Miğferden servis tabağı kavuktan vazo yaptılar, lületaşını bakır küplerin tepesine
kondurdular...
Bir zamanlar lületaşı denince aklımıza iki şey gelirdi. Pipo ve Eskişehir.
Tespih, kolye gibi istisnai girişimleri saymazsak lületaşından başka bir şey yapmak
bugüne kadar kimselerin aklına gelmedi. Türk kültürünü tasarlamak amacıyla kurulan
marka Hiref, lületaşından bambaşka şeyler yapmayı akıl etti.
Ebru Çerezci ve Güvenç Kılıç, dördüncü koleksiyonlarında lületaşına ağırlık
verdi. Koleksiyonda Osmanlı’ya ait kavuk ve miğfer formları da dikkat çekiyor.
Ebru Çerezci ve Güvenç Kılıç’ın Türk kültürünü tasarlamak, Türk el sanatlarını
diriltmek amaçlı kurduğu marka Hiref, dördüncü koleksiyonunu piyasaya çıkardı.
Geleneksel ile modern arasında köprü olan Hiref, ismini Osmanlı dönemindeki zanaat
örgütü Ehl-i Hiref’den alıyor. Logosu da hilal şeklinde.
2003’te kurulan markanın ilk koleksiyonu sayesinde Beykoz cam sanatı dirildi.
İkinci koleksiyonuyla Kastamonu ahşap oymacılığı yeni bir ivme kazandı. Ergün
Gündüz’ün harem kadınlarını resmettiği üçüncü koleksiyonu "Harem", porselen sektörüne
taze bir kan getirdi. Şimdi sıra Eskişehir’in lületaşına geldi.
Tasarımcı Ebru Çerezci, lületaşını nasıl fark ettiğini şöyle anlatıyor:
"Her koleksiyonda olduğu gibi bu koleksiyonda da Anadolu’ya özgü bir el sanatını,
çağdaş bir formla dünyayla paylaşmak istiyordum. Araştırmalarım sonucunda lületaşı
karşıma çıktı. Çok kıymetli bir taş. Dünyada sadece Eskişehir’de çıkıyor. Yerin
yedi kat dibinden uzun proseslerden geçirilerek çıkarılıyor. Ayrıca yaşayan bir
madde. Hava ile temas ettikçe rengi değişiyor. Farklı tonları ortaya çıkıyor.
Bu da lületaşının değerini daha da artırıyor."
Antep'in Küpleri
Güvenç Kılıç, lületaşını bakır küplerle birlikte kullandıklarını söylüyor.
Küplerin Türk kültüründeki anlamına da değinmeden geçmiyor: "Özellikle Anadolu
için küp çok önemli bir form. Kimi kız istemeye giderken içini altınla doldurur,
kimi pirinç koyar. O küpler kırılır. Onun da bir anlamı vardır. Biz küplerin tepesine
lüle taşından hilal yaptık. Biliyorsunuz hilal bizim logomuz. Küpleri Antep’te
yaptırıyoruz."
Dördüncü koleksiyon 26 parçadan oluşuyor. Lületaşının dışında farklı ürün
gurupları da var. Bunların içinde en göze çarpanı kavuklar. Osmanlı kavuğunu cam
bir formda üretip, vazo yapmışlar. Üç ayrı boyu var. Selçuklu motiflerine ağırlık
vermişler. Tabakları ve vazoları bu motiflerle işlemişler.
El Sanatları tanıtan katalog
Hiref’in dördüncü koleksiyonuyla birlikte ürün adedi 130 parçaya ulaşmış.
Bütün koleksiyonlar hali hazırda satışta. Türkiye’de tüm Beymen mağazalarında
ve yurtdışında Dubai, Kuveyt, Amerika, Yunanistan, Ürdün gibi ülkelerde satılıyor.
Paketlenirken kutulara ürün hangi el sanatıyla üretiliyorsa onu tanıtan minik
kataloglar da konuluyor.