İstanbul 2010 yılında resmen Kültür Başkenti. Şimdiden bazı hazırlıklar yapılması
için hepimiz önerilerde bulunmalıyız. Devlet, hükümet, yerel yönetimler, sivil
toplum kuruluşları, üniversiteler, sanatçı, edebiyatçı dernekleri bu konuda rapor
sunmalıdır.
Frankfurt Kitap Fuarı’na gittiğimde Frankfurt bürosundaki arkadaşlarım, bana
çok işlevsel, kullanışlı, yerli ve yabancı herkes için yararlı, küçük bir broşür/kitapçık
rehber verdiler.
Adı; Edebiyatçıların Frankfurt’u. (Literarisches Frankfurt)
Rehber geniş bir anlayışla hazırlanmış. Sadece Frankfurt’ta doğanlar, burada
yaşayanlar yer almıyor bu rehberde. Bu kente gelenler, hatta buradan geçenler,
bir süre kalanlar, kısacası edebiyat, sanat, sinema tarihinde iz bırakanların
Frankfurt’la bağlantıları en asgari biçimde de olsa maddeleşmiş.
Kitabın sonuna bir de harita konulmuş. Görmek, ziyaret edebilmek için şart olan
bir harita.
Geniş bir alanda mesleğinin ünlülerini bu rehberden tanımak mümkün.Yer alan adlardan
bazılarını okursanız, sanırım bu rehber hakkında bir fikir edinebilirsiniz.
Adorno, Bertolt Brecht, Elias Canetti, Rainer Werner Fassbinder, Goethe, Heine,
Hölderlin, Schiller, Mann.
2010 yılında İstanbul’u ziyaret edecekler; yazarların, sanatçıların, başka alandaki
önemli adların bu kentle olan ilişkilerini, bu kentte doğanları, bu kentte çalışanları,
yaşayanları, eser verenleri, bu kenti anlatanları nasıl tanıyacaklar, nerede oturduklarını
nasıl bilecekler, hangi kahvede dostlarıyla buluştuklarını, hangi lokanta ve meyhanelerde
dostluklarını tazelediklerini, tartıştıklarını merak edenler bunun bilgisini nerede
bulacaklar?
İşte acı gerçek bu durumda karşımıza şunları çıkarıyor:
Birçok mekanın yok olduğunu, yıkıldığını, orada oturan, çalışan sanatçıların
adını yazmadığımızı, kayda geçirmediğimizi.
Geçenlerde bir kaynak göstererek Gutenberg’in evinin hala aynı adlı sokakta,
aynı numarada olduğunu yazmıştım.
Şimdi 2010 yılını hazırlayan kurul, buna benzer bir sanatçı haritası çıkarmalıdır,
yıkılmayan, satılmayan evlerin fotoğrafını çekmelidir.
Ressamların atölyelerini, konser salonlarında çalışanları da bu rehbere eklemelidir.
Günübirlik yaşamanın kültür tarihimiz için ne kadar kötü bir alışkanlık olduğunu
bu rehber gösteriyor.
Hürriyet Gazetesi