Üye Girişi
Kullanıcı Adı 
Parola
Üye Ol Şifremi Unuttum
| inşaat sektörü inşaat ihaleleri inşaat malzemeleri inşaat haberleri Dekorasyon fuar seminer tüm hepsi inşaat dergisinde  | Sizde İnşaat Dergisine Reklam vererek firmanızı tüm Dünyaya tanıtabilir, Ürünlerinizi satabilirsiniz.İnşaat Sektörünün kalbi bu sitede atıyor  |
        
      Aksesuar (146)
      Aydınlatma (364)
      Bahçe (325)
      Beyaz Eşya (198)
      Bizden Haberler (37)
      Cephe (130)
      Çevre Düzenleme (422)
      Dekorasyon (764)
      Duyuru (2245)
      Elektronik (478)
      Faydalı Bilgi (184)
      Fuar Seminer (695)
      Güvenlik Sistemleri (58)
      Havuz (45)
      ihaleler (5270)
      inşaat (2536)
      izolasyon Yalıtım (138)
      Kampanyalar (53)
      Kapı Otomatik Kapı (90)
      Konut (1134)
      Mekan (281)
      Mimari (528)
      Mobilya (466)
      Mutfak (197)
      Önemli Bilgiler (241)
      Perde (100)
      Plastik Alüminyum (67)
      Tekstil (163)
      Vitrifiye (387)
      Yapı Malzemeleri (269)
      Zemin (191)
      Züccaciye (264)
Haber Ara
 
İnşaat Dergisi
inşaat malzemeleri
inşaat malzemeleri


Granit
Granit


İnşaat Haberleri
İnşaat Haberleri


inşaat ihaleleri
inşaat ihaleleri


İnşaat Sektörünün Kalbi
İnşaat Sektörünün Kalbi

Bu Alana Reklam
Verin!

 


web tracker

sitemap-1
sitemap-2
sitemap-3
sitemap-4



Add to Google

 Mimari > 25-11-2007 Küçük, şirin kasaba
yazıyı 12 punto yap yazıyı 14 punto yap yazıyı 16 punto yap yazıyı 18 punto yap
    
 Bizans'tan Osmanlı'ya birçok medeniyetin yerleşim merkezi olan, 600 yıllık çarşısı ve 3 bini aşkın tarihi konağıyla Beypazarı, Anadolu'nun en güzel kasabalarından biri.
     
Bir kasaba yeniden doğdu
  Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı'nın gözde yerleşim yeri Beypazarı, restore edilip tarihi görünümüne kavuşturulan evleriyle bugün de Anadolu'nun en şirin kasabalarından biri.
     
     Ankara'nın kuzeydoğusunda bulunan Beypazarı, küllerinden yeniden doğuyor... Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde gözde bir yerleşim yeri; İpek Yolu üzerinde bir kent ve doğal güzellikleriyle sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı çağları aşan bir kültürün merkezi. Tarihte ilk defa Beypazarı'nda yaşadıkları bilinen Luwi'ler 'Lagania', yani 'Kaya Doruğu Ülkesi' ismini vermişler bu bölgeye. Bu kelime Beypazarı'nın konumunu da ifade ediyor. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de çevre kentlerin ilgi odağı olan Beypazarı'nda panayır kurulur, halk alışveriş amaçlı bu pazarlara gelip gidermiş. Osmanlı'ya kadar devam eden bu panayırın Beypazarı isminin de kaynağı olduğu belirtiliyor.
     
En eski ev 700 yıllık
  Verimli tarım alanları, doğal su kaynaklarının zenginliği, sarp yamaçlı tepelerle çevrelenmiş korunaklı bir konumda olması, Beypazarı'na tarih boyunca önem verilmesini sağladı. İpek Yolu'nun da buradan geçmesi, eşsiz güzellikteki bu kenti daha önemli hale getirdi. Bu tarihi ve coğrafi değerine karşın, Beypazarı 20'inci yüzyılın ikinci yarısından itibaren ekonomik nedenlerle neredeyse unutulmaya yüz tutmuştu.
     
     Sürekli ülke içi göç veren Beypazarı, son yıllarda yeniden doğdu. Son dönemde bu bölgede açılan işletmeler, işsizliğin azalmasını sağlarken, bölgenin de yeniden gündeme gelmesine katkıda bulundu. Beypazarı yöneticileri de bu fırsatı iyi değerlendirerek, düzenledikleri festival ve tanıtım organizasyonlarıyla ilçeyi yeniden eski şaşalı günlerine taşıma yolunda, önemli adımlar attılar.
     
     Evliya Çelebi'nin Seyahatname isimli ünlü eserinde anlattığı, 'Cumbalı, üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan iki üç katlı, beyaz badanalı' Beypazarı evlerinin bir bölümü Ciner Grubu tarafından restore ettirilerek, yok olup gitmekten kurtarıldı. Restore edilen evlere ek olarak diğer evlerin de restorasyonu sürdürülüyor. İskeleti ahşap olan bu evlerin tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmış dış görünüşü, başta fotoğraf sanatçıları olmak üzere turistlerin de gözdesi. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü malzemeyle yapılan Beypazarı evlerinin tavan arası ve zemini taştan, diğer bütün bölümleri ahşaptan. Girişlerinde büyük demirkapılı mahzenleri olan evlerin en eskisi 13'üncü yüzyıla ait.
    


Açık Hava Müzesi olacak
  Osmanlı mimarisi tarzında inşaa edilmiş tarihi evlerin ortasında bulunan Beypazarı Çarşısı ise 600 yıllık. Bu bölgede faaliyet gösteren zanaatkarları ve saray mutfağı tarzındaki yemekleriyle de Türk kültürünün tüm inceliklerini halen yaşatılıyor. Bu pazarda 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ya da cevizli sucuk bulmak mümkün.
    

     Beş yıl önce Beypazarı'nı dünyada eşi benzeri görülmemiş bir açık hava müzesi haline getirmek için harekete geçen belediye, hatırı sayılır bir yol kat etti. BEYAP Projesi kapsamında, Beypazarı'nda bulunan 3 bin 500 konaktan 550'sinin restorasyonu tamamlandı ve kullanıma açıldı. Halen devam eden projenin tamamlanması için çeşitli kurum ve kuruluşlar da destek veriyor.
     
     Sponsorların desteğinin çok önemli olduğunu belirten Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Şu an Beypazarı'nda aslına uygun olarak restore edilip tamamlanmış toplam 30 sokak var. Hedefimiz bu çalışmanın kalan 3 bin konak için de uygulanması. Geleneksel yapıyı bozmadan korumaya çalışıyoruz. Hâlâ ekmekler bu konakların altında bulunan fırınlarda pişiriliyor," diyor.
     
Hedef, yılda 1 milyon turist
  Tarihle, doğal güzelliğin iç içe olduğu, yaşayan müze olma çabasındaki Beypazarı'ndan yükselen ses yankı buluyor. Tamamı tescilli, yöreye özgü 80 katlı baklava, etli güveç, Beypazarı Kurusu, mumbar, tatlı sucuk, havuç lokumu gibi lezzetleri, ilçe dışına da satılan Beypazarı'na artık yabancı turistler de geliyor.
     
     Her yıl Japon Kültür Merkezi ile ortak olarak ilçe festivali kapsamında gösteriler gerçekleştiriliyor, Japon turistler bölgeye akın ediyor. Çevre illerden gelen yerli turistlerin yanı sıra, önümüzdeki beş yıl için kendilerine bir hedef koyduklarını kaydeden Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Bizim amacımız beş yıl içinde 1 milyon turiste ulaşmak. Şimdiden bunun gerçek olabileceği sinyallerini alıyoruz. Dünyaya açılırken kendi kültürümüzü de olduğu gibi korumak istedik. İşyerlerimizin isminin Türkçe olması bunun en güzel örneği. Buradaki doğal ve kültürel ortamı bozmadan, dünya turistini buraya çekeceğiz," diyor.
     


Kaynak: Sabah
 
Haberin Okunma Sayısı : 180
Bu Haberi; Kaydet   Yazdır   Yolla  
 Rastgele 10 Haber
  • Karaca'dan yeni çatal bıçak takımı
  • Tarihi Niğde Evleri Koruma Altında
  • Yabancının Mülk Alımına Sınır
  • Kayseri Talas-Ağırnas Buluşması'nın Son Günü: "AĞIRNAS"
  • Yeşilova Grubu'ndan Alüminyum Paneli
  • ABD’de 55 Bin Dolara Ev Satılıyor
  • Alüminyum ürünlerine %1,5 - 3,4 oranında zam yapıldı
  • TURYAP, TMSF'nin 158 Adet Gayrimenkulünü Açık Artırma ile Satacak
  • YOZGAT FEN LİSESİ İNŞAATI HIZLA DEVAM EDİYOR
  • Pabetland Kış koleksiyonu...
  • Sitemizde kayıtlı 18467 adet haber, 2249 adet kategori bulunmaktadır.
    Başa Dön Başa Dön

    | Beyaz Eşya | Tekstil | Güvenlik Sistemleri | Havuz | Faydalı Bilgi | Yapı Malzemeleri | Kapı Otomatik Kapı |
    | Duyuru | Plastik Alüminyum | ihaleler | Kampanyalar | Mekan | Vitrifiye | Fuar Seminer |
    | Mutfak | Cephe | izolasyon Yalıtım | Konut | Bizden Haberler | Önemli Bilgiler | Bahçe |
    | Elektronik | Mimari | Zemin | Züccaciye | inşaat | Çevre Düzenleme | Perde |
    | Mobilya | Aksesuar | Aydınlatma | Dekorasyon |


     Google