Tarihi mekanı 'zedelemeden' kurulan geçici sahnede kültür emekçileri 'Anadolu'da
sanat' ı irdelerken şairler de 'Battalgazi şiirleri' ni okuyorlar. İlçenin onuru
sayılmasına rağmen yıllardır 'metruk' ve bakımsız kalan Silahtar Mustafa Paşa
Kervansarayı 'nda ilk kez 'halk' ile 'sanatçılar' bir aradalar.
Anadolu 'daki üniversitelerden heykelcilerin, ressamların, seramikçilerin, grafikerlerin
bu ilk 'ortak sergi' leri için özenle seçtikleri yapıtları, kervansarayın ağır
başlı duvarlarında 'tarihle çağdaş sanatı' da buluşturuyor.
Yıllarını adadığı Anadolu'da bu kez de 'Malatya'nın sevgilisi' haline gelen Azer
Bortaçina loş bir köşede kitaplarını imzalarken kürsüdeki şair Kul Vahap da 70
yaşını geride bırakmanın 'dinç' liği içinde 'Sesleniyorum' adlı şiirini şöyle
noktalıyor:
''Eski Malatya'yla birleşme zamanı geldi;
Duamız şimdi budur ey Malatya şehri...''
Ayrılsalar da 'beraber'ler
Battalgazi , şimdi aralarında 'Hanımınçiftliği' beldesi olsa bile aslında 'eski'
Malatya... Kente 10 km. ya var, ya yok.
Geçmişin en görkemli dönemleri Battalgazi'de yaşanmış. Roma döneminden kalma
2000 yaşındaki kent surları burada. Malatya'nın adını yaşattığı antik 'Melita'
burası. İran'daki Selçuklu mimarisine ait 'dört eyvanlı' cami tipinin Anadolu'daki
tek örneği 'Malatya Ulu Camisi' de burada. Ve diğer Osmanlı yapılarıyla birlikte
17. yüzyılda kente armağan edilen Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı da.
Halkın bağımsız başkanı
Belediye Başkanı Selahattin Gürkan , bu zenginliğine rağmen yıllardır 'gözden
ırak' kalan Battalgazi'nin artık 'gönüllerden ırak' kalmaması için kolları sıvamış.
İlçe halkı, 'partili' başkanların hizmet yerine siyaset yapmalarından o kadar
bıkmış ki Gürkan 'ı 'bağımsız aday' lığa zorla ikna etmişler.
İş ve İşçi Bulma Kurumu Bölge Müdürü'yken gösterdiği çalışkanlıkla Battalgazi'yi
de 'kurtarması' için benzeri az görülür bir 'dayanışma' yaşanmış. 'Memur' geliriyle
siyaset yapma olanağı bulunmayan Gürkan'ın 'seçim kampanyası giderleri' ni de
ilçe halkı karşılamış.
'Halkın Başkanı' nın, eğitim düzeyi en düşük ilçede gerçekleştirdiği 'ilk' leri
arasında 'günlük gazeteleri' getirtmek de var.
Battalgazililerin 'tarih' lerinden de 'haberdar' olmaları içinse tüm eski eserlerin
yerlerini adlarıyla ve özet bilgileriyle gösteren büyük bir pano, kervansarayın
avlu girişine konulmuş.
Avludan geçerek 'çöplerden ve tozdan, topraktan temizlenmiş' anıtsal yapıya girdiğimizde
ise kapıda duran çocuklar yine bir 'ilk' olan 'Battalgazi'nin Tarihi Yapıları'
kitapçığını elimize veriyorlar. İlçedeki bu 'ilk' kültürel etkinliğin, aslında
bu içeriği ve bu anlamıyla ülkemizde de 'ilk' olduğunu Başkan Gürkan 'a söylediğimizde
ise 'en önemli sorun' unu şöyle özetliyor: ''Bağımsız olduğumdan kimse sahip çıkmıyor;
elimizden tutanımız yok...''
Başkan 'elimiz' derken belli ki aynı zamanda 'eşi' ni de kastediyor. Çünkü Hafize
Gürkan , hemen tüm çalışmalarda adeta 'başkan yardımcısı' gibi etkin ve özverili...
Bir de İnönü Üniversitesi 'nden gönüllüler... Tarihçi Göknur Göğebakan ve arkadaşları,
'Kervansaray Buluşması' nın da emektarlarıydılar.
Örnek bir kaymakam
Oysa, tarihimizin ve kültürümüzün 'partisi' yok... 'Anadolu uygarlıkları' , ne
sağcıların, ne solcuların, ne de liberallerin... Hepimizin ulusal gurur ve kimlik
kaynağı.
Ne var ki Türkiye'de hemen her hizmetin 'siyasi rant' için yapılması kamu yönetimine
de o denli bulaşmış ki Battalgazi'nin 'partisiz' başkanı hepimizin ortak mirasına
sahip çıkarken bile yalnız ve tek başına.
Bu nedenle, Kaymakam Mehmet Eriş 'in anlamlı ve cesaret verici desteği daha bir
değer kazanıyor. Etkinliklerin tasarlanmasından gerçekleşmesine kadar hemen her
aşamasında 'Başkan'la birlikte' olan Kaymakam, hemen tüm konuşmaları da eksiksiz
dinleyip tüm konuklarla ilgilenerek, yüreğimize su serpen bir 'kamu yöneticiliği'
örneği sergiliyor.
Üniversiteden beklenen
Başkan Gürkan, anlamlı bir çağrıyı da 'üniversite' lerimize yaptı: ''Bilim insanlarımızdan
sadece konuşma değil, katkı da bekliyoruz...'' Nitekim, sivil mimarlık şaheseri
'Poyraz Konağı' nda bu sözün 'gerekçesi' ni kavradık. Yöresel kerpiç mimarinin
en görkemli ve zarif örneğini oluşturan 95 yaşındaki konağın 105 yaşındaki sahibi
'Cumali Dede' , bizi yaşamakta olduğu 'harem' bölümünde karşılarken dedi ki; ''Bu
evin değerini bilenlerin kurtarması lazım...''
Aynı konağın 'selamlık' bölümünde eşiyle birlikte yaşayan 70'in üzerindeki 'Poyraz
Dayı' da (Mehmet Poyraz) şunları söyledi: ''Beton olsa 95 yıl dayanmazdı; şimdiki
mühendisler bu eve bakarak kerpici öğrensinler.''
Her iki görmüş geçirmiş Battalgazilinin bu dilekleri için en uygun çözümü ise
önceki yıl geldiğimizde Prof.Dr. Metin Sözen şöyle önermişti: ''Bu konak İnönü
Üniversitesi'nin geleneksel halk sanatları eğitimi ve kültür merkezi olarak yaşatılmalı.
Kuşaktan kuşağa Anadolu insanının yaratıcılığını anlatmalı.''
Ne var ki Belediye Başkanı gibi Poyraz Dayı da artık üniversiteden umudunu kesmiş.
''Bir ara geldiler, sonra kayboldular..'' diyor...
Belediyenin 'kentsever' zabıtası Abdullah Sığırcı ile havaalanına dönerken Malatya'ya
da uğradık. Tümüyle apartmanlaşan kentte geçmişten kalan sadece 14 özgün evden
5'ini oluşturan 'Beşkonaklar' ı yaşatmak için, onca projelere ve toplantılara
rağmen hala bir çalışma yok.
Öyle görünüyor ki Malatya'nın eski Malatya ile birleşmesine en çok 'yeni' sinin
ihtiyacı var... Yoksa yakında tümüyle 'tarihsiz' bir kent olacak ve kimliğini
anımsaması için 'kayısı' bile çaresiz kalacak.
Oktay EKİNCİ
Cumhuriyet