İngilizce bir kavram olmasına rağmen neredeyse Türkçede kullanılan bir kelime
haline gelen mortgage, konut hayali kuran kesimler için ümit ışığı oluyor. Bir
taraftan da kampanyalı konut satışına yönelik ilanlar hız kesmeden devam ediyor
Ancak, 'uzun vadeli yapı finansman sistemi' olarak adlandıracağımız sistem
içinde ipotekli konut kredisinin uzun vadeye dayalı olarak verilmesine ilişkin
uygulamanın varlığı ve konut finansman kuruluşlarınca konut kredisinin karşılığını
oluşturacak alacakları için menkul kıymet ihraç olanağı konusunda tüm mevzuat
hükümleri hazırken 'Mortgage Yasası' diye bilinen yasanın olmazsa olmaz şeklinde
algılanmasına anlam vermek mümkün değildir. Yasa, 'yemek tarifi yapar gibi mortgage
diye bir uygulama başlatacak ve bunun nasıl uygulanacağını düzenleyen değişiklikler
yapacak' şeklinde beklentisi olanlar için hayal kırıklığı yaratacaktır.
Yasa tekniği açısından Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı söz konusudur. İpotekli konut kredisi sisteminin işlerliği yolunda
icra-iflas, tüketicinin korunması, sermaye piyasası ve vergi mevzuatının çeşitli
hükümlerde değişiklik yapılması düşünülmektedir. Bu yasanın sihrini, vergi mevzuatında
yapılan değişiklik ile konut kredisi faizlerinin gelir vergisinden düşülmesi ve
bankaların konut alacakları karşılığı ihraç edecekleri menkul kıymetlerin vergiden,
en azından belirli bir süre muaf kılınması oluşturacaktır.
Tüketici dikkatli olmalı
Tasarının tüketici açısından önemli olan boyutuna değinmek gerekirse, şu
an Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca konut finansmanı için kullanılan
banka kredileri, tüketici kredisi niteliğinde olup, faizin belirli olmasına dayalı
olarak aylık ödemeler sabittir. Tüketiciler beğendikleri konutu, en uygun faiz
yüküyle -önerdiğimiz süre olarak yedi yılda- aylık taksitler ile edinmelidirler.
Oysa, yeni tasarıda ülke ve uluslararası alanda kabul gören endeksler kullanılarak
değişken faiz uygulaması getirilmekte TEFE, TÜFE, LİBOR gibi endekslere dayalı
önceden belirtilen oranda artışlar düşünülmektedir. Özetle, yeni yasa ile şu anda
sabit olan aylık ödemeler değişken hale gelmektedir.
Yeni tasarı tartışılırken, değişken faizli yeni sistem unutulmamalı ve resmi
açıklamalar ne yönde olursa olsun, (dövizle kazanmayanlar için) dövizle borçlanmama
ilkesi akıldan çıkarılmamalıdır. Peşinatı bulup, taksitlerini kira geliri ile
ödemeyi planlayanlar için doğacak kriz senaryosu unutulmamalıdır. Ödeme yapmayan
veya kira borcunu biriktirip kaçan bir kiracının bulunması halinde, kira bedelinin
elde edilmesinin uzun bir dava sürecine mahkum olması ülkemiz açısından sürpriz
olmamalıdır.
Bir diğer önemli husus ipotekli konut finansman alacaklarının menkul kıymetleştirilmesidir.
Konut kredilerinin sürdürülebilirliği yolunda menkul kıymetleştirme başarılamadığı
sürece, konut kredisine ayrılan fonlar yurtdışı kaynaklı olmaya mahkumdur. Konut
finansman sisteminin ülkemiz açısından devamlı ve faydalı olabilmesi, tüketicilerin
kredi borçlarının geri ödenmesi beklenmeden, bankaların ipotek teminatlı alacak
haklarının menkul kıymetleştirilmesine bağlıdır. Tasarıya gerek kalmadan, mevzuatımız
'varlığa dayalı menkul kıymet' ihracına olanak tanımaktadır. Tasarı bu konuda
yeni kavramlar getirerek 'ipotek teminatlı menkul kıymet' ve !konut finansman
fonu' adı altında yeni menkul kıymet türleri yaratmaktadır.
Tam bu noktada, ülkemiz açısından fahiş hatalı bir uygulamaya vücut verilmektedir.
Mevcut sistemde sağlıklı işleyen ipotekli konut kredisi kat irtifakı tapusuna
dayandırılmıştır ki, deprem yönetmeliği de yeni inşa edilen bu konutlara ilgiyi
artırmaktadır. Oysa tasarı, yapı kullanma izin kağıdına sahip konut kredilerini
baz alarak düzenleme getirmektedir.
Kat irtifakı yasal bir kurum olmasına rağmen, yapı kullanma izin kağıdına
sahip olmayan konutlara kamu hizmeti sağlanamayacak, bu tür konutlar İmar mevzuatınca
kaçak konut durumuna düşecek ve kredi sisteminin yapı kullanma izin kağıdına bağlı
olarak işlemesi, bu belgeye sahip konutların değerini anlamsız oranda artıracaktır.
Ayrıca, zemin etüdü aranmayan, 1970'li yıllarda deprem yönetmeliği uyarınca yapılmış
yapı kullanma izin kağıdına sahip konutların da deprem güvenliği açısından ne
derece sağlam oldukları da herkesin malumudur.
Kaynak: Milliyet