Özellikle kentlerimiz büyük aşırı göç hareketlerinin de etkisiyle sağlıksız,
plansız altyapısı yetersiz, kimliksiz kaçak yapıların ve gecekonduların işgal
ettiği beton yığınları haline dönüşmüştür. Günümüz şartlarında 1985 yılında yürürlüğe
giren 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ve bağlı yönetmeliklerin planlı, disiplinli
ve kent kültürünü özümseyen kentsel mekanları yaratması çok güç hale gelmiştir.
Hali hazırda planlama ve imar disiplinindeki en ciddi sorunlar şu şekilde özetlenebilir:
Planlamada çok başlılık, plan yapım aktörlerinin fazlalığı, planlı alan yetersizliği,
planlarda hiyerarşi ve bütünlüğün olmayışı, yerleşim alanlarının karakteristiklerine
ve vizyonlarına göre planların hazırlanmayışı, yasalardan ve bürokratlardan kaynaklanan
kamu kurumları arasındaki eşgüdüm eksikliği, denetimsizlik ve yaptırım eksikliği,
imar planlarının uygulamasındaki başarısızlıklar, imar uygulama modellerinin ve
finansman olanaklarının yetersizliği, planlama katılımın sağlanamaması, imar sürecindeki
bürokrasinin gereksiz fazlalığı ve idarelerin keyfiyeti. Şu an ülkemizde Çevre
ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Milli Savunma Bakanlığı (askeri alanlar için) Büyükşehir Belediyeleri, İlçe Belediyeleri,
İlk Kademe Belediyeleri, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme İdaresi
Başkanlığı, Bölge Koruma Kurulları, İller Bankası Genel Müdürlüğü ve İl Özel İdaresi
olmak üzere plan yapma ve onama yetkisi bulunan 12 adet kurum bulunmaktadır. Bu
çok başlılık önümüzde yaşanacak süreç içersinde mevcut kanun ve yönetmeliklerle
geriye dönüşü çok daha zor çarpık kentleşmelere neden olacaktır.
Mevzuatta ve idari yapılanmada reform
Önerimin 2 temel noktası bulunmaktadır. İlki, mevzuatta reform, ikincisi ise
idari yapılanmada reformdur. Yapılması gereken, mevzuatlarda reforma gitmek olmalıdır.
Bölgesel Şehircilik İdareleri (BŞİ), kamu kurum niteliğinde ancak özerk hareket
eden katılımcılık esaslı bir yapıya sahip olmalıdır. Plan yapma ve onama yetkisi
tümüyle BŞİ’ye devredilmelidir. Bölgesel ölçekten, uygulama imar planlarına kadar
tüm süreç BŞİ’lerin sorumluluğunda olmalıdır. BŞİ’ler gerektiğinde alt ölçekli
plan yapma yetkisini belediyelere devredebilecektir. BŞİ’ler, yukarıda sözü edilen
ilgili bakanlıkların temsilcileri, yerel yönetimler, bölge koruma kurulları, meslek
odaları, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin bulunduğu bir danışma kurulunun
idaresi, güdümünde profesyonel kadro ve uzmanların bulunduğu ekip tarafından yönetilecektir.
İzmir Dubai mi? Manhattan mı? Yoksa köy kent mi olacak?
BŞİ’ler, DPT’nin hazırlayacağı üst ölçekli planlara uygun bir şekilde bölge planları,
çevre düzeni planları, uygulama nazım planları ve uygulama imar planlarını hazırlayacaklardır.
Bu planların yapımında ilgili tüm kurumlar işbirliği içersinde olacaktır. Böylelikle
kentler, metropolitan alanlar ve diğer ölçekteki yerleşimler, vizyonları doğrultusunda,
kimlik sahibi, bütüncül planlara sahip olabileceklerdir. Dünyanın en güzel kentlerinden
biri olan İzmir, kentleşme konusunda bulunduğu bölgeyle bir bütün olarak vizyonunu
ve geleceğini ivedilikle belirlemelidir. Öncelikle, İzmir’in Manhattan mı, Dubai
mi yoksa nostaljik köy kent mi olacağı konusunda karar verilmeli, 50 yıllık planları
hazırlanarak dünya kenti olabilmesi için önü açılmalıdır. Ülkemizde sektör dinamikleri
kent yenilemelerini kendisi yapabilecek, birikim, yetenek ve pazara sahiptir.
Günü kurtarmak için geleceğe projeksiyon yapmadan hazırlanmış lokal planlamaların
uzun vadede maddi ve manevi maliyetinin daha büyük olması kaçınılmazdır.
Hürriyet Ege
Necip Nasır