Türkiye'de gayrimenkul sektörü, nitelikli oyuncuların bulunduğu, pazar derinliği
olan ve gelişmelere açık bir sektördür. Gerek iş gücü ve insan kaynağı, gerekse
bilgi birikimi ve donanım ile önemli bir potansiyele sahip olan gayrimenkul sektörü,
Türkiye'nin bu alandaki her türlü ihtiyacını karşılayabilecek yeterlilikte. Bütün
bu altyapıya karşın, özellikle alt ve orta gelir seviyesine sahip tüketiciler
için konut arzı, konut açığını kapatabilecek seviyede değildir. Ülkemizde birçok
sebepten dolayı büyük bir konut açığı bulunmaktadır. Sebeplerden bazılarını nüfus
artışı, kırsal alandan kente göç, gelir seviyesine paralel olarak konut niteliklerindeki
beklentilerin artması olarak sayabiliriz. Ayrıca, depremden zarar gören, eskiyen
veya şartnamelere uygun yapılmayan evlerin yenilenme ihtiyacı da, konut talebinin
hızla artmasının diğer nedenleridir. GYODER tarafından hazırlanan araştırma raporu
ortaya koyuyor ki, ülkemizde her yıl ortalama 600.000 adet yeni konut ihtiyacı
oluşuyor ve bu ihtiyaç önümüzdeki 15 yıl boyunca her yıl oluşacak. Yapılan araştırmalara
göre bu 600.000 ihtiyaç sahibi ailenin yalnızca yüzde 20'lik bir kısmı, kredi
taksitlerini ödeyebilecek ve konut satın alabilecek maddi güce sahiptir. Geriye
kalan kesim ise, konut ihtiyacını karşılayamamakta ve bu durum; kaçak yapılaşma
ve kentsel problemler gibi birçok sorunu beraberinde getirmektedir.
'Destek, fiyatı düşürür'
Yukarıda sözünü ettiğim gibi, gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren firmalar,
bu konut talebini karşılayacak yeterli donanıma sahiptir. Ancak bunun için, özel
sektör firmalarına üretim desteği kapsamında bir takım teşviklerin sağlanması
gerekmektedir. Bu teşvikler arasında; arsa payından ve inşaat/malzeme işçiliğinden
alınan KDV oranının düşürülmesi, ruhsat, iskan gibi harçlarda bir takım indirimlere
gidilmesi, bu tip projelerin satış sözleşmesinden damga vergisi alınmaması gibi
maddeler olabilir. Bunun gibi desteklerin sağlanması ile projenin satış fiyatı
düşecektir. Diğer taraftan, kamu ile yapılabilecek farklı ortaklıklar ve iş yapım
modelleri de, özel sektör firmalarının orta ve alt gelir düzeyindeki tüketicilere
yönelik, uygun fiyatlı konut projelerinin hayata geçirilmesine ve dolayısıyla
konut açığının hızla giderilmesine zemin hazırlayacaktır. Örneğin, arsanın ve
altyapının kamu tarafından tedariği gibi. Konut ediniminin kolaylaştığı bir ortamda,
konut piyasasının büyümesi de ivme kazanacaktır. Konut sektörünün alt sektörlerle
beraber Türkiye ekonomisine katkısı, yüzde 30 oranındadır. Bu durum göz önüne
alındığında, sektörün büyümesinin, istihdamı arttıracağı da bir gerçektir. Ayrıca,
orta ve alt gelir grubuna ait tüketicilerin yasal konut alımı gerçekleştirmesinin
kolaylaştığı bir ortamda, yasadışı yapılaşmanın da önüne geçilecek ve ülkemizde
şehir planlama adına büyük yol kat edilecektir. İmarlı, mülkiyet problemi bulunmayan,
nitelikli ve yeterli büyüklükteki arsa tedariği ihtiyacı, gayrimenkul sektörünün
gelişmesi açısından büyük önem taşıyan diğer bir konudur. Çünkü; nitelikli arsa
üretimi, konut üretimini destekleyecek önemli unsurların başında geliyor. Gündemde
olan kentsel dönüşüm çalışmaları, nitelikli arazi tedariği sorununun giderilmesini
destekleyecek bir oluşumdur. Yasası hazırlanma aşamasında olmakla beraber, "dönüşüm"
projelerinde şu aşamada özel sektörün aktif olmasını beklemiyoruz. Fakat, ilerleyen
dönemlerde bu projelerin kamu ve özel sektör işbirliği ile gerçekleşeceğini öngörüyoruz.
Bununla birlikte konut sektöründe karşılaşılan bazı sorunların, sektörün büyümesinin
sürdürülebilir kılınması açısından öncelikli olarak ele alınması gerekmektedir.
Bu sorunların ana başlıkları; kaçak yapılaşma, konut politikalarındaki boşluklar,
yasal ve uygulamaya yönelik sorunlar, vergisel sorunlar, kredi uygulamalarında
karşılaşılan sorunlar, alt yapı sorunları, mali sorunlar, risklerin yönetimi ve
imalat kalitesi sorunları şeklinde sıralanabilir. Bu sorunların, ilgili birimler
tarafından öncelikli olarak ele alınması gerekmektedir.
'Verimlilik sürekliliktir'
Gayrimenkul sektörünün ilerlemesine hız kazandıracak farklı bir unsur ise, kalite
olgusuna verilen önemdir. Kurumsal yapılanması içerisinde toplam kalite yönetimi
ilkesini benimseyen gayrimenkul firmaları ve tedarikçiler, çalışmalarında verimlilik
ve müşteri memnuniyetinde süreklilik elde edeceklerdir. Yönetim sistemleri, iş
süreçleri, hizmet yapısı gibi konularda kalite standartları çerçevesinde düzenlemelerde
bulunan firma sayısının artmasına paralel olarak, inşaat sektöründeki iyileşmeler
de hız kazanacak, sürdürülebilir gelişme sağlanacaktır.
Sabah Emlak
Emre ÇAMLIBEL