Zorlu Holding sponsorluğunda ve Dünya Mimarlık Birliği tarafından Mustafa Kemal
Merkezi'nde gerçekleşen 'Son Projeler' konferansları için ünlü 'eski toprak' mimarlar
Fumihiko Maki ve Charles Correa İstanbul'a geldi. Bu iki konferanslık organizasyonun
ilk gününde, Pritzker ödüllü Japon mimar Fumihiko Maki Türk mimar ve mimarlık
öğrencileriyle buluştu. Maki'nin 1996'dan başlayarak gerçekleşmiş, yapımına yeni
başlanmış veya yalnızca konsepti hazırlanmış tüm yeni projelerini sunduğu konferans
dizgesinin ikinci gününde ise Ağa Khan ve RIBA başta olmak üzere pek çok uluslararası
ödülün sahibi dünyaca ünlü Hint mimar Charles Correa vardı.
1928 doğumlu Fumihiko Maki, Tokyo ve Harvard Üniversiteleri'nde öğrenim gördü.
1965 yılında kurduğu 'Maki and Associates' şirketiyle pek çok sayıda mimari projeye
imza attı. 1993 yılında Pritzker Mimarlık Ödülü, Kentsel Tasarım Galler Prensliği
Ödülü ve 1999'da Japon Sanat Birliği Ödülü'ne layık görülen Maki'nin İstanbul
buluşmasında ele aldığı projeleri ise yeni dönem işleriydi. 1996 yılında projelendirdiği
Antik Uzimo Kenti Müzesi projesinin sunumuyla başlayan Maki, Nakatsu’daki Kaze
No Oka Krematoryumu, Washington Sam Fox Sanat Merkezi ve Hiroşima’da bulunan Mihara
Performans Sanatları Merkezi ile yeni tarihli işlerini sergiledi. Aynı zamanda
MIT Medya Sanat ve Bilimleri Binası ve Ismaili Cemiyeti Toplantı Binası gibi güncel
projelerini de ilgililere sunan Maki, Tokyo'da konumlanan ve yapımı tam tamına
30 sene sürerek mimarın kişisel rekorunu oluşturan Hillside Terrace projesiyle
de geçmişe yolculuk yaptı.
Tasarımlarındaki üst sınıf yalınlık ve mimari dilindeki tutarlılık ile bir jenerasyonun
idolü olan Fumihiko

Maki’nin yeni dönem projelerindeki arayışı farketmemek elde değil. Maki’nin
az yapılaşmış çevrelerde yoğun doğal doku ile inşa edilmiş çevre arasında sürekli
yeni bir denge keşfetmeye adanmış bir kariyeri olduğu söylenebilir. Mesleki yaklaşımını
şekillendiren ana kriterleri işlevsellik, dayanıklılık ve keyif olarak tanımlayan
Maki, peyzaj oyunları ile yapay – doğal fiziksellikleri harmanladığı yapılarında
teknolojinin sağladığı nimetlerden bolca faydalanmış. Son on yılda yalnızca bilgisayar
ortamında tasarım mecrasına dahil olmakla kalmayan Maki’nin masif cephelerinin
yerini giydirme cam cepheler, betonarme iskeletlerinin yerini uzay kafesler alıyor.
Dolayısıyla geometrik formlarla çok daha özgürce danseden bir Maki vardı karşımızda.
Konferansın ikinci gününde dinleyicilerle buluşan 1930 Haydarabad, Hindistan
doğumlu Charles Correa ise Michigan Üniversitesi ve MIT’de tamamladığı öğreniminin
akabinde, Bombay’da kurduğu mimarlık bürosunda mimarlık pratiğine başladı. RIBA,
UIA ve Aga Khan Mimarlık Ödülleri sahibi Correa geçmiş projeleri ile ilgili genel
bir bilgilendirmeyi takiben iklimlendirme ve konut, sergi ve müze mekanları olarak
sınıflandırdığı İran’da İsmaili Cemiyeti Merkezi, Dublin’de Bilinmeyen Merkezi,
MIT Beyin ve Sinir Bilimleri Merkezi gibi yeni dönem yapıları üzerinden mimarlık
yaklaşımlarını İstanbul’lularla paylaştı.
Kişinin köklerinin ait olduğu coğrafya dışında yapı tasarlamasını çok anlamlı
bulmadığını belirten Correa, mimarlık zannedildiğini gibi ‘hareket edebilir’ olmadığını
büyük çoğunluğu Hindistan’da gerçekleştirilmiş yakın tarihli projeleri üzerinden
örneklendirdi.
Süha Özkan'ın takdimiyle gerçekleşen etkinliklere ilgi çok yoğun olmamakla beraber
özellikle Correa konferansı mimarın akıcı sunumu, etkileyici görselleri ve dinamizmi
ile dinleyicilerin büyük beğenisini kazandı.
E. Seda Kayım