AKP Hükümeti bu planı hayata geçirmek için adım attı, tartışmalar da başladı.
Bankanın Ankara’da kalması gerektiğini savunanların yanında İstanbul’a gelse bile
Levent’teki kendi arazisine gideceğini iddia edenler var. Oysa Batı Ataşehir’deki
finans merkezinin tüm projeleri hazırlandı ve planlar Büyükşehir Belediyesi’nce
onaylandı. İşte o çok tartışılan proje ilk kez gün yüzüne çıkıyor.
İstanbul Finans Merkezi’nin Ataşehir’de olacağı ve bu komplekste Merkez Bankası,
Ziraat, Halk ve Vakıfbank’ın yer alacağı projesi ile birlikte, 14 Eylül günü kamuoyunda
ilk kez tarafımdan gündeme getirilmişti. Aradan 4 ay geçtikten sonra, gündeme
getirdiğim Merkez Bankası’nın taşınma projesi, kamuoyuna bizzat Başbakan Erdoğan
tarafından da açıklanınca kızılca kıyamet koptu. Merkez Bankası’nın Ankara’dan
İstanbul’a taşınacak olması neredeyse rejim sorunu haline getirildi. Atatürk’ün
kurduğu ve Cumhuriyet’in kazanımı olarak değerlendirilen Merkez Bankası’nın İstanbul’a
taşınması kararı toplumun çeşitli kesimlerince sert bir şekilde eleştirildi. Peki
bu eleştiriler ne kadar haklı?
Bağımsızlığa müdahale mi?
Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a taşınması, siyasi otoritenin kararı
ile gerçekleşiyorsa, bu bankanın bağımsızlığına müdahale olarak algılanmamalı.
Merkez Bankası’nın para politikası ve kararlarına müdahale edilmediği sürece bağımsızlığa
müdahaleden bahsetmek kanımca gerçekçi bir yaklaşım değildir. Bankanın merkezinin
nerede olacağı, İdare Meclisi’nin kararı ile değil, ancak kanunla belirlenir.
Kanunu da siyasi otorite çıkardığına göre, bu konudaki yetki yasama organına aittir.
Merkez Bankası’nın hangi kurumlarla ilişki içinde olduğuna bakmak gerekir. Merkez
Bankası’nın vatandaş ile bir ilişkisi yok. Daha ziyade bankalar, Maliye ve Hazine
ile ilişkisi var. Merkez Bankası’nın operasyonel ilişkileri bankalar ile olduğu
bilinen bir gerçek. Bankaların tamamının genel müdürlüklerinin İstanbul’da olduğu
dikkate alındığında Merkez Bankası’nın İstanbul’da olması bence en doğru olanıdır.
Maliye ve Hazine ile olan ilişkileri operasyonel bir ilişki olmadığı için, o ilişki
telekomünikasyon hizmetlerinden yararlanılarak sağlanabilir.
Özal’ın gündemindeydi
Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması Erdoğan hükümetinden önceki hükümetler
döneminde de gündeme gelmişti. İlk kez 80’li yıllarda Özal Hükümeti tarafından
İstanbul’un finans merkezi olması ve Merkez Bankası’nın da İstanbul’a taşınması
gündeme gelmişti. Yavuz Canevi’nin Merkez Bankası Başkanı olduğu 1987 yılında,
İstanbul Levent’te Merkez Bankası için arsa alınmıştı. Bu arsaya yapılacak Merkez
Bankası binasında, Unkapanı ve Karaköy şubelerinin birlikte yer alacağı ve ayrıca
bankanın Ankara’da bulunan dış münasebetler, muhabir ilişkileri, dealing room
ve diğer operasyon birimlerinin buraya taşınması planlanmıştı. Ankara’da sadece
idare merkezinin kalması düşünülmüştü. Rüşdü Saracoğlu’nun Başkanlığı döneminde
de Ankara merkezindeki operasyonel birimlerin İstanbul’a taşınması girişimlerinin
devam ettiğini bugün gibi hatırlıyorum.
Merkez Bankasının İstanbul’a taşınması DYP-SHP döneminde de gündemdeydi. Başkanlık
görevini Rüşdü Saracoğlu’ndan devralan Bülent Gültekin de görev yaptığı 6 aylık
dönemde İstanbul’a taşınma girişimini sürdürdü. Daha sonra başkanlık görevini
devralan Yaman Törüner’in de en azından operasyonel birimlerinin İstanbul’a taşıması
isteğini Bankalar Birliği Başkanı olarak yakından takip ettim. Törüner, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi nezdinde imar değişikliği için girişimlerini sürdürüyordu.
Binanın projesi bile hazırlanmıştı. Bankalar Birliği Başkanı olarak, dönemin Başbakanı
Tansu Çiller ile Merkez Bankası ve Bankalar Birliği’nin merkezinin Ankara’dan
İstanbul’a taşınmasını sektör adına görüştüm. Çiller ilk etapta Bankalar Birliği
statüsünü değiştirerek Bankalar Birliği’nin merkezini Ankara’dan İstanbul’a taşınmasına
imkan sağladı. Gündeminde Merkez Bankası’nın taşınmasının da var olduğunu biliyordum.
Neden karşı çıkılıyor?
Başbakan Erdoğan, Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a taşınma kararına tepki
verenlerin kuşkuları aynı noktada toplanıyor. İddialar şu ki, Merkez Bankası ve
kamu bankaları Ankara’dan İstanbul’a taşınınca yerleşik düzenini bozmak istemeyen
bazı bankacılar ayrılmak zorunda kalacak, bunların yerlerine de AK Parti iktidarına
yakın kişiler atanacak. Bu iddia ne kadar doğru bilemiyorum. Bence bundan ziyade
tek olumsuz yanı Ankara’da düzenini kuran bankacıların durumları.
Ayrıca geçmişte Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşımak için proje hazırlayıp uğraş
verenlerin bugün bu projeye karşı çıkmalarını da anlamak mümkün değil.
ABD de FED nerede?
ABD Merkez Bankası FED’in merkezi Başkent Washington’da, oysa finans merkezi
New York’ta. Ancak FED’in operasyonel birimleri New York’ta. Washington’da sadece
yönetim birimleri var. Bizde de bu yöntem benimsenebilir.
Ataşehir’de trafik yoğunluğu yaratır mı
AtaŞehİr’İn finans merkezi olması ve Ankara’daki Merkez Bankası başta olmak üzere
tüm finans kurumlarının buraya taşınmasının bölgedeki yoğunluğu artıracağı ve
trafiği de içinden çıkılmaz bir hale sokacağı iddia ediliyor. Acaba öyle mi?
Eski imar planına sadık kalınsa ve bu alana toplu konut yapılmış olsaydı, 6 bin
konut inşa edilecekti. Çünkü finans merkezi için ayrılan 271 dönümlük arazi hemen
hemen tam karşısında bulunan Up-Hill Court, Ağaoğlu ve KentPlus projelerinin yükseldiği
alan kadar. Bu üç projede de 9 bin konut var. Finans Merkezi’nin yerine yapılacak
6 bin konutta yaklaşık 24 bin kişi oturacaktı. Oysa finans merkezinde iş günlerinde
6-7 bin kişi çalışacak. Bu nedenle finans merkezi trafik yoğunluğu yaratacak görüşüne
katılmak matematiksel olarak mümkün değil.
677 bin metrekare inşaat yapılacak
BaŞbakan Erdoğan, İstanbul Ataşehir’de TOKİ’nin iştiraki olan Emlak Konut’a ait
360 dönümlük araziyi finans merkezi için düşünüyor. Finans merkezi için düşünülen
arazide tek engel mevcut imar planına göre buranın 2.07 emsal değerli konut alanı
olmasıydı. Yani ticari alan olarak plan değişikliği gerekiyordu. İstanbul Büyükşehir
Belediyesi geçen hafta İstanbul Finans Merkezi için gerekli olan değişikliği yaptı.
Emsal değer 2.5 ve konut alanı yerine ticaret alan olarak imar değişikliği yapıldı.
Yeni imar planına göre finans merkezi için ticaret alanı olarak 271 dönüm alan
hazırlandı. Bu arazide 2.5 emsal değere göre 677 bin metrekare inşaat alanı çıkacak.
TOKİ’nin iştiraki olan Emlak Konut GYO’nun 271 dönümlük bu arazinin bugünkü rayiç
değeri 1 milyar dolar dolayında. Böyle bir nakit gelir ile TOKİ konut hamlesini
sürdürmeye devam edecek. Diğer yandan Merkez Bankası, Ziraaat, Halk ve Vakıfbank
ise bundan sonra İstanbul Ataşehir’deki finans merkezinde çalışmalarına devam
edecek. SPK ve BDDK da gelecek. Hükümet de böylelikle bir taşla iki kuş vurmuş
olacak.
TOKİ’ye 1 milyar $’lık kaynak
TOKİ’ye ait İstanbul Ataşehir’deki 2.5 emsal değeri olan 271 dönümlük arazinin
bugünkü rayiç değeri 1 milyar dolar dolayındadır. Bu nakit girişiyle TOKİ, hem
konut hamlesini devam ettirecek, hem de durgunlaşan inşaat sektörünü tekrar hareketlendirecek.
Vatan Gazetesi