Türkiye Bankaları Birliği (TBB) Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince,
risklerin hesaplanması, yönetilmesi ve denetlenmesi açısından bazı iyileştirmelere
gereksinim olduğunu belirterek, "AB düzenlemelerinde olduğu gibi konut kredileri,
tüketici kredileri tanımından çıkarılmalıdır" dedi.
Özince, 11'inci Orta Avrupa İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler Konferansında yaptığı
konuşmada, Uluslararası Finans Enstitüsünün tahminlerine göre 2007 yılında özel
sektörden özel sektöre sermaye hareketinin 600 milyar dolar düzeyinde olduğuna
dikkati çekti.
Ekonomik faydalarına rağmen uluslararası deneyimlerin, birçok gelişmekte olan
ülkede ipotekli menkul kıymetlerin oluşturulmasının önünde önemli engellerin bulunduğunu
gösterdiğine dikkati çeken Özince, konut finansmanı sağlayan kuruluşların, kaynak
kısıtına, yüksek düzeyde kredi riskine, likidite riskine, kur ve faiz oranı riskine
maruz kaldıkları için, konut finansmanı maliyetinin gelişmiş ülkelere göre yüksek
olduğunu kaydetti.
Ersin Özince, bu açıdan bakıldığında Türkiye konut finansman sisteminin daha
etkin şekilde işlemesine yönelik gerçekleştirilen çalışmaların başarıya ulaşması
ve mevcut kredi potansiyelinin değerlendirilerek büyümenin finansmanında daha
etkin kullanılması açısından değinmek istediği hususları şöyle sıraladı:
"Türkiye'de henüz kaynaklar pahalı, vadeler kısadır. Finansal sektörün faaliyetine
ilişkin düzenlemeler ve uygulamalar, Türkiye'de yerleşik kurumların uluslararası
rakipleri ile rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemektedir. Bazı düzenlemelerde
uyum sağlanmaya çalışılırken, diğer düzenlemelerin eskisi gibi korunması ve tercihe
bırakılması, rekabetimizi olumsuz etkilemektedir. Risklerin hesaplanması, yönetilmesi
ve denetlenmesi açısından bazı iyileştirmelere gereksinim vardır. AB düzenlemelerinde
olduğu gibi konut kredileri tüketici kredileri tanımından çıkarılmalıdır. Bankaların
ayıplı maldan ve malın hiç teslim edilmemesi veya geç teslim edilmesinden kaynaklanan
sorumluluğu sınırlandırılmalıdır.
Konut kredilerinde, konut sigortası, hayat sigortası ve DASK poliçeleri kredinin
ayılmaz parçasıdır, bu tür sigortalar zorunlu hale getirilmelidir. Değişken faiz
uygulamasında sadece enflasyona endekslemeye değil, döviz ve kısa vadeli faize
endekslemeye de izin verilmelidir."
Türkiye'deki konut kredilerinin gayrisafi milli hasılaya oranının AB ülkeleri
ile kıyaslandığında çok düşük olduğunu hatırlatan Özince, bu durumun aynı zamanda
ülkedeki büyüme potansiyelini de açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Bu potansiyelin
sadece Türkiye için değil bölge için de çok önemli fırsatlar sunduğunu dile getiren
Özince, Türkiye Bankalar Birliği olarak kısa bir süre önce tamamladıkları ve yakın
zamanda hükümete ve kamuoyuna sunacakları bir proje hazırlattıklarını, bu projenin,
İstanbul'un bölgesinde uluslararası bir finans merkezi olmasına ilişkin değerlendirmeleri
içerdiğini kaydetti.
Özince, "Proje sonuçları, İstanbul'un ciddi bir aday olduğunu ortaya koymaktadır"
dedi.
Dünya Gazetesi