İMP Toplantıları’nın üçüncü paneli; “Kentsel Dönüşüm Dinamikleri” başlığı altında
gerçekleştirildi. Şehir plancısı Faruk Göksu yürütücülüğünde gerçekleştirilen
panele Mimarlar Odası Eski Genel Başkanı Oktay Ekinci, İ.B.B. Kentsel Dönüşüm
Müdürlüğü İstanbul Şehircilik Atölyesi (İŞAT) Müdürü Lütfi Altun, İnsan Yerleşimleri
Derneği Başkanı Korhan Gümüş, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay ve İMP
Başkanı Hüseyin Kaptan konuşmacı olarak katıldı. İki aşamalı panelin ilk bölümünde
kentsel dönüşüm dinamiklerine ilişkin durum tespitine odaklanılırken, ikinci bölüm
somut örneklerin tartışılmasına ayrıldı. Panelde Türkiye’de yapılmak istenen kentsel
dönüşümün rant odaklı olduğuna dikkat çekildi.
“Kentsel dönüşüm sermaye odaklıdır”
Kentlerimizin neden çirkin olduğunu sorgulamak gerektiğini ifade eden Oktay Ekinci,
“ Kentlerin çirkin olmasına neden olan sürece dokunmazsanız, süreci sorgulamazsanız,
tartışmazsanız, onun güzele dönüşmesi için yapacağınız çabalar kandırmaca ve başka
türlü beklentilerin tuzağına dönüşür” şeklinde konuştu.
Ekinci, İznik Gölü kıyısına Cargill fabrikası yapılması, için meclisin yakın
zamanlarda bir yasa da çıkaracağını dile getirerek, dünyanın hiçbir yerinde tarım
alanının, sit alanının işgal edilip yasadışı yapılaşmasının bir örneğinin olmadığını
vurgulayarak, eleştirel sözlerine şöyle devam etti; “Eğer işgal edilmiş ve yok
edilmiş su havzalarının tekrar su havzalarına ya da lüks villalarla işgal edilmiş
orman alanlarının tekrar orman alanlarına dönüşümü “kentsel dönüşümün” içinde
değilse ben bu işte yokum.”
Kentsel dönüşümün yapılmasını isteyenlerin; ‘inşaatçı’ belediye başkanları, kentsel
dönüşüm amaçlı imar planları yapmak isteyen plancılar ve tasarımı yapacak mimarlar
olduğunu söyleyen Ekinci, dönüşümün sermaye odaklı olacağının da altını çizdi.
Ekinci kentsel dönüşüm yasa tasarısının planlı bir imar affı, işgale çekidüzen
verme yasası, gelecek için tehlikeli bir planlama konseptinden başka bir şey olmadığını
dile getirerek sözlerine şöyle son verdi: “Kentsel dönüşüm ‘sanayileştirilmeyen’
Türkiye’nin 50 yıldır toprak rantından geçinmesinin devamından başka bir şey değildir.”
“Asıl önemli olan bağımsız bilginin üretilmesi”
Güncel mimarlık ve şehirciliğin kamusal sorumluluk üzerine kurulduğu dünyada
meslek insanlarının görevinin bağımsız olarak insanları bilgilendirmek olduğunu
aksi takdirde katılımın gerçekleşmeyeceğini belirten Korhan Gümüş, Türkiye örneğinde
sürece katılanların planlamadan çıkarı olanlar olduğunu belirtti. “Birileri kendi
fantezilerini bize kentsel tasarım diye yutturuyor” diyen Gümüş, “Kent yönetimleri
STK’lara nesnel programlar açmalıdır, diğeri yolsuzluktur” diyerek sözlerine devam
etti. Üniversitelerin ve çok değerli akademisyenlerin de bu süreçte sistem tarafından
‘baştan çıkarıldığını’ belirten Gümüş, bağımsız bilgi üretilmesinin asıl önemli
şey olduğunu vurguladı.
Kentsel riski aslında bir fırsat olarak gördüğünü söyleyen Göksu ise, bu fırsatı
değerlendirme yolunun, rant ve gayrimenkul odaklı projeler yerine, kentin toplumsal
ve ekonomik boyutunun da düşünüldüğü projelerin üretimi ve çok büyük bir dinamik
olarak vurguladığı kültürel ve demografik çeşitliliğin yönetimi yoluyla olabileceğini
belirtti.