Öncelikle belirtelim ki bu satırların yazarı mimar olmayıp çalışma alanı sosyoloji
olan, bürokratik olarak da kültür ve turizmle ilgilenen bir akademisyendir.
Bu açıdan kent, kültür, kentleşme ve kentlileşememe sorunlarıyla ilgilenen her
akademisyenin ve İstanbul gibi bir büyük kentin turizmi üzerine çalışanların önüne,
‘mimarlık’ kültürel bir sorun olarak kaçınılmaz bir şekilde gelmektedir. Dünya
Mimarlar Kongresi’nin İstanbul’da yapılması ve ana konseptinin ‘pazaryeri’ olarak
belirlenmesi ve bu çerçevede mümkün olduğunca mesleki katılımın dışında sivil
katılımın da önemsenmesinin, mimarlığın farklı çevrelerin gündemine girmesi açısından
olumlu katkıları olmuştur. Mimarlığın, şehirde yaşayan herkesi ilgilendirdiği
temel gerekçesi açısından bu katkı önemli görülmektedir.
Sosyolojik açıdan mimarlığın günümüzde belki de en önemli sorunu; algılanma ve
fonksiyon boyutudur. Halkın ve inşaat sektörünün önemli bir kısmı, inşaat mühendisi
ve mimar arasındaki farkı ayırt etmekten uzaktır veya gereken önem verilmemektedir.
Bunun da etkisiyle maalesef yapılarımız estetikten uzak bir şekilde inşa edilmektedir.
Mimarlığı ve mimarları anlamak; eğitim, kültür, estetik ve şehirlilik düzeyi ile
doğrudan ilgili görülmektedir. Dolayısı ile sorun, sadece mimarlıkta değil, mimarlığı
kültürel ve estetik boyutu ile anlamada yatmaktadır.
Gerçekte ise mimarlık, kültürel boyutu ağır basan bir meslektir ve özellikle
bir ‘şehir’ mesleğidir. Mimarlık, şehirden uzaklaştığında şehirler estetik olmaktan
çıkıp beton yığınına dönüşebilmektedir. Bu yüzden günümüzde hem şehirleşme hem
de mimarlık açısından en önemli sorun; şehirle mimarlığın ayrılığı problemidir.
Bu ayrılığın varlığı iki tarafı da olumsuz etkilemektedir. Sorunun çözümü ise
anlaşıldığı üzere bütünsellik içerisinde yeniden buluşmayı gerçekleştirmektir.
Bu ayrılık, şehirde yaşayanların şehirli hale gelememesinin de nedenleri arasında
bulunmaktadır. Zira, estetikten yoksun bir şehirde yaşamak şehirli hale gelememenin
sebepleri arasında kabul edilir. İşte mimarlığın şehirleşme ve sosyolojik açıdan
önemi, büyük ölçüde buradan kaynaklanmaktadır. Olayın turizm boyutuna da kısaca
değinmekte yarar var. Bir kente gelen turist, o kentin özgün mimari eserlerini
görmek istemekle birlikte şehrin bir bütün olarak estetik ve mimari görünümüyle
de ilgili olmaktadır. Şehir, mimarinin kattığı estetik görünüm ile çok çekici
bir konuma gelebilmekte veya tam tersi durumda itici bir hal alabilmektedir.
İlgili bakanlık arayışının müzakere gerekliliği
Bu kısa girişten sonra başlıkta gündeme getirmeye çalıştığımız konuya gelelim.
Gerçekten kültürel bir meslek olarak mimarlık, doğrudan hangi bakanlığı ilgilendirmektedir?
Bu konuda bildiğimiz kadarı ile bir açıklık bulunmamaktadır. Fakat öncelikle mimarlık
gibi bir mesleğin, bir bakanlığın doğrudan ilgi alanına girmesinin gerekli olup
olmadığı üzerine bir şeyler söylemek gerekiyor. Bakanlık ilgisini, algılama ve
fonksiyon açısından tahakküm ve denetim şeklinde değil de lojistik ve kolaylaştırıcı
olarak görürsek mimarlığı ve mimarları bir bakanlığın kapsamı içerisinde düşünmenin
bir mahsuru olamaz. Bunun aksine birçok açıdan yararını görmek mümkündür. Kültürel
ve estetik yanı ile şehirde yaşayan herkesi ilgilendiren bir mesleğin, bir bakanlığın
kolaylaştırıcılığında olması çeşitli etkileşimleri doğuracak ve bu da mesleğe
pozitif katkılar sağlayacaktır.
Daha önce de vurguladığımız gibi mimarlık mesleği kültür, sanat, estetik ve şehir
boyutuyla mevcut bakanlıklar içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kapsamı
içerisinde görünmektedir. Fakat bildiğimiz kadarı ile tarihi yapıtların restorasyonu
ile ilgili çalışan mimarların dışındakilerle bakanlık ilgilenmemektedir. Bunlarla
da ilginin boyutu, bir meslek olarak değil de çalışma alanı örtüştüğü içindir.
Gerçekte ise mimarlık; geçmişi, günümüzü ve geleceği kuşatan bir meslektir. Bu
yaklaşım çerçevesinde mimarlık, bir bütünsellik içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca
ele alınabilir ve bakanlıkta bununla doğrudan ilgilenecek bir birim kurulabilir.
Bu, şüphesiz bir görüştür ve taraflarca önyargısız bir şekilde karşılıklı yarar
gözetilerek müzakereye açılmalıdır. Bakanlıkta, mimarlıkla ilgili kurulacak birimin
birçok açıdan yararı olacağını düşünmekteyiz. Bununla birlikte, mimarlığın devlet
nezdinde birinci dereceden bir muhatabı olmuş olacak ve mimarlık mesleği/sorunları
çözümü konusunda daha fonksiyonel hale gelmiş olacaktır.
Doç.Dr. Ahmet Emre Bilgili
İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürü
Zaman