Bugünlerde Antalya 1. İdare Mahkemesi 'nde ilginç ve örnek bir ''dava'' var...
''Davalı'' taraf Alanya Belediyesi... Belediye meclisinin 7 Temmuz 2005 günü
aldığı ve tüm turistik tesislerde -zaten fazla olan- yapılaşma hakkını yüzde 20
daha arttıran ''imar planı değişikliği'' nin iptali isteniyor...
Diyeceksiniz ki bu davanın neresi ''ilginç'' ve hatta neresi ''örnek'' ?.. Türkiye'de
her gün kim bilir kaç belediyede bu tür rant kararları alınmıyor mu?
Hatta diyeceksiniz ki, sağ olsunlar, başta Mimarlar Odası olmak üzere diğer odalar
ile sivil toplum kuruluşları da işi gücü bırakmışlar, durmadan bu kararlara dava
açmıyorlar mı?
****
Bütün bunlar doğru... İmar yanlışlarını durdurmak için duyarlı toplumsal kesimlerin
artık sıkça başvurdukları ''iptal davaları'' o kadar çoğaldı ki, yönetimlerin
kamu yararını gözetmeyen uygulamaları üzerinde zengin bir ''hukuksal denetim külliyatı''
bile oluşmuş durumda...
Ne var ki buna rağmen Alanya için açılan dava gerçekten ilginç ve örnek olacak
nitelikte. Çünkü bu kez ''davacı'' lar ne meslek odaları, ne de sivil toplum kuruluşları...
Mimarlar Odası Antalya Şubesi'nin belediyeye yaptığı itirazlar dışında...
Böyle bir ortamda, Antalya 1. İdare Mahkemesi'nin ''belediyeden savunma'' istediği
10 Ağustos 2005 tarih ve 2005/1283 esas sayılı ara kararında ise ''Davacı ve Yürütmenin
Durdurulmasını İsteyen'' başlığının hizasında şu isim okunuyor: ''Alanya Kaymakamlığı''
...
Yani, ilçedeki betonlaşmayı daha da arttırmaya aday bir belediye kararının durdurulmasını
ve iptalini bu kez ''kaymakam'' istiyor.
Alanya Kaymakamı Günhan Sarıkaya , ilçenin en büyük mülki amiri olsa bile ''yerel
demokrasi'' adına engel olamadığı bir imar kararından ötürü ''kenti'' nin zarar
görmemesi için, son çare olarak mahkemeye başvurmaktan çekinmiyor...
İşte bu örnek Türkiye'de bir ilk değilse bile, çok ender rastlanan bir durum...
****
Alanya Belediyesi'nin, aynı kararında ''otellerdeki çatı aralarının da yatak
katı olarak kullanılması'' na olanak sağlaması, böylece ek inşaat izinleriyle
birlikte kentteki yoğunluğun çok daha artmasına neden olması, gerçekten ''demokratik
bir hak'' mıdır?
Kaymakamın da bu ''yasal yetki'' nin yanlış kullanıldığı ve kente zarar vereceği
savıyla belediyeyi mahkemeye vermesi ''demokrasiye müdahale'' midir?
Soruların yanıtı aslında açık...
Belediye meclislerinin imar yetkileri elbette ki ''demokrasi'' nin gereğidir;
ama, bu yetkilerin toplum yararına kullanılması da aynı demokrasinin yarattığı
''sosyal hukuk devleti'' anlayışının ödün verilmez ilkesi, hatta temel kuralıdır.
Bu nedenle kaymakamın davası, demokrasinin asıl nedenini ve güvencesini oluşturan
''öncelikle toplumsal çıkarların korunması'' açısından da özel bir anlam taşıyor.
Yani, bir ''atanmış'' ın, kentteki ''seçilmişler'' yönetimine karşı açtığı bu
dava, aslında ''demokrasi'' nin gözetilmesini de içeriyor...
****
Antalya 1. İdare Mahkemesi'nin sonuçta ne karar vereceğini tahmin etsek bile
''hukuk kültürümüz'' ve ''hukuk kuralları'' gereğince bunu dillendirmemiz doğru
değil.
Ancak, şu kadarını söyleyelim ki bu davanın sonucunda kazanan veya kaybeden,
sadece, ''davacı'' kaymakam, ''davalı'' Alanya Belediyesi ve ''mağdur'' durumdaki
Alanya olmayacak...
Demokrasi bilincimizi ve demokratik olgunluğumuzu ''sınamak'' için de mahkemenin
kararını merakla bekliyoruz... Tabii, belediye imar değişikliğine göre yeni inşaat
izinlerini vermeden davayı sonuçlandırabilirse...
Hiç değilse bu dava, ''Gökkafes'' benzeri sayısız örnekte olduğu gibi, ''uygulamanın
arkasından gelip, kağıt üzerinde kalan'' yargı kararına dönüşmemeli.
Cumhuriyet