Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, yargı kararına rağmen işletmeye devam ettiği
için Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkûm ettiği Yatağan Termik Santralı'nın filtre
sisteminin ilk ünitesi, yıllar süren bekleyişin ardından çarşamba günü devreye
girdi. Ancak sadece iki gün faaliyette kalabildi.
Santralın temeli 9 yıl önce atılan üç üniteli baca gazı arıtma tesisinin (filtre)
tümünün 2007'nin ilk aylarında devreye alınması planlanıyordu. Yıllar süren bekleyişin
ardından sistemin tek ünitesi çarşamba günü devreye sokulabildi. Ancak DHA'nın
haberine göre, santraldaki buhar kazanlarından birinde meydana gelen sıkışma,
eko sistem borusunu patlatarak iki gün çalışabilen bu ünite ve ona bağlı arıtma
tesisini devre dışı bıraktı.
Yatağan Termik Santralı İşletme Müdürlüğü (YEAŞ) Genel Müdürü Nuri Şerifoğlu,
arızanın baca gazı arıtma tesisleri ile bir ilgisinin olmadığını belirterek, "Arıza
tamamen termik santral işletmesi ile ilgili. Sorun giderilince sistem tekrar devreye
sokulacak" dedi.
Zehire karşı örgüt kurdular
İlk ünitenin devreye girmesi öncesinde santralda yaptığımız incelemede, Yatağan
halkının, artık umudu kesmeye başladığı filtrelerin devreye girmesinden çok, 20
yıldır etkisi altında kaldığı zararların nasıl giderilebileceğini düşündüğünü
tespit ettik. 40 bin nüfuslu ilçede santralın kurulmasının ardından üst solunum
yolları hastalıkları ve kanserin arttığını belirten Yatağanlılar, seslerini duyurmak
amıcayla Yatağan Çevre Platformu adı altında örgütlendiler. Platform Sözcüsü Ziya
Alpözen, "Santralın Yatağanlıları hasta ettiği belli. Devlet verdiği sözleri tutmuyor"
dedi.
Kirlilik, kanser ve şişmanlık
Avukat Nuray Şahbudak, kardeşinin kanserden öldüğünü belirtirken, "İzmir 9 Eylül
Üniversitesi Onkoloji Bölümü'ne gittiğimizde 'Yatağan'dan mı geldiniz?' diye soruyorlar"
dedi.
Gökova'ya yerleşen radyolog Ayhan Özdemir, babasının kanserden öldüğünü söyleyerek,
"Düşük kalorili linyit kömürü kullanıldığı için uranyum tehlikesi var. Külleri
de çimento fabrikalarına veriyorlar. O çimentodan yapılan binalardan evlerimize
sürekli radyoaktif salınım söz konusu" diye konuştu. Pratisyen hekim Şevket Yanardağ
da, oksijenin yetersiz kalması nedeniyle şişmanlığın yaygınlaştığını söyledi.
20 kişi astım hastası oldu
Santraldaki muayenehanesinde görüştüğümüz Muğla Tabip Odası Başkanı Ferit Turhan
da, santralın doğaya ve insanlara zarar verdiğini, ancak filtrelerin devreye girmesiyle
tahribatın azalacağına inandığını söyledi. İlçede santralın bölge halkına ne derecede
zarar verdiğini bilimsel olarak ortaya koymak gerektiğini belirten Turhan, Tabip
Odası'nın bu amaçla hazırladığı projenin 110 bin YTL bulunamadığı için gerçekleştirilemediğini
anlattı.
Santralda 20 astım hastasının bulunduğunu belirten Turhan, bunun neden kaynaklandığının
bilimsel olarak tespit edilmediğini belirtti.
Antik kent kül karası!
Eski Muğla Tabip Odası Başkanı Naki Bulut, santralın etkisinin ilçedeki antik
Stratonikeia kenti kalıntılarında da açıkça görüldüğünü söyledi. Roma ve Bizans
döneminden kalma antik mermerlerin santralın yaydığı kirlilik nedeniyle karardığını
belirten Bulut, ilçedeki hastalıkların da arttığını vurguladı. Bulut, "Filtre
takılsa bile önemli olan 25 yıldır bırakılan toksik maddelerin insanlar üzerinde
hangi etkileri bıraktığını tespit etmek" diye konuştu.
Küller içme suyuna karışıyor
Yatağan Termik Santralı'ndan çıkan küller ve atık su da santralın birkaç kilometre
uzağındaki kül barajına bırakılıyor. Kilometrelerce büyüklükte bir alana bırakılan
tonlarca atık maddenin oluşturduğu barajın görüntüsü de Yatağanlıları korkutuyor.
Üzeri toprakla örtülen atıkların sızarak yeraltı suyuna karışacağını belirten
Yatağanlılara göre, su da zehirleniyor.
YAÇEV Sözcüsü Alpözen, Temmuz 2005'te aynı gün içinde 600 kişinin zehirlenme
şikayetiyle hastaneye başvurmasının sudan kaynaklandığını öne sürdü.
AİHM, Türkiye'yi mahkûm etmişti
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Temmuz 2005'te, Yatağan, Yeniköy ve Gökova
termik santrallarıyla ilgili olarak yargının verdiği kapatma kararını uygulamayan
Türkiye'yi, toplam 10 bin euro tazminata mahkûm etti. Avukat Ahmet Okyay ve 9
arkadaşının 1996'da açtığı davaya ilişkin kararda, "Bu 3 santralın yıllardır yerel
kirliliğe neden olduğu" vurgulandı. Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni
ihlal ettiği hükmü, Türk yargı makamları tarafından alınan "kapatma" kararlarının
uygulanmamasına dayandırıldı.
Mahkeme, yaptığı değerlendirme sonrasında, "Başvuru sahiplerinin Türk vatandaşı
olarak sağlıklı bir yaşam sürme hakkına sahip olduğunu" vurguladı. Yargı kararlarına
karşın Bakanlar Kurulu'nun 3 Eylül 1996'da aldığı bir kararla santralların faaliyetlerine
devam etmesini kararlaştırması AİHM'nin "ihlal" belirlemesinde etkili oldu. AİHM
kararında, Bakanlar Kurulu kararının, "iç hukuk açısından hukuki temelden yoksun"
ve "tamamen yasadışı" olduğu vurgulandı.
Filtre inşaatı tam 9 yıldır bitirilemedi
Yatağan'da kirliliğin, Hava Kalitesini Koruma Yönetmeliği'nde belirtilen değerin
üstünde olması nedeniyle Baca Gazı Desülfürizasyon Tesisi'nin entegre edilmesi
için ilk çalışmalar 1993'te başladı. Proje olarak onaylanan sisteminin inşasına
ise 1997'de başlanabildi. 2000 yılı ortalarında yüzde 90'ı tamamlanan sistemi
hazırlayan Alman firması, alacaklarını tahsil edemediği gerekçesiyle projeden
çekildi. Ağır aksak da olsa süren çalışmalar sonucunda, halkı dumana boğan kükürt
dioksit gazının emilmesini sağlayacak baca gazı arıtma sisteminin birinci ünitesi
18 Ocak 2001'de tamamlanarak devreye girdi. Santralın baca gazı kükürt arıtma
tesisi anlaşması da 2005 yılında imzalandı.
Milliyet Gazetesi