Dilimizde çok bilinen bir deyiş vardır; “dünyada mekan, ahiret de iman” diye..
Mekandan kasıt insanların başını sokacakları bir ev sahibi olabilmeleridir. Biz
ahiret işini din adamlarına bırakıp, 2006 yılının ilk yarısında çıkarılması düşünülen
konut finansman sistemine ilişkin yasa tasarısı ve bunun uygulanabilirliliği hakkındaki
görüşlerimizi belirtmeye çalışalım.
Yurtdışında ve ilginçtir halkımızca da ''mortgage'' olarak bilinen konut finansman
sistemi, özü itibariyle kişilerin konut alımlarını uzun vadeli, kira öder gibi
düşük tutarlı aylık taksitlerle gerçekleştirmesini sağlayan bir modeldir.
Bu modelin etkin çalışmasının olmazsa olmaz koşulu, ekonominin istikrara kavuşmasıdır.
Ekonominin istikrara kavuşması da yeterli olmayıp, istikrarın ileriki dönemde
de korunup, daha iyiye gideceğinin sinyalinin verilmesidir. Zira, bireylerin ortalama
10 yıl vadeli borçlanma işine girdiği düşünülürse, kısa süreli bahar havasının
konut finansman sisteminde istenilen hacmin sağlanmasına katkısının yetersiz olacağı
açıktır.
Ruhsat şart
Sistemde etkinliği sağlamanın ikinci koşulu; ticarete konu olacak konutların
imarının ve inşaat ruhsatının olması gerekliliğidir. Kısacası ipotek alınacak
gayrimenkullerin tapusu olmalıdır. Çünkü, konut finansman modelinde her işlem
kayıtlı ekonominin kuralları çerçevesinde işler.
Üçüncü koşul, alım satıma konu olacak taşınmazların değer tespitinin (ekspertiz
işlemi) sağlıklı yapılması şartıdır. Doğru değer tespiti, kredilendirme ve kredinin
sorunlu hale gelmesi durumunda borcun kapatılması sürecinde önemli işleve sahiptir.
Konut finansman sisteminin etkinliğinin sağlanması için dördüncü madde, ipotek
teminatlı olarak kredilendirilen konut alımlarının borçlularının ödeme güçlüğüne
düştüğü zaman, ipotekli taşınmazların nakte çevrilip borcun kapatılması sırasındaki
hukuksal sürecin kısalığı önemlidir. Süre uzadıkça kaynak sağlayıcısı olan finansal
kurum açısından maliyet artmakta, hatta teminatın alacağı karşılamama riski dahi
ortaya çıkmaktadır.
Peki bankaların durumu ne olacak? Ortalama 10 yıl vadeli konut kredisi alacağını
bünyesinde taşıyan banka ne yapacak? İşte bu aşamada beşinci koşul devreye giriyor.
Finans kuruluşları, konut kredisi alacaklarını menkul kıymetleştirerek, bu uzun
vadeli alacaklarının likiditesini sağlamış olmalılar. Bunun için de mevcut tasarıda
iki kolaylık var. Birincisi, finans kuruluşlarının yurt içi ve yurt dışında ihraç
ettikleri her türlü sermaye piyasası aracının geri ödemelerinin 400 milyon YTL’ye
kadar olan kısmı Hazine garantisi altında olacaktır. İkincisi de, vergi kanunlarında
yapılan değişikliklerle, sistemin tümü üzerindeki maliyetlerin azaltılması ve
vergisel teşviklerle desteklenmesi amaçlanmıştır.
Planlı kentleşmeyi teşvik
Konut finansman sisteminin yasalaşıp, yürürlüğe girmesi ile birlikte, bugünden
yarına, elbette hayat güllük gülüstanlık olmayacak. Ancak bu sistem, mevcut kayıtdışılıkla
mücadelede önemli bir faktör olacaktır. Yasal yapılaşmayı teşvik edip, nitelikli
konut üretimini ve planlı kentleşmeyi özendirecektir. Konut alım satımından doğan
vergi kaybını azaltacaktır. Konut sahipliğinin artırılmasının sağlayacağı sosyal
etkilerle birlikte insanların var olan düzenle bağları güçlendirilecektir. İnşaat
sektörünün canlanıp, beraberinde pek çok alt sektörü tetiklemesi istihdam yaratacaktır.
Uzun vadeli ipotekli sermaye piyasası araçlarının işlem görmesi, vadeli işlem
piyasalarının canlanmasından tutalım da emeklilik fonlarının gereksinim duyduğu
uzun vadeli yatırım araçlarının sağlanmasına katkıda bulunacaktır.
Bankaların kullandırdıkları konut kredilerinin gayri safi milli hasılamıza oranı
son dönemde yüzde 1’e ancak gelirken, bu oran Avrupa Birliği üyesi ülkeler ortalamasında
yüzde 43, Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzde 53’tür. Yasa’nın çıkmasının ardından
ilk dönemde üst gelir grubunun konut finansman sistemine yöneleceğini tahmin ediyoruz.
Buna karşın uzun dönemde bir düş olarak karşımıza çıkan konut sahibi olmak sevdası,
gerçeğe dönüşebilecektir. Böylece insanlarımız da dünyada mekan sahibi olabilecektir.
Yalçın TECİMER - Bankacı
Referans Gazetesi