaya neden olmaktadır. Destekleme işlemi çok acemice, hatalı,
gereğinden çok fazla malzeme yanlış kullanılarak yapılmış. Mutfak bölümünde gözlenen
dış duvar yönündeki çatlaklar ve pencere dışındaki kaplama bölgesinin durumu endişe
verici. Küçük kemerlere yapılan destekleme şekli kabul edilemez. Alttan yapılacak
destek elemanı kesilerek gövdeden kaynatılmış. Konulan desteğin herhangi bir hesaba
dayanmadığı ve kirişi sadece görüntüde desteklediği söylenebilir. Ana çatıyı destekler
görünümündeki büyük kirişlerin de parça parça kesilerek konulduğu görülmüş ve
ne kadar yük taşıma kapasitesi olduğu belirsiz. Yapının kemerleri ve güney duvarı
açıklıkta. Açılma ilerlerse kemer ayaklarının denge yitirmesi ve tüm ağırlığın
desteklere gelmesi durumunda ne olacağı bilinmiyor. Duvarlar, harem odaları ve
sarayı kuzey cephesindeki bölümleri koruması için yapılan çatıda yapısal dizayn
ve inşaat hataları var. Çatı makasları tamamlanmadan yarım bırakılmış. Elemanlar
çatının ağırlığı ve rüzgar ile kar yükünü taşıyabilecek kadar kuvvetli değil.
Dikmeler çok uzun, kar yüküyle burkulabilir. Çatının taşıyıcıları uygunsuz ve
yanlış yapılmış. Caminin iç tarafındaki çatlak sıvanarak kapatılmış. Kuzey-güney
yönlerindeki tavan ve kemerde açılma var. Tavandaki çatlaktan su sızıyor.”
Zaman PAZAR