T-Bank Genel Müdürü Dinçer Alpman ile ekonomideki gelişmeleri, bankacılık sektörünü
ve bankanın gelecek stratejilerini konuştuk.
- T-Bank nasıl kuruldu?
T-Bank, eski MNG Bank. 2006 yılının sonunda MNG Bank 160 milyon dolara Türkiye'deki
en büyük yabancı yatırımcı olan Türk Telekom'un sahibi Hariri Grubu'na satıldı.
2007 ocak ayında izinler alındı ve MNG ismi eski ortağın baş harfleri olduğu için
zorunlu bir isim değişikliğine gidildi. 2007 Nisan ayında Turkland Bank, kısa
ismiyle de T-Bank olarak faaliyete geçtik.
- Geçen sürede ne kadar büyüdünüz?
T-Bank, Türk Telekom'un sahibi Hariri Grubu'nun Türkiye'deki bankası. MNG Bank'ı
2006 yılında satın alan ve ismini Turkland Bank, kısa adıyla T-Bank olarak değiştiren
Eren GÜLER YAZIYORHariri grubu, bankaya önemli yatırımlar yapıyor. 2009 sonuna
kadar şube sayısını ve istihdamını ikiye katlayacak olan grup, özellikle kurumsal
bankacılık ve KOBİ'ler üzerinde yoğunlaşacak.
Geçtiğimiz yıl Denizbank'tan transfer olarak T-Bank'ın Genel Müdürlüğü'ne gelen
deneyimli bankacı Dinçer Alpman ile hem ekonomideki gelişmeleri hem de bankanın
gelecek stratejilerini konuştuk. Röportaj üç gün boyunca devam edecek. O tarihte
9 şube ve 35 milyon YTL ödenmiş sermaye vardı. Şimdi ise 25 şubeye geldik ve üç
sermaye artırımının ardından ödenmiş sermayemiz 170 milyon YTL'ye çıktı. Dolayısıyla
organik olarak hızlı bir büyüme atağı gerçekleştirdik.
- Büyümede ağırlık verdiğiniz bir taraf var mı?
Ağırlıklı olarak iki iş kolunda büyüyoruz. İlki kurumsal büyüme diğeri de KOBİ
tarafı. Ama bizim KOBİ tanımımız piyasaya göre biraz daha büyükleri kapsıyor.
Cirosu 2 milyon YTL ile 10 milyon YTL arasında olan firmaları hedefliyoruz. Yani
yaklaşık 500 bin şirket bizim hedeflerimiz içerisine giriyor.
- Bankanın sermaye yapısı nasıl?
Bankanın yüzde 50'si Arap Bank'a, yüzde 41'i Bank Med'e ait. Bank Med, Hariri
ailesinin bankası. Aynı aile Arap Bank'ın da yüzde 20'sine sahip. Dolayısıyla
T-Bank'ın en büyük ortağı Hariri ailesi oluyor. Bankanın yüzde 9 hissesi ise MNG'de
bulunuyor.
- Arap Bank nasıl bir banka?
Arap Bank Ortadoğu'nun en büyük bankalarından biri. Dünyanın hemen hemen her
yerinde de faaliyet gösteriyor. Ama en büyük faaliyet alanı Ortadoğu. Onların
varlığı bize dış sendikasyonlarda, ratinglerde büyük avantaj sağlıyor.
- Bank Med?
Bank Med Lübnan bankası. Lübnan haricinde sadece İsviçre ve Fransa'da iştirakleri
var.
- Sektördeki hedefiniz nedir?
" Ticaretin ve sanayinin döndüğü şehirlerde bulunacağız. Bizim amacımız bu. "
İlk hedefimiz 2009 sonunda 45-50 şubeye ulaşmak. Ama bu şubeler tamamen kurumsal
ticari ve KOBi bankacılığı üzerine odaklı büyük şubeler olacak. Şu anda biz kitlesel
bireysel bankacılıkla çok uğraşmıyoruz. Bizim şubelerimiz diğer bankaların şubeleri
ile fazla benzeşmiyor. Onlar 8-9 kişilik, daha çok tüketici ihtiyaçlarına yönelik
şubeler oluşturuyor, biz ise 15-20 kişilik büyük, sanayi ve ticari merkezlerde
faaliyet gösteren ve ağırlıklı olarak ticaretin finansmanı, orta vadeli krediler,
yatırım kredileri ile ilgilenen şubeler oluşturuyoruz. Ticaretin ve sanayinin
döndüğü şehirlerde bulunacağız. Bizim amacımız bu.
- Yeni eleman alımı yapacak mısınız?
Biz 220 kişi ile işe başladık, şu anda 550 kişi olduk. Eğer 25 şube daha açarsak,
toplam sayımız 1000'e ulaşacak.
- Mevduat topluyor musunuz?
Mevduat da topluyoruz, her türlü bankacılığı yapıyoruz ama mevduat şu anda pahalı
bir kaynak. Yurtdışı finansmana daha fazla ağırlık veriyoruz.
- Organik büyümenin yanında satın alma planınız da var mı?
" Eğer 25 şube daha açarsak, çalışan sayımız 1000 kişiye ulaşacak. " O tür bir
fırsat çıkarsa bakarız. Ama şu anda öyle bir düşüncemiz yok, zaten satılık birşey
de yok. Ama o her zaman bir opsiyondur. Bir kurum satılığa çıkarsa biz de bakarız,
gerek sermayedarların gerek bankanın stratejilerine uygunsa değerlendiririz.
- Kredi verirken herhangi bir sektör tercihiniz var mı?
Biz mümkün olduğu kadar üretim yapan firmaları tercih ediyoruz. Ticaret ve hizmet
sektörü ile uğraşan firmalara da kredi veriyoruz ama üretim yapanlar tercihimiz.
- Uzak durduğunuz sektörler var mı?
Evet var. Mesela tekstil. Şu anda çok seçiciyiz. Gıdadaki bazı alt sektörlere
ve inşaat sektörüne karşı da dikatliyiz.
- İnşaata niye uzak duruyorsunuz?
" Tekstil ve inşaata kredi verirken çok seçici davranıyoruz. İnşaat 2005-2006'da
hem konjonktür, hem faizlerin düşmesi hem de mortgage yasasının biraz da farklı
olarak kamuoyuna pompalanması ile patlama yaptı.
Maketlerin üzerinden binlerce ev satıldı. Ama bize göre şu anda sektörün ciddi
bir satış problemi var. Hani finansmanını sağlanmış firmaların bir sıkıntısı yok
ama finansmanını daha önceden garanti etmeyen firmaların, bir de demir ve çimento
fiyatlarındaki artıştan dolayı hesaplarında şaşma var diye düşünüyorum.
- Bu durum sürer mi?
Bence sürer. Çünkü bugünden yarına bir beklenti yok, üstelik faizler de artıyor.
İnşaatın patlamasının önemli bir nedeni faizlerin aylık yüzde 1'e kadar düşmesiydi.
Şimdi ise aylık yüzde 1.6-1.7'lere çıktı.
Gayrimenkulde kısa vadede bir toparlanma ihtimali görmüyorum.
- O zaman siz konut fiyatlarında durgunluğun sürmesini bekliyorsunuz...
Evet. Seçilmiş çok özel projeleri bir kenara koyarsak gayrimenkul sektöründe
ciddi bir satış problemi var...
- Nasıl aşılır?
Gayrimenkulde kısa vadede bir toparlanma ihtimali görmüyorum. Faizlerin tekrar
gerilemesine bağlı. Bu sene içinde bir düşüş beklemiyorum. Ama burada dış piyasalar
da önemli. Bir kere maliyetler çok ciddi artıyor. Demir ve çimento son üç ayda
çok hızlı arttı. O yüzden sıkışıklık devam edecek...
- Tekstilde problem nedir?
Tekstil çok ciddi bir problem. Hem tekstille uğraşanlar açısından hem de ülke
açısından problem. Çünkü tekstil bir yandan da en büyük istihdamı sağlayan sektörlerden
biri. Ben burayı çok sıkıntılı görüyorum.
Biz AB'ye kapıları açtık da Çin'e niye kapıları açtık, bir bankacı olarak anlam
veremiyorum... İhraç amaçlı Çin mamulleri gelebilirdi ama bakıyorsunuz sizin hiç
alakasız sektörleriniz patır patır gidiyor. Bence Çin'e karşı antidamping uygulanmak
zorunda. Yoksa Türkiye'de sanayi filan kalmayacak.
- Özel olarak önem verdiğiniz bir sektör var mı?
Gemicilik sektörü ile ayrıca ilgileniyoruz. Bayağı bir iş yapıyoruz onlarla.
Yavaş yavaş sıfırdan bir gemiyi finanse etme gibi çalışmalarımız var. Bizce o
sektör iyi gidiyor. Türkiye artık dünyadaki en büyük tersanelerden biri haline
geldi. Neredeyse 3 vardiya 24 saat çalışılıyor. Yapısal bazı problemler var ama
bunlar çözülebilir. Zaten kazaların geneli de eğitimsizlik nedeni ile oluyor.
Bakıyorsunuz baret takmammış, kask takmamış filan. Çok basit eğitimlerle çözülecek
problemler bunlar.
YARIN: Türkiye'de banka alan bazı yabancılar neden pişman oldu? Mortgage krizini
neden kimse öngöremedi? Elinde parası olan ne yapmalı? Bankacılıkta yabancı sermayenin
bir sınırı olmalı mı? İçerideki siyasi gelişmeler yabancılar üzerinde etkili oluyor
mu?