Üye Girişi
Kullanıcı Adı 
Parola
Üye Ol Şifremi Unuttum
| inşaat sektörü inşaat ihaleleri inşaat malzemeleri inşaat haberleri Dekorasyon fuar seminer tüm hepsi inşaat dergisinde  | Sizde İnşaat Dergisine Reklam vererek firmanızı tüm Dünyaya tanıtabilir, Ürünlerinizi satabilirsiniz.İnşaat Sektörünün kalbi bu sitede atıyor  |
        
      Aksesuar (146)
      Aydınlatma (364)
      Bahçe (325)
      Beyaz Eşya (198)
      Bizden Haberler (37)
      Cephe (130)
      Çevre Düzenleme (422)
      Dekorasyon (764)
      Duyuru (2245)
      Elektronik (478)
      Faydalı Bilgi (184)
      Fuar Seminer (695)
      Güvenlik Sistemleri (58)
      Havuz (45)
      ihaleler (5270)
      inşaat (2536)
      izolasyon Yalıtım (138)
      Kampanyalar (53)
      Kapı Otomatik Kapı (90)
      Konut (1134)
      Mekan (281)
      Mimari (528)
      Mobilya (466)
      Mutfak (197)
      Önemli Bilgiler (241)
      Perde (100)
      Plastik Alüminyum (67)
      Tekstil (163)
      Vitrifiye (387)
      Yapı Malzemeleri (269)
      Zemin (191)
      Züccaciye (264)
Haber Ara
 
İnşaat Dergisi
inşaat malzemeleri
inşaat malzemeleri


Granit
Granit


İnşaat Haberleri
İnşaat Haberleri


inşaat ihaleleri
inşaat ihaleleri


İnşaat Sektörünün Kalbi
İnşaat Sektörünün Kalbi

Bu Alana Reklam
Verin!

 


web tracker

sitemap-1
sitemap-2
sitemap-3
sitemap-4



Add to Google

 Fuar Seminer > 17-11-2006 Kent ve Kaos
yazıyı 12 punto yap yazıyı 14 punto yap yazıyı 16 punto yap yazıyı 18 punto yap
    
Hayatımızın bilmem kaç saatini trafiğe kurban veriyoruz her gün. İtiş kakış binebildiğimiz otobüste “ittirdin-ittirmedim”, “ilerle-ilerleyecek yer yok” tartışmasını her sabah başka insanlarla yapıyoruz, özel araçlarımızdan sabahın bu saatlerinde hep tıkanan şu trafiğe sövüyoruz.

Asık suratlarımızla, bize az önce çarpıp geçen adama küfrederek, işe yetişme telaşında, kim bilir kaç kişiye de biz çarpıyoruz daracık kaldırımlarda. Ayağımızı burkma tehlikesiyle yürüdüğümüz bozuk kaldırımlar, belediyecilik anlayışına olan güvenimizi daha çok sarsıyor her adımımızda. Yağmur yağdığında, yerinden oynamış kaldırım taşlarının altındaki su birikintilerini sıçratarak ,"Hansel ve Gratel"cilik oynamaya mahkum ediliyoruz.

Bürolarda nefes alamayıp pencereyi açmamızla kapatmamız bir oluyor. Zira içeri dolan “gaz ve toz bulutu” ofisin havasından daha kötü. Savaş çıkmış da top atılıyormuş izlenimi veren, yandaki inşaat makinelerinin sesleri de cabası...

Bilmem ne gökdeleninin, bilmem kaçıncı katındaki ofisimizden hemen arka taraftaki gecekondunun bahçesinde oynayan çocukları zar zor seçebiliyoruz. Aslında onlara çok yakınız, ama görebilecek kadar değil...

Öğle yemeklerimizi aceleyle yiyoruz. Aceleyle işe geri dönüyor, “Otobüsü kaçırırsam trafiğe kalırım” diyerek aceleyle yürüyoruz iş çıkışlarında.

En çok sevdiğimiz yolda yürürken bile mutlu olamıyoruz. Küçüklü büyüklü tabelalar sinirlerimize dokunuyor, reklam panoları asabımızı bozuyor çünkü. O çok sevdiğimiz yolun manzarası reklam kuşağına çoktan dönüşmüş durumda.

Sinemaya ya da tiyatroya gidiyoruz akşamları. Ama sanata karşı gösterdiğimiz naiflik, sokağımızda patlayan kanalizasyon borusuyla kayboluveriyor. Bir türlü tamir edil(e)meyen kanalizasyon boruları nedeniyle, sularımız kesiliyor. İşte o anda “sanat” gözümüz dönüyor, yetkililere biz değil, içimizdeki canavar bağırıyor.

Kendi oksijenimizi kendimiz üretmek için -betonlaşmaya inat- çiçek bile yetiştirmiyoruz ufacık evlerimizde. Zaten güneş de görmüyor ya çoğumuzun evi... Bodrum katında yaşamıyorsak eğer güneşimizi, önümüzdeki -neredeyse bitişik yaşadığımız- yüksek apartman engelliyor zaten.

Yürürken kafasına inşaattan bir tuğla düşen adamın ya da belediyenin kazıp, açık bıraktığı çukurda kurtarılmayı bekleyen çocuğun haberi artık bizi şaşırtmıyor, sadece daha paranoyak yapıyor. Her an her şey olabilir çünkü bu kentte! Güvende hissetmiyoruz kendimizi asla ki; güvende de değiliz zaten.

Yorgun bir şekilde döndüğümüz evlerimizde “deprem olur”, “hırsız girer” korkusuyla diken üzerinde uyuyup, uykumuzu alamadan yine aynı döngünün içinde buluyoruz kendimizi.

Belki günümüzü tıpatıp böyle geçirmiyoruz ama, üç aşağı beş yukarı benzer şeyler yaşıyoruz. Böyle yaşayarak ya da yaşamak zorunda bırakılarak bir kültür yaratıyoruz aslında; kaos kültürü...

Hepimiz birer kaos kentliyiz...
 
Haberin Okunma Sayısı : 104
Bu Haberi; Kaydet   Yazdır   Yolla  
 Rastgele 10 Haber
  • Mutfaklar için asil bir set
  • Kırıkkale Merkez Hüseyin Kahya Y.İ.B.Okulu Ek Derslik İnşaatı
  • Acil Servis Ve Poliklinik Servisleri Bölümünün Tadilat Ve Onarımı İşi İhalesi
  • Balkonları üst üste gelmiyor
  • İşlamdağ İlk. Okulu Yapım İşi Ve Çevre Düzenlemesi
  • Mutfağa hediye mi arıyorsunuz?
  • Taş ve seramik görünümlü laminat
  • Ucuz Konut Kurası İzdihamı
  • İSTANBUL MİLLETVEKİLLERİ CEP TELEFON NUMARALARI
  • TOKİ'den bahar kampanyası...
  • Sitemizde kayıtlı 18467 adet haber, 2249 adet kategori bulunmaktadır.
    Başa Dön Başa Dön

    | Beyaz Eşya | Tekstil | Güvenlik Sistemleri | Havuz | Faydalı Bilgi | Yapı Malzemeleri | Kapı Otomatik Kapı |
    | Duyuru | Plastik Alüminyum | ihaleler | Kampanyalar | Mekan | Vitrifiye | Fuar Seminer |
    | Mutfak | Cephe | izolasyon Yalıtım | Konut | Bizden Haberler | Önemli Bilgiler | Bahçe |
    | Elektronik | Mimari | Zemin | Züccaciye | inşaat | Çevre Düzenleme | Perde |
    | Mobilya | Aksesuar | Aydınlatma | Dekorasyon |


     Google