Yalın tanıtımıyla kira öder gibi ev sahibi olmak imkanı demek olan ve Batı ülkelerinde
yoğun olarak kullanılan Mortgage sistemi için hazırlanan yasa, Bakanlar Kurulu'nda
imzaya açıldı. 2006 yılının başında uygulamaya geçeceği umulan yasanın rüzgarı
bile şimdiden piyasalara yetti. Finans sektörü garantili bir yeni argüman kazanacağını
umarken, ekonominin can damarı inşaat sektörü canlanacağı, yeni iş imkanları oluşacağı
için umut dolu... Ama mortgage dikensiz gül bahçesi de değil. kendi içinde bir
takım sorunları barındırıyor. OYAK başta olmak üzere çok üyeli kuruluşlar ve bankaların
düğmeye bastığı Mortgage sistemi bazı yapısal değişikliklerin de yapılmasını mecbur
kılıyor.
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Haluk Sur, sistemin gelişme
aşamasını ve gayrimenkul ve inşaat sektörüne etkileri konusunda şunları söylüyor.
'Düşüş trendine giren enflasyon, faizlerde yaşanan düşüş ve döviz fiyatlarındaki
stabilite uzun bir süre sonra gayrimenkulu yeniden en gözde yatırım aracı durumuna
getirdi. Borsa yatırımı yerine klasik gayrimenkul rant beklentisi yaygınlaştı
ve bankalardaki mevduata garanti sınırlaması getirilmesi gayrimenkule dönüşü hızlandırdı.
Şehirleşme ve kentleşme sürecinin devam ediyor olması, devlet yatırımlarındaki
artış, gelişen hayat standartları ve yaşanan deprem felaketlerinin ardından yeni
yönetmelikler ve yasalarla konutların kalitesinin artırılıp depreme dayanıklı
hale getirilmesi gibi faktörler de gözönünde bulundurulduğunda genel anlamda yüzde
10 büyüme sergileyen Türkiye ekonomisi içinde inşaat ve gayrimenkul sektörlerinde
yaşanan artışı sürpriz olarak değerlendirmenin pek de doğru olduğunu düşünmüyoruz.
Önümüzdeki dönemde mortgage sisteminin de devreye girmesiyle gayrimenkul sektöründe
büyüme göreceli olarak devam edecek. Türkiye'nin demografik yapısı ve sürekli
artan genç nüfusu gayrimenkul ve inşaat sektörlerindeki gelişimin ve büyümenin
devam edeceğini gösteriyor.'
Mortgage'ın sorunları
Mortgage'in en önemli ayağı istikrar. İstikrar bozulduğu anda bilançodaki dengeler
bozulunca, tüm sistemin çökme olasılığı var. Mortgagede bankalar tüketiciye YTL
ağırlıklı olarak 10- 20 yıl gibi uzun vadeli kredi veriyorlar. Buna karşın bankalar
tüketicilere bu kredileri verebilmek için çok daha kısa vadeli ve büyük oranda
dövizle borçlanıyorlar. Ekonomideki istikrarın olumsuz gitmesi döviz fiyatlarını
yükselterek, fiyatları artırınca bankaların edindikleri kredilerin maliyetleri
artacağı ve sattıkları menkul değerlerin alış ve satışı arasında fark olacağı
için sıkıntı başgöstereck.
GYODER Başkanı Haluk Sur bu aşamada, 'kira verir gibi ev sahibi olun' sloganlı
sistemin önündeki en önemli engelin, İstanbul'daki iskanlı arsaların azlığı ve
sınırlı yapı stoku olmasına bağlıyor. Sur, 'Mortgage, bir yandan konut kredisi
kullanım maliyetini düşürecek ama sınırlı sayıdaki konut arzı fiyatların artmasına
sebep olacak. Konut değerlerinin artmasıyla birlikte de gereksinim duyulan konut
kredisisi ve dolayısıyla geri ödenecek taksitlerin miktarı artacak ve sistemden
faydalanması esas olan alt ve orta gelir grubuna dahil vatandaşların talepleri
ilk etapta sınırlı kalacak' diyor. Sektörün içindeki bazı kurumlar ise mortgagenin
olumsuzluklarını belirtmek için henüz erken... Mesela bugün bankalar eğer projeyi
gerçekleştiren inşaat firması ile anlaşmamışlarsa konut kredisi vermeleri için
inşaatın yüzde 70- 80'inin tamamlanmasını şart koşuyorlar.
Halbuki, mortgagede inşaat halindeki konutlara da kredi kullandırılıbiliyor.
Bunun getirilerini en az 10 yıl sonra yasadan yararlananlar görecek. Yine Türkiye'de
bu sistemin yararlı bir biçimde yürümesini önleyecek önemli problemlerden biri,
mevcut konutların yarısından fazlasını ruhsatsız konutların oluşturuyor olması.
Yapıların çoğunun kaçak olmasının yanısıra yüzde 40'ının da onarım aşamasında
olması mortgage sisteminin sağlıklı işlemesi için engel oluşturuyor.
Gündemdeki düzenlemeler
GYODER Başkanı Haluk Sur bu konuda şunları söylüyor: 'Bankaların halihazırda
verdiği konut kredileri, iskanı olmayan yani kat irtifakı tesis edilmiş ama yapı
kullanım izni almamış binalardaki daireleri de kapsıyor. Mortgage ile birlikte
ancak iskanı alınmış ve oturma izni olan daireler için kredi kullandırılabilecek.
Ayrıca şu anda binde 15 olan tapu harcı eskisi gibi dairenin satış değerinin altında
gösterilerek ödenemeyecek, artık dairelerin gerçek değeri üzerinden ödenmek zorunda
kalınacak. Mortgagede borç ve aylık ödeme taahhütleri menkul değerler durumuna
dönüştürülüp tahvil olarak satılacağı, kısaca borçlar ve riskler başkaları tarafından
alacak olarak satın alınacağı için eskisi gibi tüketici istediği zaman borçlarını
tamamen kapatamayacak. Halen bitmemiş inşaat halinde olan konutlara, proje üzerinden
konut satışlarında olduğu gibi konut kredisi kullandırılabilirken mortgage kullandırılması
şu anki duruma göre mümkün olmayacak.'
Faizler düşecek ama
Yine mortgage uygulamasında aylık faizini yüzde 0.50 olması gerektiğini vurgulayan
Sur, 'Ancak o zaman Türkiye'de nüfusun yüzde 70- 75'i çok rahat kredi kullanabilecek.
Aylık ödemeler 400- 500 YTL seviyesine inecek. Ancak enflasyonun yüzde 5'in altına
çekilmesi gerekir' diyor. Mortgage tasarısına hem sabit, hem de değişken faiz
seçeneiğinin konulması gerektiğini de dile getiren Sur, değişken faizin daha avantajlı
olduğunu, ancak tüm temennisinin enflasyonun bu denli düşük kalması olduğunu kaydetti.
Mortgagedeki bir yeniliğin de kredi faizi düştüğünde eski sözleşmenin yerine düşük
faizle yeni sözleşme yapma kolaylığı olacağını belirten Sur, 'Geçmişte bankalar
kontrat yapamayız, ödeyin diyordu. Yeni yasada böyle değil. Diyelim ki yüzde 1'den
konut kredisi kullandım ve bir süre sonra faiz yüzde 0.9'a düştü. Kontratımı kapatıp
yeni faiz üzerinden ödemelerime devam edebileceğim. O zaman da faizden, iniş çıkışlardan
kimse korkmayacak' şeklinde konuşuyor
Yeni konutlar
Yalnızca yapı kullanma iznine sahip bitmiş konut sahiplerine bu olanağın sağlanması
durumunda fiyatları çok yükselir. Çünkü Türkiye'de mevcut konutların yüzde 70'inin
belgesi yok. Bankalar bu nedenle inşa halindeki konutları da mortgage sistemine
katmak istedi. Bununla birlikte uygulama henüz netleşmedi. Belki de yapım aşamasındakiler
ilk etapta ikincil piyasada sunulamayacak.