Citibank’ın Londra’daki bölge merkezinden Akbank Murahhas Üyeliğine transfer
olan Bülent Adanır, mortgage krizi için "ahmaklar cenneti bitti" benzetmesi yaptı.
Adanır, "Krediyi alan, veren ve sistemi deneyen, yani konunun tüm tarafları bir
’ahmaklar cenneti’ yaratmıştı, kriz patladı. o da bitti. Şimdi dünyada bol para
yerini normalleşmeye bırakıyor" dedi.
Akbank’ın Citigroup’tan transfer ettiği kredilerden sorumlu yeni Murahhas Üyesi
Bülent Adanır, ABD’de yaşanan, sonra dünyanın önemli merkezlerini de saran mortgage
krizi için, "Önem verdiğim bir benzetme vardır, ’ahmaklar cenneti’, bu mortgage
konusunda da tam bir ’ahmaklar cenneti’ yaşandı. Kriz patlayınca da sözünü ettiğim
cennet ortadan kalktı" dedi. Adanır, mortgage kriziyle birlikte dünyada "bol para"
döneminin kapandığını söyledi. Adanır, mortgage krizinin en tedirgin edici yanının,
reel sektöre sıçraması olduğuna dikkat çekti.
Herkesin sorumluluğu var: 26 yıl Citibank’ta çalıştıktan sonra bir ay kadar önce
Akbank’ın yönetim kuruluna Murahhas Üye olarak giren Bülent Adanır, ekonomi basınıyla
ilk sohbet toplantısında, ABD’de patlayan mortgage krizini ve beklenen gelişmeleri
değerlendirdi. Adanır, "ahmakların cenneti" benzetmesi yaptığı mortgage olayında
gelinen noktada üç kesimin sorumlu olduğunu savunarak, bunları şöyle sıraladı:
Krediyi kullanan: Çok riskli mortgage kredilerini kullananlar, ödeme güçlerinin
olmadığını bile bile bu borç yüküne girdiler. Dolayısıyla önemli sorumlulukları
var.
Krediyi veren bankalar: Bankalar para bolluğu içinde krediyi kullananların ödeme
güçlerine hiç özen göstermediler. Hiç peşinatı olmayana, yani konutun yüzde 100’üne
kadar kredi verdiler.
Denetleyici otorite: Başta ABD olmak üzere mortgage sisteminin yaygın olduğu,
bu krediler karşılığında menkul kıymetlerin de kullanıldığı ülkelerde denetleyici
otoritenin de büyük sorumluluğu var. Denetleyici otorite, bu riski görebilirdi.
Dünya borçla büyüdü: Bülent Adanır, dünya ekonomisinin büyümesini de borçla finanse
ettiğini ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu ortamda borçlar giderek büyüdü.
Şimdi önemli olan yaşanan sorunun reel sektöre sıçramaması. Eğer reel sektöre
sıçrarsa, o zaman sıkıntı daha da büyür. Bence sorun çözülemeyecek gibi görünmüyor.
Zaten başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere önde gelen merkez bankaları sorunu
çözebilmek için her türlü adımı atıyor. FED’in faizleri düşürmesi, merkez bankalarının
aralarında ’ihtiyacı olana kaynak sağlanacak’ yönünde para trafiği oluşturması
bundan kaynaklanıyor."
Globalizmin zararı: Globalleşmenin iyi ve kötü yanlarının olduğuna işaret eden
Adanır, şunları söyledi: "Para bolluğu varken globalleşme iyiydi. Dünyadaki bol
parayı herkes gücüne, etkisine göre paylaşıyordu. Şimdi de mortgage krizinin etkilerini
hep birlikte paylaşıyoruz. Bu da globalleşmenin kötü yanlarından biri."
10.5 milyar doların vadesi geliyor ama sorun yaşanmaz
Türk bankacılık sektörünün dış piyasalardan gerçekleştirdiği borçlanmalardan
10.5 milyar dolarlık bölümünün vadesinin 2008 yılında dolacağına işaret eden Akbank
Murahhas Üyesi Bülent Adanır, şu değerlendirmeyi yaptı: "2008 bayında dünyadaki
para bolluğunun eskisi gibi olmadığını daha iyi anlayacağız. Bunun en önemli işareti
libor’un yükselmesi oldu. Yüzde 1-2’ler düzeyinde olan libor, bugün artık yüzde
5’lere çıkmış durumda. Yani, Türk bankaları için de düşük faizli, ucuz döviz kredisi
dönemi geride kaldı. Şimdi bu 10.5 milyar dolarlık kredi yenilenirken de bunun
etkisi görülecek. Yalnız, 10.5 milyar doların büyük bölümünün vadesi 2008’in ikinci
yarısında doluyor. O zamana kadar piyasa yeni dengesini bulmuş olur."
Türkiye’yi dünyada para bolluğunun bitmesi etkiler
Türkiye’de henüz mortgege sisteminin başlangıç aşamasında olduğuna dikkat çeken
Akbank Murahhas Azası Bülent Adanır, şöyle konuştu: "Dünyada yaşanan mortgage
krizinin en az etkilediği ülkeler arasında Türkiye var. Türkiye, bu krizle birlikte
para bolluğu döneminin gerilerde kalmasından etkileniyor, etkilenecek de. Son
birkaç yıldır olduğu gibi Türkiye’ye bol ve ucuz para akışı olmayacak. Çünkü,
dünyadaki para akışı normal seyrine dönecek. Bu durumu Türkiye açısından sorun
çıkacakmış gibi algılamamak gerekiyor."
Türk finans sektörü artık güçlü durumda
Türk bankacılık ve finans sektörünün 2001 krizinden sonra sağlıklı yapıya kavuştuğunu
ifade eden Bülent Adanır, şunları dile getirdi: "Bugün Türk bankacılık sektörü
çok sağlıklı görünüyor. Hem sermaye yapısı güçlü, hem de yaptıkları işlerden zarar
etmeleri söz konusu değil, kárlılıkları var. Türkiye’deki reel sektör de genelde
verimli çalışıyor."
Türkiye’de faizlerin yönü düşüşü gösteriyor
Bülent Adanır, Merkez Bankası’nın son yüzde 0.50’lik faiz indirimini değerlendirirken,
şunları söyledi: "Özellikle üçüncü çeyrekte büyümenin yüzde 2’de kalması, Türkiye’de
faizlerin yönünün aşağı doğru olduğunu gösteriyor. Dünyada dalgalanma olsa da
YTL faizlerinin aşırı yükselme trendine döneceğini sanmıyorum. Ancak, dışardan
borçla getirilen dövizin faizi içerde de yükselecektir."
Kredi riski matematikle değil hisle de anlaşılır
Citibank’ta en son Londra’da Ortadoğu, Avrupa ve Afrika Bölgesi sorumlusu olarak
kredileri yöneten Bülent Adanır, uzun yıllar kredi işine baktığını belirterek,
bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: "Kredi çok hassas bir konu. Kredi riskini
her zaman matematik formüllerle anlayamaz, çözemezsiniz. Müşteriyi, sektörünü
iyi tanımak zorundasınız. Eğer piyasaya çıkarsanız, müşteriyi yakından tanırsanız,
o zaman risk olup olmadığını da rahatlıkla hissedebilirsiniz."
Hürriyet Gazetesi