İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul'un giderek daha
fazla içinden çıkılmaz hale gelen trafik sorununa bir çözüm getiremeyince konuya
hükümet el attı. Ve hükümet içinde oluşturulan komisyon da sihirli formüllere
sahip olmadığı için halktan öneri toplamak istedi. Halkımız bu talebe ne kadar
cevap verdi, açılan elektronik posta adresine kaç kişi kaç tane öneri gönderdi
bilmiyorum ama ben kendi önerilerimi buradan, bu köşeden yapmayı daha doğru buldum.
Bu köşenin sürekli okuyucuları az sonra okuyacakları kimi önerileri hatırlayacaklardır,
bunları bilhassa tekrar ettim, çünkü önerilerin belli bir bütünlük içermesi gerektiğini
düşünüyorum.
İstanbul'un trafik sorununu bana göre ikiye ayırarak tartışmak gerek. Yani, bir
yandan şehrin ana arteri denebilecek iki omurga üzerindeki trafiği ve bir yandan
da gerek bu omurgalara bağlanan yollar üzerindeki birikmeleri, gerekse şehrin
çeşitli merkezleri ve civarındaki sıkışmaları ayrı ayrı ele almak gerek.
Şehrin iki ana omurgası, yani TEM ve E5, İstanbul'un her iki yakasında da
sorunlu. Sorunun kaynağı elbette yoğunluk.
O yüzden, çözüm önerilerinin yoğunluğu azaltıcı yönde olması gerek.
Elbette yoğunluğu ilanihaye azaltmak mümkün olamaz, çünkü ülkede refah arttıkça
otomobil sahibi olma eğiliminin de artması gayet doğal. Ancak İstanbul özelinde
yine de, özellikle iş günlerinde insanların yola özel otomobilleriyle çıkmaktan
mümkün olduğunca caydırılması, toplutaşım araçlarını kullanmaya özendirilmesi
gerekiyor.
TEM ve E5 sadece iki yaka arasındaki trafiği taşımıyor. Mesela ben her gün bu
iki yolu da kullanıyorum ama çok az defalar köprüden karşıya da geçiyorum. Eminim
benim gibi İstanbul'un Anadolu yakasında yaşayıp Avrupa yakasına çok az geçenler
de var.
Yani, sadece köprüyü geçmenin fiyatının artması sorunun bir bölümünü çözebilir.
Gerçi çözdüğü kadarı da iyi olur ama köprüye ciddi bir zam yapmanın yanı sıra
karşıdan karşıya geçmeyen ama bu iki ana omurgayı kullananlara da bir çözüm bulmak
gerek. O çözüm, ister istemez alternatif yolların sayısının artırılması ve belki
TEM'in İstanbul içinde kalan bölümünün de paralı olmasındadır.
Köprü geçişlerinde OGS ve KGS zorunluluğu getirilmesi yeni bir imkân daha yarattı:
Şehir içi yolları da, buraları kullanımın caydırılması için paralı yapabiliriz.
Köprü geçişlerinin caydırılması ister istemez deniz ulaşımını teşvik edeceğinden,
belki Karayolları'nın önerisi olan Harem'de büyük bir otopark yapılması ve deniz
otobüsü ana iskelesinin buraya kurulmasını daha fazla ciddiye almalıyız. Harem'e
kadar otomobiliyle gelenler, buradan deniz otobüsüyle Avrupa yakasına geçebilirler.
Fakat yine de, diyelim Kozyatağı-Maltepe arasında iki yönlü, Avcılar-Cennet Mahallesi
arasında iki yönlü ve Çobançeşme-İncirli arasında iki yönlü trafiği çözmenin yolu,
ilave yol yapılmadan gözükmüyor.
Bu saydığım noktalarda E5 yegâne taşıyıcı omurga, hiçbir alternatifi de yok.
Bu yola alternatif güzergâh gerekli.
Şehir içindeki çeşitli merkezler konusunda da durum benziyor aslında. Çözüm,
bence İstanbul'da özel araçla yola çıkmayı sahiden pahalı hale getirmekten geçiyor.
Yani, belki şehir içinde bazı yerlere girişi
paralı yapmak, otopark ücretlerini çok yükseltmek vs. gibi önlemlere gerek var.
İstanbul dünyanın sayılı büyük metropollerinden biri. Böylesi kentlerde yaşamanın
istenmeyen bedellerinden biri de trafikte zaman kaybetmek. Bu zamanı minimuma
indirmenin yolu, raylı sistemler başta olmak üzere toplutaşımayı geliştirmekten
geçiyor. Acaba mevcut hafif raylı sistem ve metro hatlarınının kapasitesi daha
fazla zorlanamaz mı? Acaba yıllardır açılmayı bekleyen Yenikapı-Taksim metro hattı
bir an önce açılamaz mı? Acaba bütün bu sistemlerin banliyö trenleriyle entegrasyonu
gerçekleştirilemez mi?
İstanbul'la ilgili önerilerime devam edeceğim.
Radikal Gazetesi
İsmet Berkan