Çiftçinin belini büken, esnafa kepenk indirten kuraklık, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki
Türkiye'nin önemli barajlarındaki elektrik üretimini de tehlikeye soktu. Türkiye'nin
elektrik dinamosu olarak tanımlanan Atatürk Barajı tarihinin en düşük su seviyesinde.
Barajdaki su oranı Temmuz 2008 itibarıyla yüzde 25. Devegeçidi ve Göksu barajlarındaki
tablo da aynı. Su seviyesi bir iki puan daha düştüğünde barajlarda elektrik üretimi
yapılamayacak. Kalan su sadece sulama için kullanılacak.
Kuraklıkla barajlarda yaşanan su kaybı hükümeti de alarma geçirdi. Bölgedeki
yetkililer kuraklığın bu şekilde devam etmesi durumunda hükümetin barajı elektrik
üretiminde devre dışı bırakma yönünde karar aldığını belirtiyor. Yetkililer hükümetin
planını "Kuraklık devam ederse öncelik elektrik değil sulama olacak. Nasıl olsa
yeni hidroelektrik santrallar devreye girecek. Atatürk Barajı'nın da asıl görevi
sulama olur" üzerinden yaptığını ileri sürüyor. 1992'de tamamlanan Atatürk Barajı'nın
bugüne kadar küçük bir kısmı sulamaya kullanılıyordu. Barajın asıl görevi elektrik
üretmekti.
Göksu'da doluluk yüzde 30
Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 50'sini karşılayan GAP bölgesindeki
barajlarda doluluk oranı üretim sınırına inmiş durumda. Geçen yıl fazla doluluk
oranı nedeniyle su tahliyesi yapılan Diyarbakır Devegeçidi Barajı'nda su oranı
şu an yüzde 30. Aynı durum Atatürk Barajı içinde geçerli.
Devlet Su İşleri 15. Bölge Müdürlüğü Başkan Vekili Müslüm Gündüz'ün verdiği bilgiye
göre Atatürk Barajı'nın doluluk oranı 2008 Haziran'ında yüzde 35 seviyesindeyken,
temmuzda yüzde 25'e indi. Bu seviye temmuz 2007'de yüzde 54, temmuz 2006'da yüzde
62'ydi. Diyarbakır bölgesinin en büyük barajlarından Göksü Barajı'nda da durum
aynı. Su oranı geçen yaz yüzde 100 iken şu anda yüzde 30 seviyelerinde.
Kuraklığın bu şekilde devam etmesi durumunda bölgede elektrik üretimi riske girecek.
Çünkü yeterli su olmadığı için baraj dibindeki tepecikler ortaya çıkacak ve suyun
akışkanlığını kaybetmesi sonucu elektrik üretimi yapılmayacak hale gelecek. Hükümet
bu noktada elektrik üretimine devam etme veya bölgenin tüm ekonomik hayatını değiştirecek
sulama ile ilgili tercih yapmak zorunda kalacak. Hükümetin böyle bir durumda önceliği
sulamaya verme kararı aldığı belirtiliyor. Hükümetin önceliğinin dünyaya hakim
olan gıda krizi ve Türkiye'de yapımına başlanan yeni hidroelektrik santrallar
nedeniyle değiştiği ifade ediliyor.
Başbakan Yardımcı Nazım Ekren'in GAP projesine verdiği önem nedeniyle de bölgedeki
sulama kanallarından vazgeçilmeyeceğini ifade ediyor. Enerji Bakanlığı'nın geçen
hafta 61 hidroelektrik santral temeli ile başlattığı hidroelektrik baraj atağını
olası kötü senaryolara hazırlık olarak değerlendiriliyor.
GAP bölgesinde şimdiye kadar 9 baraj ve 5 hidroelektrik santralın inşası tamamlandı.
GAP tamamlandığında bölgede 22 baraj, 19 hidroelektrik santral bulunacak. GAP
bölgesinde devrede olan hidroelektrik santrallarda halen 20 milyar kilowatt saat
enerji üretiliyor.
19.5 milyar dolarlık GAP bile çaresiz kaldı
Güneydoğu Anadolu'yu pençesine alan kuraklığa 46 yıl önce temelleri atılan ve
tarımda çığır açacağı belirtilen GAP Projesi de çare olamadı. GAP'ta tamamlanmış
projeler şu an çözüm için yetersiz kalıyor. Bölge insanı ise GAP'ın meyvesini
toplayamadı. Eğitimsizlik yüzünden suya ulaşan topraklar tuzlandı, koordinasyon
sorunu nedeniyle bölge insanının ihtiyaçlarına öncelik verilemedi. Hedefler ise
tutturulamadı.
Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şırnak ve Şanlıurfa
illerini kapsayan GAP, Türkiye'nin doğusuyla batısı arasındaki uçurumu kapatacaktı.
Başlangıçta Fırat ve Dicle üzerindeki sulama ve hidroelektrik amaçlı projelerle
başlayan planlar gittikçe büyüyerek Türkiye'nin en büyük kalkınma hamlesine dönüştü.
Bu hamle sadece enerji üretimini değil sulamayı, kentsel altyapıyı, eğitimi ve
sağlık gibi sektörlere kadar uzanacaktı. Hatta yetkililere göre Türkiye'yi uluslararası
arenada markalaştıracak nitelikteydi.
Projenin anayasası GAP Master planında toplumsal kalkınma için her şey öngörülmüştü.
Toplam 22 baraj, 19 hidroelektrik santralı (HES) yapılacak ve 1.7 milyon hektar
alanın sulamaya açılacaktı. Bölgede kişi başına gelir yüzde 209 artacak, 3.8 milyon
kişiye istihdam olanağı sağlanacaktı. Gayri Safi Bölgesel Hasıla yüzde 445 oranında
artacaktı. Yılda 27 milyar kilovat saat hidroelektrik enerji üretimi öngörülüyordu.
Sulama hedefinin gerçekleşmesi durumunda ürün çeşitliği de sağlanacaktı. Buğday
üretiminde yüzde 104, arpada yüze 69, domateste yüzde 556, mercimekte yüzde 24,
sebze üretiminde de yüzde 80 artış yaşanması bekleniyordu. Ancak hedeflerin çok
küçük bir dilimi gerçekleşti. Sulama hedefinin sadece yüzde 15'i tutturulabildi.
Eğitim konusunda da planlananların yapılamayışı toprakları verimsizliğe iten bir
başlangıç oldu. Gelen suyla yapılan bilinçsiz sulama nedeniyle topraklar tuzlandı.
Çiftçinin kafası karıştı
Öte yandan tarım politikaları ile ilgili her kafadan çıkan farklı sesler de bugün
gelinen noktada önemli bir rol oynadı. Bölgede tarım faaliyetleri Güneydoğu Anadolu
Projesi Başkanlığı, Devlet Su işleri, Tarım İl Müdürlükeri ve İl Özel İdareleri
tarafından yürütülüyor. GAP yönetimi ise bölgede bu karmaşa da etkin olamıyor.
Bunun nedeninin de sorumluluğu çok olmasına rağmen GAP yönetiminin yetkilerinin
sınırlandırılmış olması gösteriliyor. Harran Üniversitesi'nin de çalışmaları var.
Her kurumun ayrı yürüttüğü çalışmalar ve projeler bulnuyor. Çalışmaların birçoğu
ise birbiri ile çakışıyor.
Urfa Ziraat Odası Başkanı Halil Ataş, bölgedeki kordinasyonsuzluğu şöyle anlatıyor:
"Biz zeytini ithal ederek milyonlarca dolar ödeyen bir ülkeyiz. 2005 yılında bölgede
zeytin üretimine başladık. Nizip zeytini daha iyidir dediler ve biz hemen bu zeytini
ektik. 2006' da Tarım İl Müdürü 'gemlik zeytini daha iyi, yağ oranı yüksek' dedi
ve Gemlik zeytini ekmeye başladık. 2007'de 'Urfa iklimi fazla sıcak yağlı zeytin
olmaz' dediler ve bu seferde tamamen sofralık zeytine döndük. Çiftçinin kafası
allak bullak."
Herşeye rağmen tek umut yine GAP
Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası aşkanı Mehmet Kaya ise gelinen noktayı ve
GAP'ın bugüne kadar çare olamayışı ile ilgili olarak ise şunları söylüyor: "Kuraklığın
da öncesi var. Bugüne kadar hükümetin ilgisizliği ve yıllardır süregelen ilgisizlik
nedeniyle zaten umutlar sönmüştü. Kuraklık işin ciddiyetini artırdı. Sorun çözmede
bir arpa boy yol alınmadı."
Kaya, artık sorunların çözümünde ciddi adımlar beklediklerini kaydediyor. Bölgedeki
acılara tek reçetenin GAP olduğunu söyleyen Kaya, "Güneydoğu'nun tek kurtuluş
ümidi GAP projesidir. Ortada hasta var. Şimdiye kadar bize serumu ağzımızdan verdiler.
Ama mayıs ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümet yetkilileri ile açıkladığı
yeni eylem planı "bu sefer farklı" dedirtiyor. Eylem planı çok olumlu. Öncelikler
doğru tespit edilmiş ama bu reçete doğru uygulanmak zorunda yoksa Güneydoğu kaybedilebilir"
diyor.
Su geldi ama Harran yanlış sulandı
Bölgede en büyük sorunlardan biride çiftçinin eğitisizliği. Harran ovası ise
bunun en büyük örneği. Şanlıurfa Ticaret Odası Başkanı İsmail Demirkol bölgedeki
herşeyin telafi edilebileceğini ifade ederek yanlış sulama ile tarım arazilerinin
çoraklaşmasından geri dönülemeyeceğinin altını çiziyor. "Yıllardır tarlasına hayvanı
ile su götüren çiftçi suyu görünce ne kadar su versem o kadar iyi diye düşündü"
diyor Demirkol 1976 da temeli atılan Atatürk Barajı'ndan beri şimdiye kadar yeterli
eğitimin verilmemesini büyük bir kayıp olarak değerlendiriyor. Çiftçiyi eğitme
görevinin önceden Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde olduğunu söyleyen Demirkol,
"Bu yetki İl Özel İdaresine verildi ama onlarda ödenek eksikliğinden bu hizmeti
yerine getiremiyorlar" açıklamasını yapıyor.