Ortaköy ve Nişantaşı projelerinin mimarı Erhan İşözen, meslektaşı Ersen Gürsel’in
‘Denize Duvar’ (21.9.2005) başlıklı yazısındaki görüşlerinin kısmen doğru olduğunu
ancak Karaköy’ün yeni bir yaşamla buluşması gerektiğini söylüyor. ‘Çünkü’ diyerek
devam ediyor: "Projeyi peşinen reddedilmesi gereken bir proje olarak görmüyorum.
Kent ve insanı bir araya getirmek gerekiyor. Buraya getirilecek fonksiyonlarla
birlikte Karaköy’de yeni bir yaşam alanı yaratılması doğrudur".
İstanbul’daki projeler üzerinde sohbet ederken, Galataport projesinde çok büyük
bir yoğunluk olduğuna dikkat çeken İşözen, bu alanda ‘cruise’ gemilerinin Galata
ve Karaköy’ü boğacağını, o alana daha küçük gemilerin yanaşmasının doğru olacağını,
‘apartman gemilerin’ yanaşma yerinin ise Mimar Ersen’in önerdiği gibi Yenikapı
olabileceğini söylüyor.
Nusretiye Saat Kulesi ve Çeşmesi
İşözen, Karaköy için şöyle konuşuyor: "Tarihi yarımadanın da, Karaköy ve Galata’nın
da geceleri mutlak yaşaması gerekmektedir. Ne yazık ki Karaköy ve Galata’nın ışığı,
rengi ve yaşamı yok; her yer kapkaranlık... Bu nedenle bölgeye yeni bir yaşam
getirmek zorunludur. Az ilerde ‘İstanbul Modern’ var; bölgeye şimdiden büyük bir
etkinlik kazandırdı. Galataport ve Beyoğlu arasında iki yönlü insan akımının düşünülmesi
doğrudur. Tophane-i Amire’nin yanındaki İtalyan yokuşu ve Çukurcuma yolu Beyoğlu
ile bu bağlantıyı sağlayacaktır. İstanbul ancak kent bütünlüğüne hizmet eden bu
tür projelerle ayağa kalkabilir".
İşözen, 1950’lerde Menderes döneminde yol çalışmaları sırasında Nusretiye Camii’nin
bünyesindeki Saat Kulesi’nin kaldırılarak antrepoların içine konulduğunu, aynı
şekilde Nusretiye Çeşmesi’nin de Maçka’ya götürülmüş olduklarını hatırlatarak
Galataport projesiyle bunların yerlerine konulmasını öneriyor.
İşçi Heykeli
- Peki Tophane’deki işçi heykeli...
- Cumhuriyet’in 50. yılı nedeniyle İstanbul’un birçok yerine heykeller konulmuştu.
Tophane’deki işçi heykelini de rahmetli heykeltıraş Muzaffer Doğan Ertoran yapmıştı.
Almanya’ya işçi göçü nedeniyle gerekli işlemler Tophane’deki İş ve İşçi Bulma
Kurumu’nda yapılıyordu. Bu heykel de emeği simgeliyordu. Ne yazık ki, siyasi amaçla
kolu başı kırıldı. Diğerleri de zaman içinde ortadan kayboldu.
İşözen, eski İstanbul Valisi Nevzat Ayaz’ın Beyoğlu Güzelleştirme ve Koruma Derneği
Başkanı olduğu dönemde heykel, heykeltıraş Tankut Öktem’e yeniden döktürülmüş.
Ama yerine koymak için kimse ilgilenmemiş o zamandan beri... Heykel, Öktem’in
Gemlik’teki atölyesinde duruyormuş halen. İşözen, "Avrupa’daki 3 milyona yakın
işçimizin anısına yaptırılan yeni heykel mutlaka aynı yere konulmalıdır. Bunun
için bir kampanya başlatılabilir. Bunu yapmak da Büyükşehir Belediyesi’ne düşer"
diyor.
- Sizin cami projeleri yaptığınızı da biliyoruz. Karadeniz’de, Çayeli’ndeki Çavuşoğlu
Camii, Ağa Han Ödülü’ne aday gösterilmişti. Şimdi bazı bölgelerde çirkin cami
yapıları dikkat çekiyor.
- İlk önce şunu söyleyeyim. İki şerefeli, iki minareli camileri herkes yaptıramaz.
Osmanlı döneminde bunları ancak padişah ve padişah soyundan gelenler yaptırabilirdi.
İstanbul’da yaptırılan padişah camileri yani ‘selatin’ camileri 11 adettir. Örneğin,
Süleymaniye Camii’nin dört minareli, 10 şerefeli olması, Kanuni Sultan Süleyman’ın
10. padişah olduğunun simgesidir. Evet dediğiniz doğrudur, bazı camiler çok çirkindir;
her önüne gelen de iki şerefeli cami yaptırmamalıdır. Bazı camilerin külahlarının
kurşun yerine plastik camla yeşil ve mavi renklerle kaplatılması ayrı bir çirkinliktir.
Diyanet plansız ve çirkin projelere izin vermemelidir.
Yalçın BAYER
Hürriyet