Üye Girişi
Kullanıcı Adı 
Parola
Üye Ol Şifremi Unuttum
| inşaat sektörü inşaat ihaleleri inşaat malzemeleri inşaat haberleri Dekorasyon fuar seminer tüm hepsi inşaat dergisinde  | Sizde İnşaat Dergisine Reklam vererek firmanızı tüm Dünyaya tanıtabilir, Ürünlerinizi satabilirsiniz.İnşaat Sektörünün kalbi bu sitede atıyor  |
        
      Aksesuar (144)
      Aydınlatma (363)
      Bahçe (325)
      Beyaz Eşya (196)
      Bizden Haberler (37)
      Cephe (130)
      Çevre Düzenleme (421)
      Dekorasyon (758)
      Duyuru (2224)
      Elektronik (477)
      Faydalı Bilgi (184)
      Fuar Seminer (688)
      Güvenlik Sistemleri (58)
      Havuz (45)
      ihaleler (5250)
      inşaat (2506)
      izolasyon Yalıtım (134)
      Kampanyalar (47)
      Kapı Otomatik Kapı (90)
      Konut (1127)
      Mekan (276)
      Mimari (526)
      Mobilya (463)
      Mutfak (196)
      Önemli Bilgiler (241)
      Perde (100)
      Plastik Alüminyum (66)
      Tekstil (163)
      Vitrifiye (386)
      Yapı Malzemeleri (268)
      Zemin (183)
      Züccaciye (263)
Haber Ara
 
İnşaat Dergisi
inşaat malzemeleri
inşaat malzemeleri


Granit
Granit


İnşaat Haberleri
İnşaat Haberleri


inşaat ihaleleri
inşaat ihaleleri


İnşaat Sektörünün Kalbi
İnşaat Sektörünün Kalbi

Bu Alana Reklam
Verin!

 


web tracker

sitemap-1
sitemap-2
sitemap-3
sitemap-4
sitemap-5



Add to Google

 Duyuru > 19-09-2006 Kamusal Mekandan Tecrit
yazıyı 12 punto yap yazıyı 14 punto yap yazıyı 16 punto yap yazıyı 18 punto yap
    
Son zamanlarda bazı belediyelerin kadınlar için özel parklar yaratma, bu parkları erkeklere yasaklama çalışmalarına şahit oluyoruz. Toplumun bir yarısının vakit geçireceği düşünülen söz konusu kentsel-kamusal mekanlar, toplumun diğer yarısına ancak 12 yaşına kadar ulaşılabilir oluyor, o yaştan sonra da muhtemelen 'tehlikeli ve taciz edebilir' statüsüne ulaştığı için bu kesimin parklara girişi yasaklanıyor. Bu parklar, belediyeler tarafından evlerinde oturan kadınların dışarıya rahat çıkabilmeleri için düşünülmüş, onların dört duvar arasında oturmak yerine dışarıda birbirleriyle dertlerini paylaşabilecekleri güzel mekanlar olarak lanse ediliyor.

Türkiye'de kamusal alanın ve mekanın nereler olduğu ve kime ait oldukları yeni bir tartışma değil. Aslında bunun literatürdeki tarifi çok basit: Kamusal mekanlar bir kentin caddeleri, parkları, meydanları, kıyı promenatları ve hatta dar sokakları, herkese aittir ve bu olgunun hem fiziksel hem de sosyal ve politik anlamları var. Kentin kumsallarının belli kesimlerce kullanımını istemeyen gazeteci de, kamusal açık alanda politik gösteriye müdahale eden kamusal erk de, kadınlara özel park yapan belediye başkanı da aynı şeyi yapıyor: Toplumda belli kesimler arasında zaten halihazırda varolan kutuplaşmayı artırmak. Piknik yapanlar ve jogging yapanlar birbirlerini görmesin, politik derdi olan olmayana bir şey anlatmasın, hatta kadın ve erkek biraraya gelmesin.

Toplum içerisindeki iletişim, birbirini görme ve anlamaya çalışma veya kızma ve tepkisini gösterme kent kültürünün olağan dinamikleri. Otobüs duraklarında karşılaşan, vapurda karşı karşıya oturan, kuyruklarda birbirini uyaran, meydanlarda beraber yılbaşını kutlayan, sokak kafelerinde yan yana oturan, görülen, gören ve gördüğünü yorumlayan kentli, ötekini tanıyor, onunla iletişime geçiyor ve bu anlarda ve mekanlarda olup bitenler kent kültürü denilen olguyu yaratıyor. Bu planlı veya tesadüfi karşılaşmalar kent hayatına dair tecrübeleri yaratıyor ve bu karşılaşmaların olasılığını azaltan her kentsel müdahale, kamusal yaşama zarar veriyor.

Tecrit ve ayrışma
Bu eksende bakılınca, kadınların rahatını sağlamak için sadece onların gittiği bir park yapan belediye, aslında kent kültürünün ayrılmaz bileşeni olan 'birarada, beraber olabilme' olgusunun önemini hiçe sayıyor. Yararına hizmet yaptığını sandığı kadınların kamusal mekandan tecridine yol açıyor. Öyle ki, durum sadece kadın erkek arasındaki kutuplaşmaya değil, o parklara giden kadınlarla ve (erkeklerin de gidebildiği) başka parklara giden diğer kadınlar arasında da ayrışmaya sebep olacak gibi görünüyor. Bireyler ve gruplar arasında karşılıklı gerilim, anlayışsızlık ve ayrışma bu tavrın olağan sonucu olsa gerek. Kamusal mekanın kullanımının ve yerel yönetimlerin buna etkilerinin arkasındaki sosyal sonuçlar bu örnekte açıkça ortaya çıkıyor.

Nüfusun büyük oranının kentlerde yaşamaya başladığı Türkiye'de, herkese açık ve ulaşılabilir kentsel kamusal mekanlar, öncelikle toplumsal barış, beraber yaşama kültürü ve demokrasi açısından hayati önem taşıyor. Herkesin birbirini tanıdığı ve ne yaptığını bildiği kırsalın aksine, yabancılarla dolu şehir denilen ortamda anonimleşen kentli, ancak diğer kentlilerle birarada-yan yana olabildiği mekanlarda varolur. O mekanlarda kentliler birbirlerini karşılıklı eğitir, düşündürtür ve iletişime geçer. Bu iletişim görsel veya sözel, hatta sanatsal olabilir ama hep gerçek bir iletişimdir ve medyanın aksine gayet dolaysızdır. Kentliler arasında bu iletişim, karşılıklı anlayış, beraber sevinme, başkası için üzülme veya ona kızma gibi çeşitli şekillerde olabilir, ama her durumda iletişimdir ve kentteki sosyal hayat da zaten bir ilişkiler ve iletişimler toplamıdır.

Tabii, kimse kentliler için bu tecrübelerin pürüzsüz ve kolay yaşanacağı yanılsamasında değil. 'Ötekiyle' birarada olmanın getireceği rahatsızlıkları ve gerilimleri, iyimser bir yaklaşımla önyargıların getirdiği toplumsal refleksler olarak algılamalı belki de. Kentsel yaşamın iyi ve kötü yönlerine dair her olayın sahnelendiği kamusal mekanlarda olup bitenler aslında bizim kendi aynamız, beraber yaşamayı becerip beceremediğimizle ilgili olsa gerek. Kamusal hayat ve ortak yaşam kültürü, her toplum gibi bizim için de bir eğitim süreciyle kazanılan alışkanlıklar.

Farklı sınıflar arasındaki ekonomik ve sosyal farkların uç boyutlara vardığı, siyasi, sosyal anlayışsızlığın ve yaşam tarzları açısından 'öteki'ne karşı önyargıların, hatta müdahalenin günlük yaşamda kendini iyiden iyiye gösterdiği kentlerimizde, kentlinin aidiyet duygusunu tekrar güçlendirecek ortak yaşam alanları oluşturulması elzem. Buna karşılık, herhangi bir sınıfın, zümrenin veya cinsiyetin baskın çıktığı veya tecrit edildiği kentsel mekanlar herkes için tehlikeli.

Efe GÖNENÇ / Mimar - Kentsel Tasarımcı


 Radikal İKİ
 
Haberin Okunma Sayısı : 87
Bu Haberi; Kaydet   Yazdır   Yolla  
 Rastgele 10 Haber
  • Yemyeşil bahçeler çiçekli balkonlar
  • Devlet Rezilliği Biliyor ama
  • İnverter MSZ-HC ile enerji tasarrufu
  • 3 Tersaneye Kısmi Kapatma
  • 50 Milyara Kültürevi
  • Limontepe, İmar Planına Kavuştu
  • Anadolu Medeniyetlerinde Hamam Kültürü Mimarlık, Tarih ve İmgelem
  • Giresun Tirebolu Aşağıboynuyoğun İlköğretim Okulu İkmal İnşaatı
  • 100 Milyon Dolarlık Outlet Merkezi Viaport, Kurtköy'e İnşa Ediliyor
  • Defterdarlık Hizmet Binası İnşaat, Çatı, Sıhhı Kalorifer Ve Müşterek Tesisat Onarımı
  • Sitemizde kayıtlı 18336 adet haber, 2249 adet kategori bulunmaktadır.
    Başa Dön Başa Dön

    | Beyaz Eşya | Tekstil | Güvenlik Sistemleri | Havuz | Faydalı Bilgi | Yapı Malzemeleri | Kapı Otomatik Kapı |
    | Duyuru | Plastik Alüminyum | ihaleler | Kampanyalar | Mekan | Vitrifiye | Fuar Seminer |
    | Mutfak | Cephe | izolasyon Yalıtım | Konut | Bizden Haberler | Önemli Bilgiler | Bahçe |
    | Elektronik | Mimari | Zemin | Züccaciye | inşaat | Çevre Düzenleme | Perde |
    | Mobilya | Aksesuar | Aydınlatma | Dekorasyon |


     Google