Belli tipteki binaların ve belli tipteki şehirlerin insanların yaşam şekillerini
etkilemesi uzak bir fikir değil. Eğer böyle olmasaydı, mimarlıkla niye uğraşılsın
ki? Sovyet avant-garde mimarların devrimci şevkleri ve idealistlikleri toplumun
mimariden sadece etkilenebileceği inancı üzerine temellenmemişti, aynı zamanda
yapılı form hayatı tümüyle dönüştürebilirdi.
Erken 20. yüzyılın modernist hareketi içinde bir sanatsal ve mimari hareket olan
Sovyet Konstrüktivizmi, taraftarlarınca bir stil olarak değil, bir metot olarak
görülüyordu. Fakat, konstrüktivist binalar benzer stilize eğilimler paylaşıyordu:
büyük alanlar geçen çizgiler, ayırıcı bir geometri, silindirik merdiven boşlukları,
"kurdele pencereler" ve genel bir sadelik ve önemsiz dekorasyon dokunuşları eksikliği
ile birlikte fazlaca cam. Hafiflik ve saydamlık- ki bunlar Rusya düşünüldüğünde
ilk akla gelen nitelikler değildir- mükafatlandırılıyordu.
Maalesef, Moskova'nın konstrüktivist hazinelerinden bir çoğu şimdiye kadar keskince
değiştirildi; şu anda yanlış yönlendirilmiş "rekonstrüksiyonlar" görüyorlar ya
da sadece gittikçe büyüyen bir umutsuzluk içine düşüyorlar ve dolayısıyla tümden
bir yıkım tehdidi altındalar. Sadece bir kaçı diğerlerine oranla iyi tanınıyor,
ama bir çoğu şehre dağılmış oldukları halde farkedilmiyor.
Joy Ziegeweid (Çeviren:Zehra Tonbul)
Bunlar arasında Zuyev İşçi Klübü, Tekstil Enstitüsü Öğrencileri İçin Toplantı
Evi, Rusakov İşçi Klübü, Proleteryan Bölge İçin Kültür Sarayı, Izvestia Binası,
Narkonzem, Tsentrosoyuz binaları bulunuyor.
Binalarla ilgili daha detaylı bilgileri bulabileceğiniz habere buradan ulaşabilirsiniz.
The Moscow Times